HomeNewsInterviewsAnalysisArticlesIssuesWho We AreEventsContact
Gemisavar Seyir Füze Sistemleri

Gemisavar Seyir Füze Sistemleri

16 July 2022 · 14:57
Updated: 14 April 2026
Article

“Seyir füzeleri uçuş yolunun büyük kısmında aerodinamik kaldırma kuvvetinde yararlanan ve böylece uzun menzillere ulaşabilen sistemlerdir. Yani uçaklar gibi kanatlarından elde ettikleri “lift force” (kaldırma kuvveti) ile uçuşlarını gerçekleştirirler. Bir itki sistemi vardır. Üzerlerinde gelişmiş birden fazla seyrüsefer sistemi yer alır ve bu sayede atıştan önce belirlenen bir rotayı ve irtifayı izleyerek seyrini gerçekleştirir. Yani siz bu füzeyi atmadan önce, fırlatmadan önce yerde bunun hangi noktalardan geçerek hedefine ulaşması gerektiğini planlayabiliyorsunuz ve büyük harp başlıklarını taşıyabilme kapasitesine sahipler. Aerodinamik kaldırma gücünü kullanıyor olmaları bu anlamda artısı. Uzun mesafelerde seyrini gerçekleştirebiliyor. Alçak irtifalarda seyir gerçekleştirmesi de yine seyir füzelerinin en önemli parametrelerinden bir tanesi. Alçak irtifada uçmasının temel sebebi radar unsurlarına yakalanmamak. Yeryüzü dağılımını, yeryüzündeki yükselti değişimlerini kullanarak radarların yayın alanının içinde kalmadan, belli bölgelerin arkasından dolaşarak seyrini gerçekleştirebilmesi ve bu sebeple de seyir füzelerinin tespit edilmesi yapacağınız görev planlamasıyla zorlaştırılmakta. İyi bir rota ve irtifa planlaması yapabilirseniz düşman unsurlar bunları kolay kolay tespit edemez. Dolayısıyla önlenmesi de oldukça zor füze sistemleridir.

Literatürde seyir füzesi dediğimiz zaman fırlatıldıkları platformlara göre değişiklik gösteren bir sınıflandırma yapmak mümkün. Bunların karadan bir kara platformundan fırlatılan versiyonları da bulunmakta. Hava platformundan fırlatılan versiyonları, denizden ya da denizaltından fırlatılan versiyonları da bulunmaktadır. Yansıda gördükleriniz ROKETSAN’ın ürün gamında bulunan seyir füzelerinden SOM, uçaktan bırakılan, hava platformundan bırakılanlara seyir füzelerine bir örnek. ATMACA Seyir Füzesi gemisavar (anti-ship) olarak geçen bir füzedir. Deniz platformlarından fırlatılabilmekte ve bir de KARA ATMACA Füze Sistemi var ve bu da taktik tekerlekli kara platformlarından fırlatılarak yine bir kara hedefine gönderilmek üzere kurgulanmış sistemlerdir.

Resimde gördüğünüz gibi SOM Füzesinin F-16 ve F-35’lerde kullanılmaya uygun şekilde geliştirilmiş versiyonları bulunmakta. ATMACA Füzesini biliyorsunuz yakın zamanlarda testleri de gerçekleştirildi başarıyla ve oldukça da bilinir bir sistem haline geldi. Bu sadece Türkiye içerisinde değil, yurt dışında da yoğun olarak ilgi gören, merak uyandıran bir sistem olarak geçiyor ve biliyorsunuz kalifiye edilmiş bir sistem. Hali hazırda Seri Üretim Aşamasında, seri üretim faaliyetleri devam etmekte. KARA ATMACA Füzesi dediğimiz sistem de yine biraz önceki ATMACA Seyir Füzesinin bazı teknolojilerini kullanarak karadan atış yapılmaya uygun hale getirilmiş ve kara üzerindeki coğrafyayı tanımlayarak, seyrini gerçekleştirmeye uygun olarak donatılmış bir sistem. Mobil taktik tekerlekli araçlar üzerinden fırlatılmaya müsait. Ya da karada konuşlu bir sabit platform yapılması durumunda yine bunların üzerinden de fırlatılmaya uygun. Hedef olarak da balistik füzelerde olduğu gibi kara koordinatına ulaşma özelliğine sahip.

Seyir Füzelerini hızlarına göre sınıflandırma yapacak olursak, atıldıkları platform haricinde Subsonik, Süpersonik ve Hipersonik olarak temelde üç gruba ayırabiliriz seyir füze sistemlerini. Subsonik’ler ses altı uçuş anlamına geliyor malum. 1 Mach’tan daha düşük uçuş hızında uçan sistemlere verilen isimdir. Sonik tam olarak ses hızında uçanlar. Süpersonik sistemler 1 ila 5 Mach arasında uçuşunu gerçekleştirebilen sistemler ve Hipersonik sistemler olarak adlandırılanlarsa 5 Mach’tan daha yüksek hızlarda uçuş yapabilen sistemlerdir. Yansıda sol tarafta bir Ramjet motorlu seyir füzesi olan Brahmos Füzesi, sağ tarafta ise Scramjet motorlu bir sistem olan ve Süpersonik ve Hipersonik sistemlere de örnek olarak gösterebileceğimiz Brahmos II Füzesi görülmekte.

Seyir füzeleri aslında ilk olarak 2’nci Dünya Savaşı yıllarında kullanılmaya başlıyor ve bunların atası olarak bilinen sistemse Almanların meşhur V-1 Seyir Füzesi. Operasyonel olarak kullanıma geçen ilk seyir füzesi unvanını da taşıyan V-1 füzesinin o dönemdeki teknolojik imkânlar nedeniyle alçak irtifada uçuş yeteneği bulunmuyordu. Alçak irtifada uçuş gerçekleştiremeyen V-1 Füzesi sabit yörünge izleyerek hedefine gidiyor ve biliyorsunuz İngiliz Ordusu tarafından pilotlar bu V-1 füzelerine yaklaşarak, kanatlarının ucunu füzeye temas ettirerek, stabilitesini bozup onun farklı bir noktaya düşmesini sağlayacak şekilde bir hava savunma tedbiri almış durumdalardı. Dolayısı ile eğer o dönemki seyir füzeleri daha alçaktan uçma imkanına sahip olsaydı, tabii o günün teknolojisi buna imkân sağlamıyordu, sonuçları daha farklı olabilirdi etkinlik anlamında.  

Seyir füzelerinin temel özellikleri arasında tüm hava şartlarında görev yapabilme kabiliyetini birinci sırada en önemli özellik olarak sayabiliriz. Duran/hareketli kara ve su üstü hedeflere karşı kullanılabilir durumdalar. Nükleer, Kimyasal, Biyolojik harp başlıkları taşımaya uygundurlar. Çünkü biraz önce bahsettiğim gibi taşıma kapasiteleri, faydalı yük taşıma kapasiteleri, oldukça yüksektir. Görev planlaması yapmaya imkân sağlarlar. Yani sadece bir noktadan bir noktaya atış gerçekleştirmek şeklinde değil, bunun hangi güzergahlardan geçerek hedefine ulaşması, hangi irtifada seyrini gerçekleştirmesini istediğiniz şekilde planlamasını yaparak tüm parametreleriyle üç boyutlu görev planlama yeteneğine sahip oluyor bu sistemler. Yüksek manevra kabiliyetine sahipler, çünkü aerodinamik kontrollü sistemler. Bir seyir füzesinin yörüngesini planlayabilirsiniz, yansıda gördüğünüz gibi bir noktadan atış yapıldığında füze ‘waypoint’ (bacak) olarak tanımladığımız belli noktalardan geçmek suretiyle hedefine dönerek ulaşabilir. Bu noktalar arasında, düşman hava savunma unsurları gördüğünüz bölgelerde, onların üzerinden ya da etki sahasından geçmeyecek şekilde etrafından dolaşacak şekilde planlamalar yapma imkanına sahiptir. Veri Bağı haberleşmesi ile atış esnasında veya atıştan sonra füzenin hedefini değiştirebilirsiniz. Daha öncelikli bir hedef tespit etti iseniz, böyle bir hedef bilgisi size ulaştıysa A hedefi yerine B hedefine yönelmesini füze daha havadayken gerçekleştirebilirsiniz, rotasını değiştirebilirsiniz. Görev iptal yapabilirsiniz, hatta böyle bir ihtiyaç söz konusu olursa füzenizi havada infilak ettirebilirsiniz. Otonom seyrüsefer özelliği ile sizin başta planladığınız göreve uygun şekilde artık oto-pilot olarak gerçekleşen bir proses söz konusu. Otonom seyrüsefer özelliği sayesinde füze sizin verdiğiniz tanımlara uygun şekilde uçuşunu gerçekleştirerek hedefine ulaşır. Düşük radar görünürlüğüne sahip olmaları yine sağlanan bir özellik. Her ne kadar alçak irtifada  uçuş da gerçekleştirseler radar soğurucu malzemelerle belli bölgelerinde kaplamalar yapılarak füzelerin radar kesit alanlarının düşürülmesi, radarlarda tespit edilebilirliklerinin malzeme teknolojileri ile azaltılması söz konusu. Bunlar seyir füzeleri üzerinde uygulanan çözümlerdir.

Üzerinde sıvı yakıtlı bir turbojet veya turbofan motor bulunduğundan genellikle bu sistemler uzun mesafeler kat edebilme yeteneğine sahiptir. Alçak irtifalarda uçuşu zaten biliyorsunuz bahsettik. Yüksek seyrüsefer ve angajman hassasiyeti sayesinde hedeflerine metreler mertebesinde bir doğrulukla ulaşarak onu tam isabetle imha etme yeteneğine sahiptirler.

Biraz önce bahsettiğim Operasyonel Kullanım konusunda biraz daha detaya gireyim. Görev planlamasında düşman bölgesinin ötesinden, düşmana savunma alanlarından sakınacak şekilde planlama yapmanız mümkün. Yansıda gördüğünüz gibi atıcı platformumuz var en üstte. Adalar Bölgesi ve arkada belli bir radar unsurunun bulunduğu ve onun da arkasında kıymetli hedeflerin bulunduğu bir bölge var. Burada alternatif rotalar olarak baktığınızda yeşil hatlar şeklinde ya da daha farklıları bunlar sadece 1 – 2 örnek buradakine benzer görev planlama yapma imkanına sahipsiniz. İsterseniz adaların arkasından geçirebilirsiniz füzenizi, ki radarlara yakalanmama anlamında avantaj sağlayacağı için bu tercih edilebilir. Ya da bir kara bölgesinin üzerinden adanın üzerinden de geçirebilirsiniz. Alçak irtifada seyrini gerçekleştirirken füze, önüne gelen adanın üzerinden geçmesini isterseniz ada yüzeyini tarayarak üzerinden geçip tekrar denize ulaştığı zaman, tekrar alçalarak seyrini gerçekleştirebilir. Üç boyutlu dönüş noktası tanımlamakta aslında zamanın, path’in (güzergahın) izleyeceği yörüngenin hangi noktalarına kadar irtifa ne olsun hangi noktada irtifa neye artsın hangi noktaya ulaşsın ya da azalsın bunları üç boyutlu bir ortamda modelleme imkânımız var. Terminal faz öncesi, yani hedefle buluşmadan önceki kısım, seyir füzesi ara safha seyrini gerçekleştirir. Burada da su sathından yüksek menzile kadar seyir imkânı gerçekleştiriyor. Eğer deniz gibi bir ortamsa uçtuğu yüzey, deniz yüzeyinden 5 metre yükseklikte seyrini gerçekleştirme yeteneklerine sahip bu sistemler. Kara “hit bölgeleri” (yükseltiye bağlı çarpma tehlikesi bulunan bölgeler) üzerinden geçerken de tanımlayacağınız ölçüde 100m – 200m gibi hassasiyetlerle kara bölgesinin üzerinden geçirebilirsiniz. O da sizin elinizde. Bölge haritasının, yükselti haritalarının elinizde bulunmasıyla alakalı bir durum bu.

Veri Bağı ile hedef güncelleme ve görev güncelleme yeteneklerinden bahsetmiştim. Seyir füzelerinde Yeniden Hücum özelliği var. Füze hedefe yaklaştığında eğer hedefini ilk turunda tespit edemezse, yani ilk yaklaşma anında hedefini tespit edemezse, görev planlamasına tanımlayacağınız Yeniden Hücum kabiliyeti sayesinde; füze hedef koordinat bölgesinin üzerinden geçtikten sonra bir dönüş tamamlayarak, aynı bölgede tanımladığınız hedefe ulaşmak üzere aramasını tekrar gerçekleştiriyor. Yani ıskaladı ve geçti diye bir durum söz konusu değil. Eğer böyle bir durum gerçekleşirse ileride bir noktadan dönüp, tekrar aynı hedefi aramaya başlayabiliyor. Dolayısıyla bu da hedefi birçok kez vurma şansı yakalamanızı sağlıyor. Görev İptal özelliği de her zaman mümkün. Veri bağınız olduğu sürece zaten istediğiniz her an bunu gerçekleştirebilirsiniz. Teknolojik olarak seyir füzeleri nerededir diye bakacak olursak, itki sistemleri literatürde bilinen itki sistemleri, temelde doğru bir sınıflandırma yapacak olursak buradaki gibi sınıflandırılır. En temelde sol tarafta gördüğünüz gibi hava solumalı motorlar ve roket motorları olarak gruplandırmak mümkün. Roket motorları dediğimizde yansıda sağ taraftan devam edersek kimyasal yakıtlı motorlar ki bunlar içerisinde katı yakıtlı motorlar, sıvı yakıtlı motorlar, hibrit motorlar diyebileceğimiz gruplandırma var. Nükleer yakıtlılar, fizyon reaktörlü, füzyon reaktörlü ve radyoaktif izotoplu motorlar ve elektrik motorları son grup roket motorlar alanında var. Bunları Elektrotermal, elktrostatik ve elektromanyetik motorlar olarak gruplamak mümkün.

Seyir füzeleri ağırlıklı olarak sol tarafta görülen hava solumalı motorlar dediğimiz grupta yer alan ve ram tipi dediğimiz gruptaki motorları kullanır. Katı yakıtlı motorlara ise ilk hızlandırma anlamında kullanmak üzere sadece ‘boost’ bazında ihtiyaç duyarlar. Seyir füzelerinde ilk fırlatma anında katı yakıtlı motorlar kullanılıyor genelde. Hava solumalı motorlar içerisinde ilk grup gaz türbinli motorlardır. Sıklıkla bilinen Turbojet, Turbofan, Turboprop, Turboşaft gibi motor tiplerinin hepsi gaz türbinli motorlar kategorisi içerisinde yer alır. Ram tipi motorları ise dünyada artık daha ileri teknoloji tipi motorlar olarak da gruplandırmak mümkün ve teknoloji de biraz daha bu noktaya doğru evriliyor. Çok yüksek hızlarda uçuş gerçekleştirmeye imkân sağlayan Ramjet ve Scramjet tipi motorlar da yine hava solumalı motorlar grubunda.

Seyir füzelerinde biraz önce bahsettiğim gibi katı ve sıvı yakıtlı motorlar birlikte kullanır. Yansıda en yaygın olarak kullanılan itki sistemleri örnekleri görülmekte. Ramjet, Turbojet ve Turbofan motorlar. Bu motorların temel özelliği aslında motorun önünde bulunan hava alığından aldığı atmosfer havasını bir kompresör vasıtasıyla sıkıştırarak, basınçlandırarak yanma odasına (combustion chamber) getiren ve yanma odasında yakıtla karışan basınçlı havanın patlaması sureti ile bir nevi yüksek basınç elde edilen ve yüksek basıncın arkaya doğru nozzle kısmından atılırken arada bulunan türbinin pallerine çarparak, türbini döndürmeyi sağlayan ve arkadan nozzle kısmından da yüksek basınçlı sıcak gazların atıldığı bir çalışma prensibine sahiptir. Burada türbinin tahriklenmesiyle de arada bulunan şaft tahriklenmiş olur ve kompresörün kullanımı için gerekli enerji elde edilmiş olur.

Turbojet motorlardan farklı olarak yine seyir füzelerinde kullanılan bir de Turbofan motorlar var. Bunlar yolcu uçaklarında da gördüğümüz motorlardır aslında. Hava alığının önünde büyük bir fan bulunan ve arka kısmı yine Turbojet motor ile benzer bir mantıkla bir yanma odası, türbin ve egzoz bölümünden oluşan bir mekanizmaya sahiptir. Bunun farkı bir fan vasıtasıyla hava alığından gelen havayı, önden biraz daha basınçlandırmaya imkân sağlayacak özellikte olmasıdır. Yani Turbojette hava alığından gelen havayı artı olarak basınçlandırmayı arttırır ama bazı dezavantajları da vardır. Ön yüzeyi hava alığının bulunduğu yüzey Turbojet motorlara göre daha büyüktür. Dolayısıyla çok yüksek hızlarda uçmasını istediğiniz sistemlerde sürüklenme katsayılarını düşürmek istediğiniz için aslında tercih biraz daha Turbojet motorlardan yanadır. Yalnız seyir füzelerinin kullanılacağı irtifalarda hava yoğunluğuna göre baktığınız zaman daha yüksek irtifalarda Turbofan motorluların daha avantajlı olduğu söylenebilir. Çünkü hava basıncının düştüğü ortamda, atmosfer basıncının düştüğü yüksek irtifalarda, Turbojetlere kıyasla dışarıdan gelen havanın basınçlandırılmasına ilave bir imkân sağlarlar. Turbojet motorlar genellikle 500km’ye kadar menzilli sistemlerde kullanılıyor. Baktığımız zaman bunu görürüz. Transonik ve Süpersonik sistemlerde kullanımı mümkün. Görece yakıt tüketimleri Turbofanlara göre daha yüksek. Turbofanlarda ise subsonik hızlarda uçuş söz konusu. Ramjet motorlar biraz önce bahsettiğimiz daha farklı bir çalışma prensibi olan sistemlerdir. Ramjet motorlar içerisinde burada gördüğünüz gibi bir döner mekanizma, hareketli mekanizma bulunmaz. Ram havası diye adlandırılan, hava alığından aldığı havayı özel bir geometrik ortam sayesinde basınçlandırarak şok dalgaları oluşturur ve şok dalgalarının egzoz (nozzle) kısmından atılması sureti ile de uçuş gerçekleştirilir. Burada kompresör, ya da tank, türbin gibi unsurlar bulunmaz. Ses altı hızlarda yakıt yanar ve Süpersonik hızlarda uçuş sağlanmasına hizmet eder Ramjet motorlar. Yalnız bu motorların çalışmaya başlayabilmesi için ön kısmından ram havası dediğimiz havanın, yani hava alığından gelen havanın, belli bir hızla gelmeye başlaması lazım ki hacim içerisinde artık o şok dalgaları oluşabilsin ve nozzle kısmından atılabilsin. Dolayısıyla bunlar için bir savaş uçağında seyrini gerçekleştirip sonrasında motor devreye girerek ateşlemenin gerçekleştirilmesi gibi, ya da bir katı yakıtlı motorla füzeyi fırlatıp havada belli bir hıza ulaştıktan sonra Ramjet motorun devreye girmesi gibi ilave bazı unsurlar gerekir. Scramjetlerin de aslında Ramjetlerin biraz daha gelişmiş versiyonu olarak adlandırılması mümkün. Bunlar da Hipersonik seviyelerde hızlara ulaşmak söz konusu. Yakıtın yanması da ses üstü hızlarda gerçekleşiyor bu sistemlerde.

Güdüm teknolojilerinden bahsedecek olursak; seyir füzeleri çok sayıda güdüm yöntemini birlikte kullanma özelliğine sahiptir. Sadece INS, sadece GPS, ya da sadece yeryüzü referansı değil, bunların hepsini birlikte kullanma özelliğine sahiptir. Zaten seyir füzelerinin temel özeliklerinden biri de günümüz seyrüsefer teknolojilerinin neredeyse hemen hepsini birlikte kullanmaya imkân sağlayan platformlar olmalarıdır. Dolayısı ile üzerlerinde birer Ataletsel Ölçüm Birimi (IMU) ve Ataletsel Seyrüsefer Sistemi (INS) bulunur ki, bildiğiniz üzere bu dönüölçer ve ivme ölçerlerden oluşan ve başlangıç konumunun bilinmesi koşuluyla kendi konumunu tahmin etmeye yarayan bir sistemdir. Üzerindeki altimetre sayesinde yeryüzü ile mesafesini sürekli ölçer ve irtifasını bulmaya çalışır. Alçak irtifada (50m-100m gibi) uçabilmek için seyir irtifasının hassas bir şekilde hesaplanabilmesi gerekir bunun için de radar ve barometrik altimetreler kullanılır. Hava basıncını ölçmek suretiyle irtifayı belirler, radar altimetre ise yere bir RF yayın yapar, yerden yansıyan dalga tekrar füzeyle buluştuğunda aradaki ölçüm ile mesafe bulunur. Uçuşun en başından en sonuna otopilot devrededir, uçuş boyunca tüm bu seyrüsefer verilerini alır, toplar ve kendi görev planlama verileri ile eşleştirmek sureti ile arada ilişki kurar ve ne zaman nerede olması gerektiğine göre kendi hızını ve irtifasını ayarlar. Uydu seyrüsefer destek sistemlerinden yararlanabilir. GPS, GLONASS, Galileo gibi bilinen tüm uydu sistemlerinden yararlanmanız söz konusu. KKS (Küresel Konumlama Sistemi) alıcısı yardımı ile uydudan gelen veriler alır ve kendi konumunu anlık olarak hesaplayarak farkları tespit etmeye çalışır. Arazi karşılaştırması yapar. Arazi karşılaştırma dediğimizde de en bilinen yöntemler TERCOM ve DSMAC (Digital Scene-Matching Area Correlation) adları ile kısaltılan iki farklı yöntemdir. Burada TERCOM, yansıda gördüğünüz gibi, füzeye atıştan önce yüklenen yeryüzü şekillerinin yüksekliklerinin füze üzerindeki altimetre verileri ile karşılaştırılması sureti ile konumunu bularak ne zaman nerede olması gerektiğini hesapladığı yöntemdir. Dolayısı ile bu ölçüm sonuçlarıyla da seyrüseferini yine gerçekleştirebilir. Burada yansıda gördüğünüz gibi bir DTED dosyası (Digital Terrain Elevation Data) gibi daha önceden atış yapacağınız bölgenin sayısal yükseklik haritasını füzeye yükleyebilirsiniz. Dolayısıyla füze nereden geçeceğini ve uçuşu sırasında hangi yükseklik değişimlerinin söz konusu olacağını bildiği için, kendi uçuş güzergahını bunu dikkate alarak yapabilme özelliğine sahip. DSMAC yönteminde ise daha önceden, yine atıştan önce, yeryüzü fotoğraflarını füzeye yüklüyorsunuz. Dolayısı ile füzeye üzerinde seyrüsefer gerçekleştireceği bölgenin belli noktalarının ya da tamamının uydu fotoğraflarını yüklüyorsunuz. Füze uçuş esnasında üzerindeki kamera ile çektiği görüntüleri sürekli olarak yüklenen bu fotoğraflarla karşılaştırarak kendi konumunu bulmaya çalışır. Terminal fazda bu yöntem kullanılmaktadır. Aynı şekilde hedefin fotoğraflarını da füzeye yükleyebilirsiniz. Elbette fotoğraf eşleştirmek/karşılaştırmak sureti ile seyrüsefer yönteminden sahip olduğu diğer tüm seyrüsefer yöntemlerine/donanımlarına ek olarak yararlanır. Dolayısı ile seyir füzeleri farklı teknolojik alanları içeren tüm bu güdüm teknolojilerini, yöntemlerini çok üst düzeyde birlikte kullanma yeteneğine sahiptirler.

Seyir füzeleri üzerinde bir arayıcı başlık bulunur. Hedefe yaklaştıkları zaman, terminal fazdayken “Homing Guidance” dediğimiz arayıcı başlık devreye girer. Arayıcı başlıklar, aslında en temelde hedefleri belli başlı karakteristik özelliklerine göre tespit etmeye yarayan sistemlerdir. Bunlar radyo dalgası olabilir, kızıl ötesi görüntü olabilir, lazer yansıması olabilir, ses veya görünür ışık gibi farklı enerji kaynakları olabilir. Arayıcılar bu veya bunların birkaçından oluşan kaynakları, karakteristikleri tespit eder ve onlara yönelme imkânı sağlar. Yansılarda gördükleriniz bir radar arayıcı başlık örneği. Aktif arayıcılı başlıklar, pasif arayıcılı başlıklar ya da yarı aktif arayıcılı başlıklar gibi bunları da gruplamak mümkün. Bunlar da literatürde sıklıkla duyulur, bilinir. Bunlar nelerdir? Mantığı nedir dersek, aktif arayıcılı güdümlerde füzeniz burnunda bulunan arayıcı sayesinde bir yayın yapar. Yayın hedefe çarpar, hedeften geri döndüğünde füze bunu alır ve kendi yaptığı yayının yansımasını alarak hedefin konumunu sürekli olarak takip eder. Dolayısı ile aktif bir yayın söz konusudur. Pasifte ise, sizin füzeniz yayın yapmaz. Sadece dinleyicidir. Transmitter (verici)’i yoktur receiver (alıcı) vardır. Dolayısı ile dinleyen füze hedef bölgesine yaklaştığında, hedefin kendisinden kaynaklanan yayını dinler ve ona yönelir. Kendisi yayın yapmaz. Dolayısı ile dış unsurlar tarafından, düşman unsurlar tarafından da tespit edilmesi aktiflere göre daha zordur. Çünkü yayın yapmadığı için dinleme söz konusudur. Ama tabii bunların artıları eksileri vardır. Yayın yapmayan bir kaynağı vurmak isterseniz de o zaman yayını sizin yapmanız gerekir. O durumda da aktif arayıcılılar daha avantajlıdır. Bir de ikisinin ortasında bulunan yarı aktif arayıcılı güdüm söz konusudur. Bunda füzeniz üzerinde yine bir transmitter yoktur, sadece receiver vardır, füze dinleyici unsurdur ama sizin kendi unsurlarınızdan bir başkası, denizde bulunan bir yüzer platformunuz üzerinde bulunan radar yayın yapar, yaptığı yayın hedefe çarptıktan sonra yansır. Sizin füzeniz de bu şekilde yapılan bir aydınlatmayı takip eder. Yani yerdeki bir unsurla birlikte kullanım söz konusu bu kez de.

ATMACA Seyir Füzesi Sisteminden bahsedecek olursak, tüm bu bileşenler ne durumdadır dersek ATMACA Füzesi 220km üzerinde menzile sahip bir deniz seyir füzesidir. Yukarıda bahsettiğimiz özellikler bulunmaktadır; yüksek hassasiyet, at-unut, at-güncelle, hedefte zaman ‘simultaneous time-on-target’, farklı platformlardan çoklu hedefte zaman ‘designated time-on-target’, ya da salvo atış gibi özellikleri bulunur. Temelde burunda bir RF arayıcılı başlık, harp başlığı hemen arkasındaki bölüm, güdüm bölümü, yakıt sistemi, turbojet motor, kontrol tahrik sistemi ve fırlatma motorundan oluşur. Burada Arayıcı Başlık dediğimiz zaman üzerinde kullanılan sistemimiz bizim aktif arayıcılı başlık deniz hedeflerini bulmak üzere tasarlanmış, tüm hava koşullarında çalışılabilen, karşı tedbirlere de dayanabilen bir arayıcı başlık bulunmakta. Harp Başlığı olarak yüksek enerjili patlayıcı içerir, 88 kilogram TNT eşleniği bir patlayıcı bulunur (harp başlığının toplam ağırlığı 220kg olarak açıklanmıştı) üzerinde dolayısıyla tahrip gücü son derece yüksektir, parçacık etkilidir, patladığı ortamda harp başlığı içerisinde bulunan metal bilyaları bulunduğu ortama yüksek basınçla dağıtır ve bu bilyaların delici etkisi sayesinde hedefler üzerinde de yüksek tahribat sağlanır. Harp başlığı duyarsızdır, yanma tutuşma patlama gibi özelliklere karşı tedbirlidir. Gecikmeli veya gecikmesiz olarak adlandırılan patlama özellikleri vardır. Yani hedefe çarpar çarpmaz mı patlasın, hedefe çarptıktan bir süre sonra, yani füze hedefin içerisine bir miktar penetre ettikten sonra mı patlasın, gibi tercihleri de yapabilirsiniz. Yani bir gemi platformunu vurmak istiyorsak çarpar çarpmaz patlayabileceği gibi, güvertesini deldikten sonra içinde bir miktar daha yol kat etsin, sonrasında patlasın dediğiniz bir tercih de söz konusu olabilir. Bunları planlamaya da uygundur. Güdüm Bölümü içerisinde yer alan unsurlar; ataletsel seyrüsefer sistemi, küresel konumlandırma sistemi, barometrik altimetre ve radar altimetre bulunmakta. Bu sayede seyrini yüksek doğruluklarla gerçekleştirebilmektedir. Üzerinde bir yakıt sistemi ve sıvı yakıt tankları bulunmakta, bu sıvı yakıt tanklarında atış öncesinde füzenin üretim esnasında doldurulan yakıt söz konusudur, raf ömrü boyunca mevcut hali ile korunabilmektedir. Sıvı yakıt uzun menzillerde uçuş için gerekli enerjiyi sağlar.

ÇAKIR Seyir Füzesi, ROKETSAN özkaynakları ile geliştirdiğimiz yeni nesil bir seyir füzesi. Yukarıda bahsettiğim teknolojilerin hemen hemen hepsini üzerinde barındıran bir sistemdir. Temel özellikleri; kara ve deniz hedeflerine karşı etkili olması ve hava, kara, deniz tüm platformlardan atılabilir olması, yani sadece bir platforma bağlı kalmaması, yine tüm hava koşullarına göre platformlarda çoklu taşıma imkanına sahip olması, çok sayıda füzenin taşınabilmesini istiyoruz, ve sürü saldırı yeteneği. Yani ‘swarm attack’ denilen yeni bir yöntem. Bu sayede havada artık füzeler de birbiri ile konuşacak, bir saldırı/angajman senaryosu gerçekleştirilirken bir füze aldığı bilgileri aynı anda havada uçmakta olan diğer füzelerle de paylaşabiliyor olacak. Bunu ‘M’ sayıda füze ile yaptığımızı düşünürsek de akıllı saldırı sistemleri olarak da gözetmek mümkün. ÇAKIR Yeni Nesil Seyir Füzesi Ailesi; gemi konuşlu gemisavar ÇAKIR AS (Anti-Ship), sürü saldırı yeteneğine sahip ÇAKIR SW (Swarm), havadan atılan geleneksel seyir füzesi versiyonu ÇAKIR CR (Cruise) ve Elektronik Harp faydalı yükü taşıyan ÇAKIR LIR versiyonundan oluşmakta. Temel özelliklerine bakacak olursak 3.3m boyunda bir füze, ağırlığı yaklaşık 275kg, çapı 275mm ve menzili 150km+. Ara Safha Güdüm olarak; Ataletsel Seyrüsefer, Karıştırmaya Dayanıklı GNSS, Radar Altimetre, Barometrik Altimetre ve Yeryüzü Referanslı Seyrüsefer Sistemi nerdeyse seyrüsefer yeteneklerinin tamamını içeriyor. Terminal Güdüm Aşaması (Hedefle Buluşma Noktası)’na geldiğinde ise ÇAKIR, Kızılötesi Görüntüleyici Arayıcı Başlık, RF Arayıcı Başlık ve Hibrit (IIR+RF) Arayıcı Başlık kullanmakta.

ÇAKIR Füzesi ‘super sea-skimming’ denilen satha çok yakın uçuş ve yüksek vuruş hassasiyeti (CEP <3m) yeteneklerine sahiptir. Füze bu sayede deniz üzerinde uçarken su yüzeyinden 5m yukarıya kadar alçalıp uçabiliyor, hatta bazı noktalarda 3m’ye kadar da alçalması söz konusu, bunu da sağlıyoruz, bildiğiniz gibi ATMACA Seyir Füzemiz zaten bunu sağlayan bir füze.

Turbojet Motor, biraz önce çalışma prensiplerinden bahsetmiştik zaten burada da tam olarak kendisinin kullanımı söz konusu. Önde bulunan hava alığı, yansıda gövde altında görüyorsunuz turbojet motor kısmının orda bulunan hava alığından aldığı havayı bir kompresör vasıtasıyla sıkıştırır, yanma odasında basınçlandırır ve nozzle kısmından yüksek basınçla atarak uçuşuna devam eder. Sıvı yakıtlı motorun, turbojet motorun ateşlenmesinden önce ilk fırlatma esnasında kullanılan motor arkasında bulunan fırlatma motorudur (booster). Bu motor katı yakıtlı bir itki sistemidir, atılırken füzenin çok yüksek hızlara çok kısa sürede ulaşmasını sağlıyor, sonrasında turbojet motor devreye giriyor arkasında bulunan fırlatma motoru ‘Stage Seperation System’la yani Kademe Ayırma Sistemi ile bırakılarak deniz üzerinde bir noktaya düşürülüyor. Füze booster bırakıldıktan sonra uçuşuna arkasında bulunan turbojet motor ile devam ediyor. Aerodinamik kontrollü Kontrol Tahrik Sistemi, kanatların hareket etmesini sağlayan otopilot tarafından üretilen güdüm komutlarına uygun hareketlerin gerçekleştirilmesi ve füzenin havada istediğiniz koridorda alçalma yükselme ve yanal anlamda hareketlerini yapabilmesi için gerekli fiziki koşulları oluşturan unsurdur aslında.

Şimdi bu sistemler nereye doğru gidiyor derseniz, seyir füzeleri şu ana kadar bilinenler bu şekilde ilerliyor. Günümüz teknolojileri bu bahsettiğimiz özellikleri artık kullanır halde, sonuna kadar kullanıyor. Ama, gelecekte de bunların evrileceği bazı noktalar var. Bunlar nereye doğru gidiyor dersek, sürü mantığıyla saldırı kavramı söz konusu. Bu birçok konuda geçiyor biliyorsunuz, drone’larda da geçen bir konu. Seyir füzelerinde de konsept olarak gündemde olan bir konudur. Bir bölgeye birden fazla füzeyi, belli bir görev dağılımını üstlenecek şekilde dağıtarak göndermeniz konusu. Daha yüksek hızlarda, hatta çok daha yüksek hızlarda diyebiliriz uçuş gerçekleştirebilecekler. Bahsettiğimiz Ramjet, Scramjet gibi sistemler artık çok daha yüksek hızlarda, Hipersonik hızlarda uçuşu desteklemek üzere evrilen sistemler. Çok daha düşük radar kesit alanları (RKA/RCS) ve yüksek hızları sayesinde çok geç tespit edilebilirlik ve hava savunma sistemlerine yakalanmama özelliklerine sahip olacaklar. Hava savunma sistemlerinin reaksiyon sürelerini geçmeyecek şekilde, reaksiyon sürelerinin altında kalacak hızlara ulaşabilirseniz, hava savunma sistemi daha size cevap veremeden siz hedefle buluşma noktasına ulaşabilirsiniz. Çok geç tespit edilebilirlik için ya buna imkan verecek bir seyrüsefer güzergâhı izlemeniz, ya da füzenin öyle bir aerodinamik yapıya sahip olması lazım ki düşman radar unsurlarınca ancak uçuşun artık son safhalarında yakalanabilsin. O noktada yakalandığınızda zaten sistemlerin reaksiyon süreleri hedefle buluşmanızı engellemeyecektir.

Bahsettiğimiz bu sistemler Hipersonik sistemlerdir. Bunları aslında balistik füzelerin yüksek hız kapasitesi ile seyir füzelerinin yüksek manevra özelliklerini birleştiren sistemler olarak tanımlayabiliriz. Diğer adıyla literatürde ‘oyun değiştiren sistemler’ olarak adlandırılıyor. Hipersonik sistemler konvansiyonel savunma sistemleri için sürpriz yaratan irtifa ve hız zarfları içerisinde, çevik manevralar yapabilen sistemler. Çok uzak menzillerde bulunan hedeflere, hızlı reaksiyon gösterilmesi gereken tehditlere, karşı asimetrik saldırı üstünlüğü yakalamanızı sağlar. Bu sistemlerden genel olarak bahsedecek olursak, Hipersonik sistemler için ortalama süratleri ses hızının 5 katının üzerinde olan sistemlerdir demiştik. Bunların kendi içinde aslında iki gruba ayrıldığını görüyoruz. Hava Solumalı Hipersonik Sistemler, bir de ‘Gliding Vehicle’ olarak adlandırılan Süzülen Hipersonik Sistemler. Görev profillerine göre bunlar satıhtan yani karadan ya da bir hava platformundan fırlatılabilir sistemlerdir.

Hava Solumalı Hipersonik Sistemler; yüksek hız, yüksek manevra kabiliyeti, kısa sürede hedefe ulaşım, Scramjet tipi motor kullanımı, çok uzun mesafelerde stratejik hedeflere kısa sürelerde varma, satıhtan ya da havadan atılabilme gibi özelliklere sahiptirler.  Yansıda gördüğünüz gibi, sağ üst köşede, bir muharebe uçağı tarafından bırakılmış bir Hava Solumalı Hipersonik Sistem söz konusu. Süpersonik hızlarda füze bırakılıyor, harici itici ile hızlandırılıyor, ayrılma noktasına geldiği zaman artık harici itici ile füzenin yolları ayrılıyor, harici itici bırakılıyor o noktada, aradaki fazda Scramjet uçuş gerçekleşiyor ve en sonunda füze yüksek bir manevra ile dalış safhasına geçiyor. Dolayısı ile bunun temel adımları nelerdir dersek; hedefin tespiti, sistemin istenilen hız ve irtifaya ulaştırılması, biraz önce bunun motorun çalışabilmesi için gerekli olduğundan bahsetmiştim, taşıyıcının fırlatıcı sistemden ayrılması, sistemin iticiler sayesinde Scramjet irtifa ve hızına ulaştırılması, Scramjet ateşleme, Hipersonik uçuş, ara safha uçuş kontrolü ve terminal faz olarak geçen hedefe dalış safhası. Diğer kategori olan ‘Gliding Vehicle’ dediğimiz, Süzülen Hipersonik Sistemlerde de benzer durum söz konusu. Yüksek hız, yüksek manevra zaten bu sistemlerin temel özellikleri arasında. Bunlar da satıhtan, karadan ya da havadan fırlatılabilir. Hızları yaklaşık 1.500m/sn hızlara ulaşabilir ve bilinen, literatürde adları geçen sistemlerin 7.000m/sn’ye kadar hızlara ulaşabildiği görülmekte. Yani bahsettiğimiz hızlar 5 Mach ile 23 Mach arasındaki hızlardır. Bu hızlara bir hava savunma sistemi tarafından reaksiyon verilmesi de bildiğiniz gibi günümüz teknolojilerinde son derece zordur. 23 Mach gibi muazzam ulaşılabilir en yüksek noktalarda hızlardan bahsediyoruz. Bu sistemler buna nasıl ulaşıyor dersek, bunlar aslında atmosfer dışına taşınıyor bir roket motoru ile, harici bir motor ile. Atmosfer dışına taşınan ‘Gliding Vehicle’ atmosfere giriş gerçekleştirirken çok yüksek hızlara ulaşıyor. Tabii üzerinde çok yüksek ısınma söz konusu. Bunlar, üzerinde ısı kalkanları gibi atmosfere girerken yanmamalarını sağlayacak özel tedbirler alınan sistemler. Bu sistemler ayrıca atmosfer içine girdikten sonra artık süzülmekte (glide), yani irtifa anlamında değişkenlik göstererek, hava savunma sistemlerinin ayrıca yakalamasını güçleştiren ve hangi noktaya düşeceğini hangi noktaya doğru gittiğini kestirmenizi engelleyen tedbirlere sahiptir. Hava Solumalı Hipersonik Sistemlerde hedefe varıncaya kadar izlenen temel görev adımlarına bakacak olursak, bunlarda da yine hedefin tespiti, sistemin istenilen hız ve irtifaya ulaştırılması, füzenin fırlatıcı sistemden ayrılması, yönelim düzeltmesi, atmosfere giriş, atmosfere doğru bir istikamet açısı ile girmesi gerekiyor çünkü, yükselme manevraları (glide hareketleri), süzülme, yörünge kontrolü ve terminal safha yani hedefle buluşma safhası şeklinde gruplandırılabilir.

Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz özetle; aslında geçmişi 2’inci Dünya Savaşı’na kadar uzanan Seyir Füzeleri yeni oluşan teknolojileri her gün bünyelerine katarak ilerlemeye devam ediyor ve ileride de Seyir Füzeleri, Orduların vazgeçilmez ihtiyaçları arasında yer alacaklar. Seyir Füzelerinde önümüzdeki süreçte önümüze çıkacak temel özellikler ve konseptler, biraz önce detaylarını açıkladığımız üzere, daha yüksek hız, daha yüksek manevra kabiliyeti, daha düşük tespit edilebilirlik ve sürü mantığı ile saldırı olacaktır.

Soru-Cevap Bölümü

ROKETSAN Deniz ve Seyir Füze Sistemleri Müdürü Dr. Yiğit Koray GENÇ, sunum sonrası yapılan Soru-Cevap Bölümü’nde Süpersonik Seyir Füzeleri ROKETSAN’ın da gündeminde olup olmadığı yönündeki bir soruya cevaben, “Aslında bu sistemlerin gidişatı bu yönde olduğu için benzer konseptlerin aslında yurt içinde de gündemde ve üzerinde çalışıyor olması gerekir. Bununla ilgili de yol haritalarında bulunan çalışmalar söz konusu,” diye konuştu. GENÇ, Seyir Füzelerinin ROKETSAN tarafından geliştirme çalışmalarına devam edilen Milli Dikey Atım Sistemi (MİDLAS)’ atılıp atılamayacağı yönündeki bir soruyu ise, “Aslında yol haritalarında bizim her zaman ikisini, yani hem füze hem de atıcı platformları, buluşturma noktasında zorunlu bir ilgi alanımız var. Dolayısıyla bu sistemler üzerinde de kullanımı için gerekli tüm arayüz uyarlamalarını geliştirmekte olduğumuz sistemleri de ileride kullanımlarını düşünerek, gözeterek tasarım çalışmalarını bu yönlerde ilerletmeye gayret ediyoruz,” şeklinde cevapladı. GENÇ ayrıca yine bir soruya cevaben ATMACA’nın deniz altından atılan versiyonları üzerinde çalışıldığını ve bu konseptte füzenin  bir kapsül içerisinden çıkışının sağlanacağını kaydetti.  GENÇ, milli imkanlarla geliştirilen Seyir Füzelerinin sahip olduğu menzil değeri ve ITAR ile MTCR gibi kısıtlamalara tabi olup olmadıklarına ilişkin bir soruyu da şöyle cevaplandırdı:

“Aslında bahsettiğiniz gibi ITAR, MTCR gibi uluslararası kısıtlamalar söz konusu. Aslında bu çalışmalarda sözleşmelere tabi olan ülkelerin izlediği güzergâh izleniyor. Bahsettiğimiz uzun menziller aslında 250km – 280km’lik menziller, ki aslında bunlar da bakıldığı zaman uzun menziller. Bunlar içerisinde önemli olan kısımlar; yüksek doğruluğu elde etmeniz, yüksek hassasiyet elde etmeniz ve daha da önemli kısmı füzenin tespit edilebilirliğini düşürmeniz. Dolayısı ile aslında yol haritalarında anlaşmalara uygun şekilde yeteneklerin bu yönde gelişmesi söz konusu. Baktığınız zaman biraz önce bahsettiğim uzun menzil diye bahsettiğim sistemlerin de birçoğu aslında bahsettiğim bantta menzillere sahipler. Dolayısı ile uzun menzilden kastımız da bu yönde.

Gemisavar Seyir Füze Sistemleri | Defence Turkey