Derin Maviliklerin Muhafızları: Denizaltı Filosu Komutanlığı
Osmanlı İmparatorluğu döneminde İngiltere’den parça parça getirilerek Taşkızak Tersanesi’nde monte edilen ve 6 Eylül 1886’da Haliç’te denize indirilen ‘Abdülhamit’ isimli denizaltı gemisi ile başlayan Türk Denizaltıcılığı, TCG I. İnönü ve TCG II. İnönü Denizaltı Gemilerinin 1929’da Donanma Komutanı Vekili Yarbay Şükür OKAN’ın emri ile kurulan Tahtelbahir (Denizaltı) Gemileri Komutanlığı’na bağlanması ile Denizaltı Filosu Komutanlığı olarak müstakil bir birlik haline gelmiştir.
Türk Denizaltıcılık Tarihi’ne baktığımızda halen hizmette olan AY (4x), PREVEZE (4x) ve GÜR (4x) Sınıfı Denizaltılardan önce, Cumhuriyet’e kadar İsveç (İngiltere’de inşa) , Fransa (1’inci Dünya Savaşı Sırasında el konulan Müstecip Onbaşı) olmak üzere 2, Cumhuriyet sonrası, Hollanda, İtalya, Almanya, İngiltere ve ABD olmak üzere 5 farklı ülkeden toplam 39 denizaltının alındığını ve bu gemilerin hizmet ömürlerini dolduruncaya kadar Denizaltı Filosu Komutanlığı emrinde görev yapmış olduğunu görmekteyiz.
Halen hizmette olan, dizayn ve inşasında Almanya ile işbirliği yapılan AY Sınıfı (Tip 209/1200) Denizaltılar 1975’ten itibaren hizmete girmeye başlamıştır. AY Sınıfı Denizaltıların ilk üçü olan TCG Atılay, TCG Saldıray ve TCG Batıray Almanya’da, diğer üçü olan TCG Yıldıray, TCG Doğanay ve TCG Dolunay ise Gölcük Tersanesi Komutanlığı’nda inşa edilmiştir.
Türk Denizaltıcılığının bir sonraki aşaması olan 1.400 tonluk PREVEZE (Tip 209/1400) ve GÜR Sınıfı (Tip 209/1400 Mod) Denizaltıların tamamı Gölcük Tersanesi Komutanlığı’nda, yine Almanya ile işbirliği suretiyle inşa edilmiştir. Bu denizaltıların en önemli özellikleri modern elektronik sistemlerinin yanı sıra, su altından uzun menzilli güdümlü mermi (UGM-84 Harpoon) atabilme yeteneğine sahip olmalarıdır.
Türk Donanmasının vurucu gücünü oluşturan muharip birliklerden birisi ve sahip olduğu gizlilik özelliği ile yarattığı etki açısından Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en stratejik unsuru olan Denizaltı Filosu Komutanlığı, erişmiş olduğu modern ve üstün niteliklere sahip muharip gücü ve buna uygun altyapısı ile, sürekli değişen ve gelişen teknolojinin en yeni olanaklarını bünyesine katarak, geleceğe doğru yürüyüşünü emin adımlarla sürdürmektedir. Bu kapsamda Denizaltı Filosu Komutanlığı, ilk ikisi 2024 yılında hizmete girecek havadan Bağımsız Tahrik (HBT/AIP) başta olmak üzere envanterdeki denizaltılara kıyasla bir dizi üstün özelliklere sahip REİS Sınıfı Tip 214TN Denizaltıları ve Gölcük Tersanesi Komutanlığında 2024 yılı ilk çeyreği içinde Test Bloğu inşasına, 2025 yılında ise ilkinin gövde inşasına başlanılacak tamamen özgün tasarım ve üretim “Milli Denizaltı (MİLDEN)” ile gücüne güç katacaktır.
Türk Denizaltıcılığının 138’inci yılını kutlandığımız bu dönemde, bölgesinin en büyük denizaltı güçlerinden birisi olan Denizaltı Filosu Komutanlığının mevcut imkan ve kabiliyetlerini tanıtmak, envanterindeki denizaltılar ve yakında hizmete girecek yeni nesil REİS ve ilk özgün tasarım ve üretim denizaltılarımız olacak MİLDEN Sınıfı Denizaltılar hakkında okuyucularımıza ilk elden bilgi sunmak üzere Gölcük, Kocaeli’nde konuşlu Gölcük Deniz Ana Üs Komutanlığı yerleşkesi içinde yer alan Denizaltı Filosu Komutanlığını ziyaret ettik ve Denizaltı Filosu Komutanı Tuğamiral Timur YILMAZ ile özel bir söyleşi gerçekleştirdik
Defence Turkey: Sayın Komutanım, röportajımıza Türk Denizaltıcılığı, Denizaltı Filosu Komutanlığının kısa tarihçesi ve ilk denizaltıdan günümüze kadar görev yapan denizaltılarımız hakkında bilgi alarak başlayabilir miyiz?
Tuğamiral Timur YILMAZ: Türk Denizaltı Filosu, dünya denizaltı filoları arasında en köklü olanlarından biridir. Denizaltı Filomuzun tarihi 138 yıl öncesine, Osmanlı İmparatorluğu dönemine dayanmaktadır. Türk Denizaltıcılığının başlangıç tarihi olarak ilk Türk Denizaltısı Abdülhamid'in denize indiriliş tarihi olan 06 Eylül 1886 kabul edilmektedir. Bundan kısa süre sonra ise ikinci Türk Denizaltısı Abdülmecid 1888 yılında hizmete girmiştir. Bu denizaltıların tedariki için Nordenfelt şirketiyle yapılan sözleşmede, inşa maliyeti ve montaj süresinin 3 kat artmasına rağmen, denizaltıların İstanbul’da inşa edilmesi imza altına alınmıştır. Parçaların ön imalatlarının İngiltere’de tamamlanmasını müteakip denizaltılar Türkiye’de Taşkızak Tersanesi’nde birleştirilmiştir. Böylece denizaltı inşa teknolojisi ve tecrübesinin devlet kurumlarına kazandırılması sağlanmaya çalışılmış, Taşkızak Tersanesi bir devletin kendisi için denizaltı inşa ettiği ilk tersanelerden biri olmuştur.
Bu denizaltılar dünyanın en eski denizaltıları arasında yer almaktadır. Bahse konu denizaltıların Türk ve Dünya Denizaltıcılık Tarihindeki rolünü de küçümseyemeyiz. Örneğin, Abdülhamid dalmış durumda kendinden tahrikli torpido atan ilk denizaltıdır. Daha önce de belirttiğim gibi bu denizaltılar çok kısıtlı imkânlara sahip olduğundan etkin olarak kullanılamamış ve sonuç olarak 1910 yılında hizmet dışına ayrılmıştır.
Cumhuriyet döneminde ise, 2’nci Dünya Savaşı’na kadar olan süreçte, düşmana karşı azami caydırıcılığı sağlamak için denizaltı tedarikine ağırlık verilmiştir. Bu anlamda ilk denizaltı alma teşebbüsü 1924 yılında yapılmış, Hollanda’dan 1928 yılında alınan iki denizaltıya, o zamanki zaferlerden esinlenilerek TCG I. İnönü ve TCG II. İnönü isimleri verilmiştir. Bu iki denizaltı 1948 yılına kadar da hizmette kalmıştır.
Ancak hızlı bir şekilde denizaltı kuvveti geliştirilmeye çalışılan bu süreç içerisinde, yurt dışında inşa edilerek yurda intikal ettirilecek denizaltıların satın alınması ile sınırlı kalınmamıştır. Bizzat ulu önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ün emri ile, ikisi Taşkızak Tersanesi’nde inşa edilmek üzere 4 adet denizaltı Almanya’dan alınmıştır. Bu denizaltılardan, Atılay ve Yıldıray Taşkızak Tersanesinde, Saldıray ve Batıray (Savaş nedeniyle teslim edilmemiştir) ise Almanya’da inşa edilmiştir.
Her iki örnekte de bahsetmiş olduğum gibi, başlangıçtan günümüze Denizaltı Filomuzu geliştirmeye gayret ederken önceliğimiz her zaman, yurt dışından platform ve sistem tedarik etmekten ziyade, kendi filomuzu yerli ve milli kabiliyetlerimiz ile Türkiye’de inşa etmek olmuştur.
1930 ve 1940’lı yıllarda, Atılay ve Yıldıray Denizaltılarının ülkemizde inşa edilmeleri, Türk Tersanelerine denizaltı inşa yeteneği kazandırılmasına yönelik bir kilometre taşıdır. Böylece Türk işçisinin bilgi, tecrübe ve niteliklerinin artırılması sağlanmıştır. Ancak kazanılan bu tecrübeler, milli olarak dizayn ve inşa edilmiş bir denizaltı üretememiştir. İkinci Dünya Savaşı sonrası tedarik edilen Amerikan menşeli denizaltılar ile denizaltı ihtiyacımız karşılanmıştır. İlk başlarda Amerika’da yapılan overhol onarımları, 1964 yılından itibaren Gölcük Tersanesi Komutanlığı’nda yapılmaya başlanmıştır. 1970’li yılların başında başlatılan, Alman yapısı AY Sınıfı (Tip 209/1200) Denizaltıların inşa/alınması ile ABD menşeili denizaltılara olan bağımlılık azaltılmış ve Gölcük Tersanesi Komutanlığı’na, TCG Yıldıray ile denizaltı inşa imkân kabiliyeti kazandırılmıştır. O tarihten beridir, bu günkü adıyla MSB Gölcük Tersanesi Komutanlığı’nda, Türk mühendis ve işçilerinin emeği ile denizaltı inşasına devam edilmektedir. Hâlihazırda hizmette olan denizaltılarımız (TCG Batıray hariç) Türkiye’de inşa edilmiştir. Halen de 6 adet REİS Sınıfı Denizaltının, Türk mühendislerinin tasarım katkısı, Türk işçisinin emeği ve Türk Savunma Sanayi ürünlerinin entegrasyonu ile inşa edildiğini gururla ifade etmek isteriz.
Bugün, 138 yıllık Türk Denizaltıcılığımızın bize sağladığı birikim, 1970’li yıllardan beri Türkiye’de inşa ettiğimiz denizaltılarla elde ettiğimiz inşa tecrübesi, ülkemizin gemi inşa sektöründe geldiği nokta, bizim kendi denizaltımızı, yani MİLDEN’i yapmak için büyük bir potansiyeldir ve yeterli bir imkan kabiliyettir.
Denizaltılar gizlilikleri ve yarattıkları etkileri ile günümüzde en stratejik unsur olma özelliklerini idame etmektedir. Dolayısıyla, MİLDEN Projemizi gerçekleştirmek, ülkemizin denizaltı tedarik süreçleri açısından büyük bir kırılım noktası olacaktır. Bu kapsamda, milli silahlarla donatılmış milli denizaltımızı yapmak için tüm milli güç unsurlarımız çalışmalarını yürütmektedir.
Bugün kendi çeliğimiz, kendi sensör ve sistemlerimiz, kendi işçiliğimiz ile denizaltı kuvvetimizi inşa etme hedefine doğru ilerliyoruz. İlerlediğimiz bu istikamette, önceki nesil denizaltılarımıza nazaran, daha yüksek oranda yerli ve milli savunma sanayii ürünü sistemler ile donatılan REİS Sınıfı Denizaltılarımızın ilki olan “Pirireis”in, her başarılı tecrübesinde; MİLDEN’i yerli ve milli sistemler ile inşa etme hedefine daha da yaklaşılmaktadır.
Defence Turkey: Denizaltı Filosu Komutanlığı’nın mevcut konuş kuruluş durumu hakkında bilgi alabilir miyiz?
Tuğa. Timur YILMAZ: Donanma Komutanlığı kuruluşunda olan Denizaltı Filosu Komutanlığı bağlıları Gölcük/Kocaeli ve Aksaz/Marmaris olmak üzere iki bölgede konuşlanmış durumdadır. Gölcük bölgesinde Denizaltı Filosu Komutanlığı Karargâhı, Denizaltı Eğitim Merkezi Komutanlığı ile iki tane Komodorluğumuz bulunmaktadır. Aksaz bölgesinde ise bir Komodorluğumuz konuşlanmış durumdadır. Ancak, gerek tatbikat gerekse rotasyonel ve rutin görevlerle, ülkemizin tüm çevre denizlerinde varlık gösterilmektedir.
Defence Turkey: İki boyutta hareket ve kaçınma manevrası yapabilen su üstü harp gemilerinden farklı olarak üç boyutlu bir ortamda görev yapan ve kaçınma manevrası icra edebilen denizaltı, sahip olduğu sessiz, gizli ve sürpriz silah olma özellikleri ile düşman kontrolündeki sularda dahi herhangi bir desteğe ihtiyaç duymadan bağımsız harekât icra edebilen stratejik önemde bir deniz platformudur. Denizaltı silahının önemi ve etkinliği hakkında bize neler söyleyebilirsiniz?
Tuğa. Timur YILMAZ: Denizaltılar, sahip oldukları en önemli özellik olan gizlilik vasfı ile, muhasım üzerinde sürpriz etkisi oluşturabilmektedirler. Bu özellikleri dolayısıyla, modern donanmaların günümüzde en çok önem verdikleri unsurlardan biri denizaltıdır. Bu önemi kavrayan Türk Deniz Kuvvetleri de, 1886 yılından bugüne denizaltıları envanterinde tutmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti bulunduğu coğrafya nedeniyle, caydırıcı gücü yüksek ve her an harbe hazır bir Donanmaya ihtiyaç duymaktadır. Bu Donanmanın en vurucu ve stratejik unsurları arasında denizaltılarımız da vazgeçilmez durumdadır.
Denizaltılar gizlilikleri ile tespit edilmeden, su üstü unsurlarına beklemedikleri yer ve zamanda hücum edebilir onları imha edebilir. Denizaltıdan atılacak bir torpido, bir fırkateyni batırmaya yeterlidir. Bu etkiyi yaratmak için diğer yüzer ve uçar unsurların, çok daha fazla gayret ve silah kullanmaları gereklidir.
Muhasımın kontrolü altındaki deniz sahasına girip, istediği harekâtı yapabilecek unsur yine denizaltılardır. Bugün denizaltı, bir ülkenin tüm kıyılarını tespit edilmeden mayınlayabilecek yegane unsurdur. Ülkenizin silah menzilinin yetmediği bölgelere de, denizaltınızla yaklaşıp etki yaratma şansınız mevcuttur. Bu bölgelere yönelik istihbarat toplayacak, keşif gözetleme yapabilecek unsurunuz da yine denizaltılarınız olacaktır. Denizaltılar, ülkelerin savunmasında derinlik sağlayabilecek en etkin platformdur. Dolayısıyla, onlarla çok uzaktan ülkenizin savunmasına başlayabilirsiniz. Bir harekât alanında muhasım denizaltının olduğunun bilinmesi bile, harekâtı sekteye uğratır, o denizaltının bulunması için aşırı gayret sarfına neden olur. Bundan dolayı denizaltılar, harbin kaderini değiştirebilecek özellikleri nedeniyle, Donanmamızın caydırıcılığı için hayati unsurlardır.
Bu arada, denizaltıcı olmak isteyip ama denizaltıda yaşamayı tehlikeli olarak görenler için de, bir hususu belirtmek isterim. Harp zamanı, tespit teşhis kapsamında elektronik ve uydu sistemlerinin çok geliştiği, biyolojik, kimyasal ve nükleer silahların kullanılabileceği bir harekât ortamında olduğunuzu düşünün. “Bu ortamda, içinde olmayı tercih edeceğiniz en güvenilir platform sizce nedir?” sorusunun cevabı, bizce tabi ki denizaltıdır.
Defence Turkey: Halen Denizaltı Filosu Komutanlığı kuruluşunda bulunan denizaltı gemilerinin tipleri ile kısa teknik bilgilerinden bahsedebilir misiniz?
Tuğa. Timur YILMAZ: Halihazırda Denizaltı Filosu Komutanlığı kuruluşunda dört tip denizaltı bulunmaktadır:
AY Sınıfı Denizaltılar: Boyları 56 metre, çapları yaklaşık 6 metredir. Sualtında yaklaşık iki ay süre ile harekât yapabilecek şekilde dizayn edilmişlerdir. Homing torpidolara sahiptirler.
PREVEZE Sınıfı Denizaltılar: Çağımızın modern konvansiyonel denizaltılardan olan PREVEZE Sınıfı Denizaltılar, 62 metre boyundadır. Modern homing torpidoların yanı sıra güdümlü mermi atma imkân kabiliyetine de sahiptirler.
GÜR Sınıfı Denizaltılar: PREVEZE Sınıfı denizaltılar ile aynı tekne yapısına sahip olan GÜR Sınıfı Denizaltılar, PREVEZE Sınıfı Denizaltıların komuta kontrol, sonar ve atış kontrol sistemleri ile yüksek elektronik harp imkân kabiliyetlerine güncellenmiş versiyonlarıdır.
REİS Sınıfı Denizaltılar: Diğer sınıf denizaltılarımızdan tekne formu ve sevk sistemi bakımından ayrışan REİS Sınıfı denizaltılar 68 metre boyundadırlar. Havadan Bağımsız Tahrik Sistemine sahip olan bu denizaltılar şnorkel yapmaksızın, 2 haftaya kadar süre ile azami gizlilik içerisinde harekât yapma yeteneğine sahiptirler. Homing torpido ve güdümlü mermi atma imkânı olan bu denizaltılarımızın, mayın dökme yetenekleri de mevcuttur. REİS Sınıflarımız, dünyadaki emsallerinden yaklaşık iki metre daha uzundur. Projenin başlangıcında Türk mühendislerimizin girdisiyle, geminin stabilitesi daha iyi hale getirilmiştir. Bugün yapılan iyileştirmenin, ne kadar doğru olduğunu icra ettiğimiz seyirlerde görüyor, problem yaşamıyoruz.
Defence Turkey: 138 yıllık tarihi geçmişe sahip Türk Denizaltıcılığının gelişim sürecinde önemli dönüm noktalarından birisini teşkil eden hibrid tahrikli Tip 214TN REİS Sınıfı Denizaltıların teknik özelliklerinden ve envanterde yer alan dizel/elektrik tahrikli AY (Tip 209/1200), PREVEZE (Tip 209/1400) ve GÜR Sınıfı (Tip 209/1400 Mod) Denizaltılara kıyasla DzKK Denizaltı Filosu Komutanlığı’na ne gibi yeni kabiliyetler kazandıracaklarından kısaca bahseder misiniz?
Tuğa. Timur YILMAZ: Envanterimizde 209 Sınıfı Denizaltıların farklı versiyonları bulunmaktadır. Dünyada birçok ülke tarafından kullanılmakta olan bu Sınıf denizaltıların teknik kapasiteleri büyük oranda aynı olsa da, PREVEZE ve GÜR Sınıfı Denizaltılarımız Harpoon Güdümlü Mermisi fırlatma imkân kabiliyetine sahiptir. Diğer yandan PREVEZE Sınıfı Denizaltılara uygulanmakta olan ve GÜR Sınıfı Denizaltılar için projelendirme aşamasında olan Yarı Ömür Modernizasyonları ile bu denizaltılarımızın yerli ve milli ED, Optronik, Muhabere ve Savaş Yönetim Sistemleri ile donatılmasına devam edilmektedir. Bu sayede PREVEZE ve GÜR Sınıfı Denizaltılarımızın savaş sistemlerinin, REİS Sınıfı Denizaltılara denk ve hatta üstün seviyeye gelmesini beklemekteyiz.
REİS Sınıfı Denizaltılarımız ise mayın döküşü, özel kuvvetlerin örtülü intikal ettirilmesi, yedeklenebilir dizin sonarı, mayından sakınma sonarı, uydu muhaberesi, yüzer anten gibi ayırt edici yetenekler ile Denizaltı Filomuzun yetenek havuzunu genişletecek; HBT/AIP, permasin (PERMASYN®) ana motor ve diğer gürültü azaltıcı tedbirler ile gizlilik yeteneğini geliştireceklerdir.
Kısa vadede, yeni altı REİS Sınıfı Denizaltı ile Denizaltı Filomuzun yaş ortalaması çok düşecektir. Genç bir filoya sahip olmak, idame etkinlik açısından bize büyük avantaj sağlayacaktır.
REİS Sınıflarımız dahil olmak üzere tüm denizaltılarımız için nihai hedefimiz, hepsinde milli torpido ve G/M’lerimizi kullanmaktır. Halihazırda devam eden modernizasyon çalışmalarımızla, bu değişimi sağlıyoruz. Bugün AY Sınıflarımız dahi DM2A4 ve AKYA atabilmektedir. Çok yakın zamanda denizaltılarımızdan ATMACA ve GEZGİN G/M atışları yaptığımız da görülecektir.
Defence Turkey: Günümüzün konvansiyonel denizaltılarındaki son gelişmeler nelerdir?
Tuğa. Timur YILMAZ: Pervanesini çeviren elektrik motoruna bataryalar tarafından güç sağlanan ve bu bataryaların dizel-jeneratör setleri ile şarj edildiği “dizel-elektrik” tahrik sistemli denizaltılar “konvansiyonel denizaltılar” olarak nitelendirilmektedir.
Havadan Bağımsız Tahrik (HBT) Sistemi: HBT ile donatılmış denizaltılar da dizel-elektrik sevk sistemi bileşenlerini muhafaza etmek ile birlikte, tahrik motoru ve yardımcı sistemlerin elektrik gücü ihtiyacını sağlayabilecek yakıt pili, stirling motoru, MESMA sistemi gibi bir ilave elektrik üretecini de barındırmaktadırlar. HBT Sistemi sayesinde konvansiyonel bir denizaltı gemisi, HBT Sisteminin tipine ve gücüne bağlı olarak değişmekle birlikte su altında ortalama 5-6 kts süratle, 2-3 hafta satha çıkmadan ve şnorkel yapmaksızın seyredebilme imkanına sahip olmaktadır. Kısaca, HBT Sistemi konvansiyonel bir denizaltıya beka ve gizlilik açısından büyük bir avantaj sağlamaktadır. Diğer yandan, kurşun asit pillere nazaran daha yüksek enerji yoğunluğu sunarak daha yüksek seyir siası sağlayan Lityum-İyon hücrelere dayanan denizaltı bataryalarının geliştirilmesine yönelik çalışmaların da devam ettiği görülmektedir.
Geliştirilmiş Tel Güdümlü Homing Torpidolar: Bu tip torpidolar hem su üstü, hem de sualtı hedeflerine karşı kullanılabilen, tel güdümlü, aktif ve pasif akustik başlığa, dümen suyu dedektörüne ve karşı-karşı tedbir sistemleri ile uyumlu çok hedefli güdüm ve kontrol ünitesine sahip silahlardır. Azami süratleri 50 kts, azami menzilleri 27-30 deniz mili civarındadır. Su üstü gemilerine ve denizaltılara karşı kullanılan tahrip gücü en yüksek silahlardır. Denizaltıdan atılan tek bir torpido ile bir harp gemisi ya da denizaltı birkaç dakika içerisinde batırılabilir.
Torpido Karşı Tedbir Sistemleri: Denizaltıların torpido silahını kullanarak hedeflerini batırmasının yanında, üzerlerine gelen torpidolardan sakınması da hayati önem taşımaktadır. Denizaltıların üzerlerine gelen torpidolardan sakınmasında yaptıkları sakınma manevralarının yanı sıra, torpidoları aldatacak ya da karıştıracak sistemlerin de kullanılması önem arz etmektedir. Son yıllarda torpido karıştırma ve aldatma sistemlerinde de önemli gelişmeler olmuş ve denizaltılara modern torpido karıştırma aldatma sistemleri konulmuştur.
Denizaltılardan Atılabilen Güdümlü Mermiler ve Seyir Füzeleri: Günümüzde denizaltılardan atılabilen güdümlü mermiler süpersonik ve hatta hipersonik hızlara erişerek hava savunması için çok değerli olan ikaz süresini kısaltmışlardır. Bu güdümlü mermi sistemlerine eklenen uydu seyir sistemleri ise sahil örtüsünden istifade ile güdümlü merminin arama radarından sakınılmasını güçleştirmiştir. Diğer yandan kara hücumu maksatlı olarak geliştirilen seyir füzeleri de, uydu seyir sistemlerinden istifade etmiş ve sahilin derinliklerindeki hedeflerin tesir altına alınması mümkün kılınmıştır. Bu sistemlerin bazıları da süpersonik hızlara ulaşmış veya nihai hücum safhalarını süpersonik süratlerde icra eder hale gelmişlerdir.
Uzun Tespit Menziline Sahip Sonar Sistemleri: Çok alçak frekanslarda çalışabilen karinaya monteli Düz Dizin Sonarı (Flank Array Sonar-FAS), Genişletilmiş Düz Dizin Sonarı (Expanded Flank Array Sonar-EFAS) ve Yedeklenen Dizin Sonarı (Towed Array Sonar-TAS) denizaltılara uzun keşif menzili sağlamaktadırlar. Sonarların etkinliği kapsamında fiberoptik, sayısal sensör ve akustik algılayıcılar üzerindeki çalışmalar sonuç vermekte ve yaygınlaşmaktadır. Böylece çok düşük frekanslarda hedef tespit ve teşhis imkanı yaratılmaktadır. Tabii ki sonarların kifayetini etkileyen en önemli faktörlerin başında gemi sessizliği gelmektedir. İnşa edilen her denizaltıda, gemi gürültüsünü daha da aşağı çekmek için yeni uygulamalar yapılmaktadır.
LPI Radar Teknolojisi: Düşük Tespit Edilebilme Olasılıklı (Low Probability of Intercept-LPI) radar teknolojisinin denizaltı gemilerinde kullanılmaya başlanması ile birlikte, bu çok düşük çıkış gücüne sahip radarlarla denizaltı gemilerinin hedef çözümündeki kesinlikleri arttırılmış, karşı elektronik harp sistemleri tarafından tespit edilebilme olasılıkları düşürülmüştür.
Modern Atış Kontrol Sistemleri: Denizaltılardaki diğer önemli gelişme alanı ise Modern Atış Kontrol Sistemleridir. Denizaltıda bulunan tüm sensör ve silah sistemlerinin entegre edildiği karmaşık bir yapıya sahip olan Modern Atış Kontrol Sistemleri sayesinde denizaltılar;
Aynı anda çok sayıda hedefin tespit ve analizini yapabilmek,
Aynı anda birden fazla hedefe hücum edebilmek,
Aynı anda farklı tip silahları (torpido ve güdümlü mermi gibi) kullanabilmek gibi imkân ve kabiliyetlere sahip olmuşlardır
Muhabere İmkânları: Uydu muhabere anteni ve modüler muhabere şamandırası gibi sistemlerle denizaltılar dalmış durumdayken askeri ve sivil muhabere ağlarına girebilmekte, bu sayede daha hızlı ve etkin muhabere yaparak ağ merkezli harekâtın bir parçası olarak harekât sahalarındaki üstünlüklerini artırabilmektedirler.
Yukarıda bir kısmı belirtilen gelişmelerin her birine yönelik bugün ülkemizde çalışmalar yapılmakta ürünler üretilmektedir.
Defence Turkey: Bir denizaltı personelinde aranılan vasıflar nelerdir? Denizaltıcılığın zor taraflarını aktarır mısınız?
Tuğa. Timur YILMAZ: “Sessiz ve Derinden” bir yaşam tarzıdır. İyi bir denizaltıcı mesleğine aşık, bilgili ve deneyimli, sorumluluk sahibi, mürettebatı ile dayanışma içinde ve fiziki ve zihinsel açıdan güçlü olmalıdır. Denizaltıcılığa ve denizaltıya bağlılık da vazgeçilmez unsurlardan biridir.
Denizaltıcılar taktik harekâtı, stratejik etkilere yol açabilecek bir platformun operatörlük ve komutasını icra ettiklerinden, en üst derecede sorumluluk duygusuna sahip olmalı ve stres altında verilmesi gereken zor kararları serinkanlı bir şekilde verebilmelidir. Bu, denizaltıcının ayırt edici özelliği ve iyi bir denizaltıcı olması buna bağlıdır.
Denizaltıcılığın en büyük zorluğu ise; denizaltıların limandan ayrılmayı müteakip tüm faaliyetlerini gerçek harp şartlarında icra etmesidir. Denizaltılarımızda fiili eğitimlerin tamamı bu senaryoya istinat ettirilir. Bu yoğun süreç, mutlak başarı ve verilecek görevin her şartta icrası için gereklidir.
Dünyada denizaltı personelinin yaşam sahası, savaş sahası/bölgesi (Combat Zone) olarak tanımlanır. Çünkü dalış ile birlikte, personel denizaltının dışındaki düşmanla, yani basınç ile sürekli mücadele etmek durumundadır. En ufak tedbirsizlik, rutinin dışındaki herhangi bir şeye duyarsızlık çok olumsuz sonuçlar doğurabilir. Bugün yapay zeka ile dünyadaki en zor işlerin sıralamasını yapmak istesek, denizaltıcılık ilk ikide yer almaktadır. Dolayısıyla, denizaltıcılar dünyanın en zor işlerinden birini yapan, tabiri caizse düşmanı ile kucak kucağa yatmayı göze alabilen, cesur insanlardır.
Denizaltıların birer stratejik silah olmaları, yaptıkları harekâtın doğrudan doğruya harbin kaderine tesir etmesi ve tek başına harekât icra etmeleri gibi nedenlerle, denizaltıcı personelin bu hayati silahı çok iyi kullanması gerekmektedir. Ayrıca, doğası gereği barış zamanı dâhil olmak üzere maruz kalınan daimî risk ve tehlikeler de göz önüne alındığında, denizaltıcıların, bilgili, profesyonel, soğukkanlı, her türlü zor şart altında yılmadan çalışabilen, acil durumlarda doğru kararları verebilen, cesur ve sabırlı insanlar olması gereklidir.
Defence Turkey: Denizaltı gemilerinin ana silahı olan ağır torpidolar hakkında neler söyleyebilirsiniz? Türk Denizaltı Filosunda hangi tipleri kullanılmaktadır? Kabiliyetleri nelerdir?
Tuğa. Timur YILMAZ: Denizaltının doğasına uygun, onunla bütünleşmiş bir silah olan torpido, hedefe emare vermeden ve vuruş anına kadar denizaltının sahada bulunduğunu açığa çıkarmadan atış gerçekleştirilmesine imkân sağlayan ana silahtır. Denizaltılarımızn ana silah yükünü, hedeflerini tek bir atış ile imha edecek harp başlığına sahip ağır torpidolar oluşturmaktadır.
Yüksek patlayıcı vasfına sahip torpido harp başlığı, manyetik tabanca yani “ateşleme mekanizması/igniter” donanımı ile hedefin altında patladığında, oluşturduğu şok dalgası ile, tek atışta imha edici tesir yaratmaktadır.
Hâlihazırda denizaltılarımızın envanterlerinde "homing" yani hedefe yönelen torpidolar bulunmaktadır. Atıştan sonra kendi sonarları ile pasif veya aktif olarak hedefi aramakta ve tespit edilen su üstü/denizaltı hedeflerine hücum geliştirebilmekte olan bu torpidoların envanterimizdeki farklı versiyonlarında dümen suyu dedektörü, aldatıcı/karıştırıcıları bertaraf edebilmek üzere gelişmiş hücum algoritmaları ve hatta seyri müddetince tespit ettiği hedefleri atış gemisine rapor edebilme ve yüksek hedef seçiciliği, yani doğru hedefi ayırt edebilme yetenekleri mevcuttur.
Bu silah sistemleri ile atış denizaltısının gizliliği isabet anına kadar muhafaza edilerek hedefler üzerinde imha edici tesir elde edilebilmektedir.
Defence Turkey: AKYA Milli Ağır Torpidosunun geliştirme sürecinde Denizaltı Filosu Komutanlığı olarak ne gibi katkılarda bulundunuz? Filodaki denizaltılara yeni nesil AKYA Milli Ağır Torpido kabiliyetinin kazandırılmasına yönelik devam eden çalışmalara kısaca değinir misiniz?
Tuğa. Timur YILMAZ: AKYA Ağır Torpidosunun geliştirilmesi sürecinin başından itibaren, Denizaltı Filosu Komutanlığı bilgi ve birikimleri ile yön vermiştir. Kurumsal tecrübemiz, bize, “Modern bir torpidonun özellikleri nasıl olmalıdır?, Bakım idamesi nasıl kullanıcı dostu olabilir?” gibi sorulara cevap vermemizi sağlıyor. İşte bu ve benzeri cevaplarımızı AKYA geliştirme süreçlerine hep dahil ettik.
Diğer yandan, torpido ile denizaltılarımızdaki Savaş Yönetim Sisteminin (SYS), kullanıcı dostu bir arayüz ile entegrasyonu için de karşılıklı görüş alışverişi sürekli yapılmış ve yapılmaktadır.
AKYA Torpidosunun gelecekte yeni teknoloji ve harekât ihtiyaçlarına istinaden yazılım ve donanım bakımından güncellenmesinde de aynı paylaşım tabanı şüphesiz devam ettirilecektir.
Ayrıca yukarıda belirttiğim bilgi, tecrübe ve görüş paylaşımlarımıza ilave olarak torpidoların entegrasyon testleri ve test atışları için denizaltı tahsis ederek, denizaltılarımızın yerli ve milli silah yükü ile donatılması yönünde üzerimize düşen azami katkıyı sağlamaktayız.
Defence Turkey: Denizaltılarımızda silah olarak ağır torpido (HWT) dışında UGM-84 Sub-Harpoon (Encapsulated Harpoon) Güdümlü Mermisi de kullanılmaktadır. Bu silahın kazandırdığı kabiliyetler nelerdir?
Tuğa. Timur YILMAZ: Harpoon Güdümlü Mermisi, PREVEZE, GÜR ve REİS Sınıfı Denizaltı Gemileri tarafından atılabilen ufuk ötesi bir silahtır. Söz konusu güdümlü mermi; denizaltılarımız tarafından 75 deniz mili (130 km) mesafeye kadar angajman imkânı sunmaktadır.
Harpoon Güdümlü Mermisi atışı hitamında programlanmış seyir paternini icra etmekte ve kendi radarı ile düşman su üstü hedefini tespit ederek hücumunu gerçekleştirmektedir. Harpoon Güdümlü Mermisi, denizaltılarımıza önemli bir menzil avantajı sağlamakta ve denizaltının kendi sensör menzili ötesine angaje olmasına imkân sunmaktadır.
Farklı versiyonları ile hedef seçiciliği, karıştırıcılar ile başa çıkma kabiliyeti geliştirilmiş olan bu güdümlü mermiler, denizaltıların su üstü harbinde koordineli hücumlarda kullanılabilmesine de imkân sağlamaktadır.
Defence Turkey: Türk Deniz Kuvvetlerinin 2030'lu yıllar ve sonrasında görev yapacak yeni nesil taarruz denizaltısı ihtiyacının milli olarak tasarlanıp inşa edilen denizaltılarla karşılanması amacıyla başlatılan Milli Denizaltı (MİLDEN) Projesi kapsamında değerlendirmenizi alabilir miyiz?
Tuğa. Timur YILMAZ: Yetenek geliştirme planımızın MİLDEN ve diğer platformlarımıza yönelik basamaklarında, savunma sanayiinden beklentiimiz; kullanılacak her türlü sistem, sensör ve silahın yerli ve milli olmasıdır.
Hâlihazırda 12 adet denizaltı ile harekât icra eden Denizaltı Filomuzun, milli ve yerli savunma sanayii endüstrimize, rekabetçi ürün geliştirme anlamında çok değerli tecrübeler sağlayabileceğini ve bu sayede insansız hava araçlarında sağlanan başarının savunma sanayiimizin deniz sistemleri alanında da katlanarak devam ettirilebileceğini değerlendirmekteyiz.
Milli ve yerli imkânlar ile yetenek geliştirme çalışmaları devam ederken; bu yetenekleri vücudunda birleştirecek olan MİLDEN’dir. Zira halihazırdaki yabancı menşeli denizaltılarımız; tasarım otoritesi nezdinde bir ürün olduğundan, ticari maksatlar ile geliştirilen bu platformlara, 138 yıllık denizaltıcılık tecrübemizin tamamının yansıtılması güçlükler doğurmaktadır.
Tasarım Otoritesi olmamız nedeniyle denizaltıcılık tecrübemizin tamamını kapsayacak ve milli harekât ihtiyaçlarımızın tamamına cevap verebilecek olan MİLDEN bu yüzden çok önemlidir. Bu bağlamda, özellikle silah ve sensör sistemleri üzerine faaliyet gösteren savunma sanayii kuruluşlarımızın yanı sıra, MİLDEN içerisinde yer alacak platform ve sevk sistemi bileşenlerini sağlayacak sanayii kuruluşlarının da aynı milli hedef istikametinde birleşeceğini; orta vadede platform ve silah sistemlerimizde dışa bağımlılığın daha da azalacağını beklemekteyiz.
Proje ofisimizde denizaltıcı ve mühendis arkadaşlarımız beraber çalışmakta, filomuz ile proje ofisimiz sürekli etkileşim halinde bulunmaktadır. Dolasıyla, projenin şekillenmesinde kullanıcılarla mühendislerimizin oluşturduğu sinerjiden, ortak akıldan istifade edilmektedir. 138 yıllık bir filonun kurumsallığı ve tecrübesi ile denizaltıcılarımız bir denizaltının nasıl olması gerektiği konusunda ihtiyaçları rahatlıkla ortaya koyabilecek, mühendislerimiz ise 1970’li yıllardan beri elde edilmiş denizaltı inşa tecrübesi ile ihtiyaçlara yönelik çözümü dizayna yansıtabilecek yeterliliktedir.
Defence Turkey: Denizaltı Eğitim Merkezi Komutanlığının tarihçesi, halihazırda uygulanan eğitim konsepti, Denizaltı Özel İhtisas Kurslarının süreci ve içeriği ile denizaltıcı personelin nasıl yetiştirildiği hakkında bilgi verebilir misiniz?
Tuğa. Timur YILMAZ: Denizaltı Filomuzun kuruluşundan itibaren, platformlarımıza komuta edecek personel yetiştirilmesi, denizaltı kuvvetinin geliştirilmesinde platform tedariki ile aynı öneme sahip olmuştur.
Türk Denizaltıcılık Tarihinde; denizaltıcı personel yetiştirilmesine, Osmanlı İmparatorluğu döneminde 05 Şubat 1915 tarihinden itibaren Almanya’dan alınan Nüve Denizaltı Kursu ile başlanmıştır. Bu kursu gören Subaylar, ülkemizde ilk defa 01 Nisan 1917 tarihinden itibaren Aydınreis Ganbotu’nda açılan Subay, Astsubay ve Er Denizaltıcılık Kurslarında öğretmenlik yapmışlardır. Bahse konu tarih, Denizaltı Eğitim Merkezinin kuruluş tarihi olarak geçmiştir.
Bu tarihten itibaren Türk denizaltıcıları yurt içinde yetiştirilmekte; eğitim program ve müfredatları yeni envantere giren platform ve sistemler ile yeni harekât taktiklerini içerecek şekilde sürekli güncellenmektedir.
Personelimizin operatörlüklerini yapacakları sistemlere olan ünsiyetlerini, denizaltına manevra yaptırma becerilerini ve taktik resim derleme ile angajman becerilerini geliştirmek için, Dalış Simülatörleri, Denizaltı Taktik Simülatörü (DATAS) başta olmak üzere diğer bilgisayarlı simülasyon programları kullanılmaktadır.
Birinci Dönem Denizaltı Subay Kursu’dan itibaren Denizaltı Eğitim Merkezi Komutanlığı denizaltıcılarımızı kendi bağrımızda yetiştirmekte; Denizaltı Dalış Simülatörü, Denizaltı Taktik Simülatörü gibi eğitim yardımcılarının yerli ve milli imkanlar ile tedarikine gayret edilmektedir. Denizaltı Filomuzun geleceği modern teknolojiyle teçhiz edilmiş platformlara ve onları kullanacak iyi eğitimli mürettebatına bağlıdır.
Üç boyutlu ortamda harekât icra etmek üzere inşa edilen; gizlilik, sürpriz vasıfları ve taşıyabildiği silahlar itibarıyla caydırıcılığı yüksek, pek çok farklı teknolojik disiplinin uyum içinde, yüksek güvenilirlikle, kısıtlı bir alanda çalışmasını gerektiren bir platformda görev yapacak personelin de özel olarak yetiştirilmesi zaruri bir ihtiyaçtır.
Bu kapsamda; denizaltılarımızda görev yapacak subaylar, Deniz Harp Okulu’ndan mezuniyetlerini müteakip, Denizaltı Eğitim Merkezi Komutanlığı’nda 46 hafta süreyle Denizaltı Özel İhtisas Subay Kursu’na iştirak etmekte, Kursu başarıyla tamamlayan subaylar bilahare 16 hafta süreyle denizaltılarda uygulamalı staj eğitimine tabi tutulmakta, bu eğitim süreci sonunda iki aşamadan oluşan staj sonu uygulamalı sınavı da başarıyla tamamlamaları durumunda Denizaltı Brövesi takmaya hak kazanmaktadır.
Astsubaylar ise; Deniz Astsubay Meslek Yüksek Okullarından mezuniyetlerini müteakip Denizaltı Eğitim Merkezi Komutanlığı’nda 28 hafta süreyle Denizaltı Özel İhtisas Astsubay Kursu’na iştirak etmekte, Kursu başarıyla tamamlayan Astsubaylar bilahare 16 hafta süreyle denizaltılarda uygulamalı staj eğitimine tabi tutulmakta, bu eğitim süreci sonunda stajlarını başarıyla tamamlamaları durumunda Denizaltı Brövesi takmaya hak kazanmaktadır.
Ayrıca görev süresi içerisinde personelin mesleki gelişim paterni kapsamında Hizmet İçi Eğitimler de verilmektedir. Hizmet İçi Eğitimin hedefi ise, personelin mesleki ve kurumsal aidiyet duygusunu güçlendirmek ve kurum kültürünü geliştirmek, personelin kişisel, sosyal, mesleki gelişimini sağlamak suretiyle bilgisini, verimliliğini artırmak ve/veya üst seviyedeki görevlerine hazırlamaktır.
Defence Turkey: Türk Denizaltıcılığının geleceğine yönelik düşünceleriniz nelerdir?
Tuğa. Timur YILMAZ: Denizde durumsal farkındalık hususunun günümüzde olduğu gibi gelecekte de çok önemli olacağı aşikârdır. Bu yüzden denizaltıların geçmişte olduğu gibi gelecekte de deniz harekât alanının en önemli silahlarından biri olmaya devam edeceğine inanıyoruz.
Modern keşif ve gözetleme sistemleri satıhta çok daha iyi durumsal farkındalık sağlamasına rağmen, denizin altındaki dünya su altı seda fiziğinin pek çok değişkene istinaden değişkenlik göstermesi nedeniyle hala en üstün sonar sistemleri için dahi şeffaf hale gelmemiştir. En üstün sonar sistemleri dahi su altı ses yayılımının izin verdiği ölçekte performans sergileyebildiğinden; denizaltıların gelecekte de gizli ve sürpriz bir silah olacaklarını değerlendirmekteyiz.
Bu anlamda karşı tarafın gerek uzun menzilli radar ve güdümlü mermi sistemleri ile girişi engellediği; gerekse doğrudan deniz kontrolünü veya hava üstünlüğünü sağladığı bölgelerde bekasını muhafaza ederek harekât icra edebilecek yegâne unsur denizaltılardır.
Temelde muharip unsurlar ile karar makamlarını karşılıklı olarak bağlayan ağ destekli yetenek; istihbarat ve hedef bilgilerinin gerçek zamanlı paylaşımını mümkün kılarak hassas ve doğru angajmanları mümkün kılmaktadır. Muharebe sahasından alınacak istihbarat ve hedef bilgilerinin karar vericilere ulaştırılmasının en yüksek önemi haiz olduğu günümüz harekât ortamında, ağ destekli yetenek ile donatılmış denizaltıların harp ağına katılmaları kaçınılmazdır. Bu nedenle denizaltılar, geleceğin deniz ve müşterek harekâtının değişmez unsuru olacaklardır.
Denizaltı Filomuz da caydırıcı gücünü çağın gereklerine uygun şekilde arttırmak; bugün ve yarın kendisine tevcih edilecek görevleri etkinlikle icra etmek için bir plan dâhilinde yeteneklerini geliştirmektedir. Ve hâlihazırda bu planın en yakın basamağında REİS Sınıfı Denizaltıların hizmete girmesi yer almaktadır. REİS Sınıfı Denizaltıları da MİLDEN Sınıfı Denizaltılar izleyecektir.
Diğer yandan Denizaltı Filosunun yetenek geliştirme planı sadece yeni sınıf platformların hizmete girmesi ile sınırlı değildir. Kapsayıcı bir yaklaşım dâhilinde;
Mevcut platformların sensör, komuta kontrol, silah ve muhabere sistemlerinin yerli ve milli imkânlardan istifade ile ağ destekli sistemler ile yenilenmesi,
Faal ve envantere yeni girmesi planlı denizaltılarımız için yerli ve milli ağır torpido, mayın, güdümlü mermi ve seyir füzesi sistemlerinin tedariki; bu mühimmatın savaş yönetim sistemlerine ve harp ağına entegrasyonu,
Harekât ortamının gerektirdiği yeteneklere ulaştırılacak platformları esnek ve dinamik bir biçimde sevk ve idare etmek üzere karaya konuşlu komuta kontrol ve muhabere sistemlerinin de bu yeteneklerle en üst seviyede çalışabilirliği sağlanmaktadır.
Defence Turkey: Sayın Komutanım söyleşimizi sonlandırırken, önem arz eden, ilave edilecek husus veya okuyucularımıza iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?
Tuğa. Timur YILMAZ: Ülkemizin savunma ihtiyaçları kapsamında yakın tarihte pek çok gelişme olmuş, yenileri de sıradadır. Bu gelişmeler yeni tecrübeler demektir. 138 yıllık Türk Denizaltıcılığımız da büyük bir tecrübe birikimine sahiptir. Bu tecrübe birikimleri ve savunma sanayimizdeki mükemmel gelişim büyük bir potansiyeli ortaya çıkarmaktadır. İşte var olan bu potansiyeli en iyi ve etkin şekilde kullanarak, denizaltıcılığımıza azami katkıyı vermek, bizim öncelikli görevlerimiz ve hedefimizdir. Bu kapsamda milletimize layık olmak heyecanıyla, bizler de görevimizi en iyi şekilde yapmak için azim ve kararlılık içinde çalışmalarımıza devam ediyoruz.
Defence Turkey: Sayın Komutanım, bu kapsamlı bilgiler ve ayırdığınız zaman için okuyucularımız adına teşekkür eder, çalışmalarınızda başarılar dileriz.






