Türkiye’de Savunma Sanayi’nin En Büyük Buluşması IDEF ‘21 Fuarı Sektörün Devlerini ve İş Ortaklarını Tek Çatı Altında Topladı

İbrahim Sünnetci

Dünyadaki ileri teknoloji ürünlerin sergilenmesi, yerli ve yabancı katılımcılar arasında iş birliği imkânlarının geliştirilmesi açısından önemli bir fırsat olan IDEF ‘21 15’inci Uluslararası Savunma Sanayi Fuarına organizatör firma TÜYAP verilerine göre 81 ülke ve 2 uluslararası kuruluştan 163 heyete mensup 614 heyet üyesi katılmıştır. Ülkelerinin savunma tedarikinden sorumlu heyet üyeleri arasında; 1 Cumhurbaşkanı, 1 Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı, 1 Başbakan, 1 Başbakan Yardımcısı, 24 Bakan, 14 Genelkurmay Başkanı, 2 Genelkurmay 2’nci Başkanı, 25 Kuvvet Komutanı, 11 Bakan Yardımcısı ve 1 Müsteşar yer almıştır.
17 Ağustos günü, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN, Sierra Leone Cumhurbaşkanı Julius MAADA, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat OKTAY, Milli Savunma Bakanı Hulusi AKAR, Azerbaycan Savunma Bakanı Orgeneral Zakir HASANOV, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayi Başkanı ve TSKGV Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. İsmail DEMİR, TSKGV Genel Müdür Vekili Sadık PİYADE, yerli ve yabancı heyetler ve firma temsilcilerinin katılımlarıyla başlayan Fuara TÜYAP verilerine göre 53 ülkeden 538’i yerli, 700’ü yabancı olmak üzere toplam 1.238 firma/firma temsilcisi katılmıştır. TÜYAP IDEF ‘21 Sonuç raporu verilerine göre 94 ülkeden 68.795 profesyonel ziyaretçi tarafından gezilen IDEF ‘21 Fuarı sırasında 94 İmza Töreni ile Ulusal ve Uluslararası Sözleşme imzalanmıştır. Fuarda görüşme ofisi açan 29 Türk tedarik makamı tarafından heyetler ve katılımcı firmalar ile 4.000’in üzerinde ikili görüşme icra edilmiştir.
IDEF ‘21 15’inciü Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı’nın açılış törenini Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN onurlandırmış ve Fuarın açılış kurdelesini Sierra Leone Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Millî Savunma Bakanı, Azerbaycan Savunma Bakanı, Genelkurmay Başkanı, Kara, Deniz, Hava Kuvvetleri Komutanları, Savunma Sanayii Başkanı, Jandarma Genel Komutanı, Milli Savunma Bakan Yardımcısı, TSKGV Genel Müdür Vekili ile yurt dışından Fuara resmi davetli olarak teşrif eden konuk Bakanlar ile birlikte kesmiştir. Cumhurbaşkanı ERDOĞAN açılış töreni sonrasında beraberindeki diğer yetkililerle birlikte bazı firma stantlarını ziyaret ederek şirket yetkililerinden sergilenen ürünler hakkında bilgi aldı.
Bir sonraki Fuar IDEF ‘23, 16’ncı Uluslararası Savunma Sanayii Fuarının, 2023 yılında yine İstanbul'da hazırlanması bekleniyor.
IDEF ‘21 Fuarında Firma Stantlarından Notlar
ASELSAN
Son yıllarda IDEF Fuarının gözdesi olmayı başaran ve en büyük stant alanı ile katılım gerçekleştiren ASELSAN, IDEF ‘21’e 7.000 metrekare stant alanı ile katılmış ve deniz, kara ve hava sistemleri ile uzay teknolojileri alanında 60'ı ilk kez olmak üzere toplam 250 ürün sergilemiştir. ASELSAN Standında sergilenen ARES-2 ve AREAS-2 serisi Radar Elektronik Destek (R-ED) ve Radar Elektronik Taarruz (R-ET) Sistemleri ile ilgili detaylı bilgiyi bu sayımızda yer alan Deniz EH Sistemleri ve Türk Deniz Kuvvetleri başlıklı haberimizde bulabilirsiniz.

ASELSAN, Kara ve Hava Kuvvetleri Komutanlıkları için geliştirdiği Silah Tespit Radarı (STR), Erken İhbar Radar Sistemi (EİRS) ve Alçak İrtifa Radar Sistemi (AİRS) ve çözümlerine ait ölçekli modelleri kapalı alandaki standında sergilerken SİPER Uzun Menzilli Bölge Hava Savunma Füze Sistemi Batarya Komuta Kontrol Aracı’nı ise açık alanda sergiledi. Araç, Batarya ve Filo seviyesinde kullanılmakta. Her bir SİPER Bataryası; Batarya/Filo Atış Kontrol Merkezi, Atış Kontrol Radarı, Arama Radarı, Haberleşme İstasyon Aracı, Haberleşme Röle Aracı, Füze Fırlatma Sistemi, Füze Taşıma Yükleme Sistemi ve Füzelerden oluşmakta. Üs Seviyesinde Filo Kontrol Merkezi aracı da eklenmekte. Arama Radarı olarak EİRS benzeri bir radar kullanılıyor. Standart konfigürasyonda her bir bataryada 4 Füze Fırlatma Sistemi (FFS) ve 2 Füze Taşıma Yükleme Sistemi yer alıyor ama FFS sayısı 8’e çıkarılabilmekte. Fuarda edindiğim bilgiye göre SİPER Batarya Komuta Kontrol Aracı ile atış kontrol sistemi entegrasyon testlerine kısa sürede başlanılacaktır. Bu arada, Eylül ayı 2nci haftası içinde İstanbul’da HİSAR ve SİPER Projelerine ilişkin SSB, ASELSAN, ROKETSAN ve HvKK personelinin de katılımı ile bir toplantı düzenlenmiştir. Fuarda edindiğim bilgiye göre kabul testleri kapsamında ilk STR Fuar öncesinde atışlı testlere tabi tutulmuş olup 2021 yılı sonuna kadar KKK hizmetine girmesi planlanmıştır. İlk AİRS’in 2022 yılında HvKK’na teslim edilmesi planlanmıştır. Ağustos ayı itibarıyla Ankara'da yüksek bir mevzide test edildiği ifade edilen Erken İhbar Radar Sistemi (EİRS)’nin iki ay sürecek kabul test sürecinin ardından toplanan veriler ile almaç algoritması düzeltilecek ve ilk EİRS Ekim 2021’de HvKK’na teslim edilecek.
Ancak Savunma Sanayi Başkanı Prof. Dr. İsmail DEMİR, 3’üncü Askeri Radar ve Sınır Güvenliği Zirvesi kapsamında 5 Ekim 2021 günü düzenlenen açılış töreninde yaptığı konuşmada “Erken İhbar Radar Sistemimizin ilk teslimatını önümüzdeki ay (Kasım 2021) Hava Kuvvetleri Komutanlığımıza yapmayı planlıyoruz. Buna ek olarak, EİRS radar ailesinin yeni ürünü olan Alçak İrtifa Radar Sistemi Projesinin ilk ürününü de önümüzdeki yıl envantere alacağız. Güvenlik güçlerimizin kabiliyetlerini ciddi ölçüde arttıracak milli radar sistemlerimizin sayılarının önümüzdeki yıllarda arttırılmasını planlıyoruz,” demiştir. ASELSAN mevcut sözleşmeler altında toplamda 9 adet STR, 5 adet S-Bant AİRS ve 4 EİRS (toplamda sabit ve taşınabilir konfigürasyonda 22 adede ulaşması bekleniyor) teslimatı gerçekleştirecektir. S-Bant frekans bandında çalışacak radarların anten birimlerinde yüzlerle ifade edilen yerli tasarım ve üretim GaN tabanlı Gönderme/Alma (T/R) modülü yer almaktadır. EİRS, STR, AİRS ve yine 2022 yılında teslimatı beklenen Çok Fonksiyonlu Atış Kontrol Radarı iki eksen AESA yapısına sahiptir. Antende her ışıma elamanında ayrı bir faz kaydırıcı olması sayesinde bu tip radarlar hem yatayda (yanca), hem de dikeyde (yükseliş) elektronik huzme yönlendirme/faz kaydırma yapabilmektedir. ÇAFRAD ve CENK-S de yine iki eksen AESA yapısındadır. Bu arada SSB DEMİR 5 Ekim günü 24 TV canlı yayına konuk olmuş ve projelere ilişkin bilgiler paylaşmıştır. DEMİR SİPER Projesi ile ilgili olarak şu bilgileri vermiştir: “Yüksek irtifa hava savunma sistemimiz SİPER’den önce, bir ara ürün beklentimiz var. 100 kilometreye kadar etkili menzil ve 20 kilometrenin üzerinde bir irtifa ile gündeme gelecek. Ondan sonra da SİPER gelecek. Yani bu basamakları teker teker çıktığımız bir yolculuk. Sistemin parametreleri birbirinin üzerine koyarak gidiyor, birinden öğrendiğinizi diğerinde uyguluyorsunuz. O açıdan da bu kademelendirmeye dikkat çekmek istedim. SİPER’i de 2023 bitmeden devreye alırız diyoruz.”

Azami menzili daha önce 150km olarak verilen AİRS muharebe uçakları, helikopterler, İHA’lar, düşük radar kesit alanına sahip uçaklar, seyir füzeleri ve anti-radyasyon füzelerinin tespitinde kullanılabilecek. Hedef tespit menzili 470km olarak açıklanan EİRS, hava soluyan hava hedeflerin yanı sıra Kısa/Orta Menzilli Balistik Füzelerin de uzun menzilden tespitini ve takibini gerçekleştirebilecektir. Sistemin sahip olduğu yüksek çıkış gücü sayesinde, düşük Radar Kesit Alanına (RKA/RCS) sahip hedeflerin (Hayalet uçaklar, İHA’lar vb.) de belirli bir menzilde tespitine imkan sağlanacaktır. Proje kapsamında her bir EİRS; Radar Alt-Sistemi, Kontrol ve Haberleşme Alt-Sistemi, Radyolink Alt-Sistemi, Radar Jeneratör Alt-Sistemi ve Radar Statik Kesintisiz Güç Kaynağı Alt-Sisteminden oluşacak ayrıca Hava Kuvvetleri Komutanlığı Kontrol İhbar Merkezlerinde Uzak Radar Kontrol Terminali konumlandırılacaktır. Uzak Radar Kontrol Terminali ile Kontrol ve Haberleşme Alt-Sisteminde yer alan Lokal Radar Kontrol Terminali içerisinde Radar Bağlantı İstasyonu (RBİ) ve Radar Kontrol Birimi (RKB) yer almakta olup söz konusu birimler ASELSAN SST Sektör Başkanlığı sorumluluğunda geliştirilmektedir. AESA tipi anten teknolojisine sahip S-Bant STR, düşman unsurlar tarafından gerçekleştirilen havan, top ve roket mermilerini havada tespit ettikten sonra, atım noktalarının hassas bir şekilde koordinatlarını hesaplayabilecek. Sistem aynı zamanda düşman tarafından atılan havan, top ve roket mermilerinin olası düşüm yerlerini de hesaplayabildiğinden söz konusu mühimmatlar yere düşmeden önce ilgili bölgedeki dost unsurların uyarılarak can ve mal kaybının önüne geçebilmesine imkan tanıyacak. Katı hal (solid state) güç yükseltici, sayısal huzme oluşturma ve yüksek performanslı sinyal ve veri işleme altyapısına sahip olan ASELSAN STR, 24 saat kesintisiz çalışma ve A400M Atlas Ulaştırma Uçağı ile havadan taşınabilme kabiliyetlerine de sahip olacak. STR’nın 100km menzilden hedef tespitini gerçekleştirebilmesi hedefleniyor. Bu çerçevede havan atışlarının kalibrelerine bağlı olarak 25km ile 50km uzaklıktan, Katyuşa tipi bir topçu roketi ise 100km uzaklıktan tespit edilebilmesi hedeflenmiştir. Edindiğim bilgiye göre AESA tipi STR anteni sabit konumda anlık olarak 100 derecelik bir sektörü elektronik olarak tarayabilecek. Özel algoritmalar sayesinde antenin belli açılarda yönlendirilmesi sayesinde 360 derecelik kapsamanın da sağlanabileceği belirtiliyor. Anten alt-sisteminin toplam ağırlığı yaklaşık 4 ton, sistemin toplam ağırlığının ise 10 tonun altında gerçekleşmesi hedeflenmişti.
ASELSAN standında en çok dikkat çeken ürünlerden birisi de ölçekli bir modeli üzerinden tanıtımı yapılan GÖKDENİZ ER Deniz Platformları için Yakın Hava Savunma Füze Sistemi (CIWS) oldu. ASELSAN, ROKETSAN’ın SUNGUR MANPADS temelli LEVENT-I/II RAM Sistemi çözümlerine rakip olarak şirket özkaynaklarını kullanarak TÜBİTAK SAGE ile GÖKDENİZ ER Sistemi üzerinde çalışmakta. Edindiğim bilgiye göre Ağustos ayı itibarıyla Konsept Gereksinim Belirleme Aşaması çalışmaları devam etmekte olup sistem nihai konfigürasyonunun bu çalışmalar sonrasında kesinlik kazanması beklenmektedir. Tam Otonom ve gemideki Savaş Yönetim Sistemi (SYS)’ne entegre olarak çalışabilecek GÖKDENİZ ER CIWS Sisteminde en az 11 füze yer alacak. Fuarda ASELSAN standında sergilenen ölçekli model üzerinde döner yapıdaki GÖKDENİZ ER gövdesi üzerinde bağımsız olarak hareket edebilen bir gimbal üzerine yerleştirilmiş EO sensörler, gövdenin önde ve arkada her iki yanında 4 adet AESA anten, ortada ise 11 hücreli bir lançer yer almaktaydı. GÖKDENİZ ER CIWS Sisteminde füze olarak TÜBİTAK SAGE ürünü IIR güdümlü BOZDOĞAN Füzesi kullanılacak olup bu kapsamda füze üzerinde gemi üzeri kullanım için bir dizi iyileştirme/modifikasyon gerçekleştirilecektir. Füzenin menzil değerinin henüz kesinleşmediğini ifade eden ASELSAN yetkilisi bu konuda TÜBİTAK SAGE ile çalışmaların devam ettiğine dikkat çekti. GÖKDENİZ ER üzerinde kullanılacak AESA radarı AURA adı verilmiştir. İlk kez 3’üncü Askeri Radar ve Sınır Güvenliği Zirvesi kapsamında ASELSAN standında tripod üzerine yerleştirilmiş birebir ölçekli modeli (mock-up) sergilenen AURA Yeni Nesil Çok Fonksiyonlu AESA Gözetleme Radarı’nın 2022 yılı sonu veya 2023 yılı başlarında kullanıma hazır hale gelmesi bekleniyor. S-Bant AURA AESA (GaN tabanlı T/R Modülleri olduğunu değerlendiriyorum) Radarı 20km+ menzile sahip olacak. AURA Radarının her bir yüzü 30kg civarı bir ağırlıkta olup 360 derece kapsaması için 3 veya 4 antenli kullanım konfigürasyonu hazırlanabilecektir. Her bir sabit AESA anteni yanca 120 derece, yükseliş olarak da 90 derece kapsama sağlayabilecek.
ASELSAN standında dikkat çeken ürünlerden birisi de İnsansız Hava Araçları (İHA) için geliştirilen ve ihtiyaç tanımını müteakip kısa sürede ürün haline dönüştürülen Mini Elektronik Harp (EH) Podu oldu. BAYRAKTAR TB2 ve ANKA S-İHA’lar üzerinde yakında uçuşlu testlerinin yapılması planlanan Mini EH Podu özellikle S/İHA platformları için tehdit oluşturan kısa menzilli hava savunma füze sistemlerinde yer alan arama ve aydınlatma radarlarına karşı belli frekans bantlarında elektronik karıştırma yapabilecek. Ürün hakkında bilgi veren ASELSAN yetkilisi bir sorumuza cevaben S/İHA platformundaki mevcut gücün Mini EH Pod için yeterli olduğunu ve ihtiyacın hızlı şekilde tanımlanmış olması ve aciliyeti nedeniyle sistemde AESA gibi karmaşık anten yapısının tercih edilmediğini ifade etti. S/İHA platformlarında harici yük istasyonunda taşınacak Mini EH Podun soğutma ihtiyacı ise RAM Air yöntemi ile sağlanacak.
ASELSAN Hava SOJ çözümünde uçağın kuyruk kısmındaki çıkıntılı kaporta içerisinde Haberleşme Karıştırma antenleri, kanat altında yeni ED Podları, gövde/kokpit üzerindeki yunus başı seklindeki kaporta içinde SatCom ve bazı elektronik donanım, gövde altındaki uzun kaporta içerisinde ise AESA tipi Radar Elektronik Taarruz anteni yer almakta.
ASELSAN standında ölçekli model üzerinden tanıtımı yapılan ürünler arasında yer alan Modern Mayın Tespit Sistemi (MMTS), OTOKAR ürünü ARMA 8x8 TTZA üzerine entegre edilmiş farklı tipte Yere Nüfuz Eden Görüntüleme Radarı (YENER) antenleri ve ASELSAN ürünü RJ Jammer Sisteminden oluşmakta. MMTS/YENER telli/telsiz farklı tip EYP ve mayınları tespit ediyor ve yerlerini işaretliyor. Daha sonra tespit edilen mayın ve EYP’ler mayın imha ekiplerince imha ediliyor. Aynı zamanda İnsansız Kara Aracı (İKA) konfigürasyonu da bulunan Ultra Geniş Bantta çalışan Yere Nüfuz Eden Görüntüleme Radarı EYP, EYP tetikleyici kablolar, metal mayınlar ve plastik mayınları tespit edebilecek hassasiyette. Çoklu hedef tespiti ve yapay açıklık (SAR) oluşturma kabiliyetli YENER, yeni nesil özel geliştirilmiş algoritmalara sahip. Bu sayede topraktaki değişimleri fark edebilen sistem operatörün önündeki ekrana yüksek kalitede MR görüntü sunuyor. MMTS/YENER prototipi test maksatlı olarak 2022 yılında ARMA 8x8 TTZA üzerinde KKK hizmetine girecek. Aracın ön kısmında yer alan antenin modern plastik mayınlardaki tek metal parça olan tetik iğnesini belli bir mesafe ve derinlikte tespit edebilecek hassasiyete sahip olduğu ve sistemin geçen süre zarfında her türlü tespit çeşidinde, her türlü EP ve mayın tehdidine karşı test edilerek etkinliğinin kanıtlandığı ifade edildi. Anten ağır olduğu için anteni dengelemek maksadıyla hemen arkasına sağlı ve sollu olarak iki ayrı tekerlek seti yerleştirilmiştir. Menfez içindeki mayın ve EYP tehdidinin tespit ve teşhisi için araç gövdesinin her iki yanında daha küçük iki ayrı anten yer almakta. ASELSAN yetkilisine göre MMTS/YENER halen KKK hizmetindeki Husky 2G Araca Monteli Mayın Tespit (WMMD) Sistemi’nden daha farklı hedefleri de tespit edebiliyor ve mayın tespitindeki araç hızı Husky 2G’dekinden daha yüksek. Türk Kara Kuvvetleri’nin araca monteli mayın tespit sistemi ihtiyacı kapsamında STM ile Critical Solutions International (CSI) arasında imzalanan sözleşme ile 4 Husky 2G Araca Monteli Mayın Tespit Sistemi ve iki R-Visor Talon isimli uzaktan kumandalı mayın tespit robotu (Türkiye aracın ilk kullanıcısı olmuştu) tedarik edilerek 2013 Ağustos ayı ortasında Malatya’daki 2’nci Ordu Komutanlığı’na teslim edilmişti.

ASELSAN standında en çok dikkat çeken ürünlerden birisi şüphesiz hem F-16 (ÖZGÜR Projesi), hem de AKINCI TİHA’da kullanılması planlanan AESA burun radarı olmuştur. Stantta birebir ölçekli modeli (mock-up) sergilenen ve 1-1.5 yıl içinde hazır hale geleceği belirtilen F-16 AESA Burun Radarı; Gönderme/Alma ve Sinyal İşleme Birimi (GASİB), Çevrim Birimi ve Anten alt-sistemlerinden oluşmakta. Daha önce 2021 yılı sonuna kadar AKINCI TİHA üzerine takılması hedeflenen AESA Burun Radarının ÖZGÜR Projesi kapsamında kullanılması bekleniyor. Ancak Ağustos 2021 itibarıyla henüz hem AKINCI, hem de ÖZGÜR Projesine yönelik resmi sözleşme imzalanmamıştı. Hatırlanacağı üzere F,16 AESA burun Radarı Geliştirilmesi Projesi Faz-I Protokolü SSB ile ASELSAN arasında 4 Aralık 2018 tarihinde imzalanmıştı. Protokol AESA Burun Radarı’nın geliştirilmesini, prototip üretimini, fabrika testleri ile doğrulanmasını ve F-16 Blok 30 Uçağına entegre edilmesi için gerekli ön çalışmaları kapsıyordu. Projenin 2’nci Fazında ise prototip radarın F-16 Uçağına entegre edilerek performansının uçak üzerinde gösterilmesi ve sonuçların başarılı olması durumunda radarın seri üretimine başlanılması hedeflenmişti. AESA Burun Radarı anten biriminde GaN temelli T/R modülleri kullanılmakta olup edindiğim bilgiye göre kullanılan GaN çipler henüz bu boyutta çiplerin üretimi ASELSAN BİLKENT Mikro Nano Teknolojileri Sanayi ve Ticaret A.Ş. (AB-MikroNano) Fabrikasında yapılamadığından yurt dışında ürettirilmektedir. ASELSAN tasarımı olan çipler uzak doğudaki fabrikalarda ürettiriliyor. Yakın gelecekte AESA burun radarında kullanılacak GaN çiplerin de yerli olarak üretimine başlanılacak. 1.000’den fazla anten elamanına sahip olacak ASELSAN F-16 AESA Burun Radarı SABR ile eşdeğer performansa sahip olacak. Açık kaynaklara göre GaAs tabanlı AN/APG-83 SABR AESA Burun Radarı azami 296.3km (başka bir kaynakta 370.4km) menzile sahip olup savaş uçağını 120km menzilden tespit edip 84km mesafeden kilitlenebilmekte ve aynı anda 20’den fazla hedefi takip edebilmekte. Açık kaynaklarda SABR üzerindeki T/R modül sayısına dair bir bilgi yer almasa da selefi AN/APG-80 (F-16E/F) üzerinde 1.020 adet yer almaktadır. SABR Radarının birim maliyeti Şubat 2020 rakamıyla yaklaşık ABD$2.5 Milyon mertebesindedir. ABD$244 Milyon değerindeki kontrat altında 72 adetlik ilk parti radar siparişinin verildiği Haziran 2017’de bu değer ABD$3.38 Milyon seviyesindeydi. ASELSAN F-16 AESA Burun Radarının hem anten birimi, hem de GASİB (sistemin beyni olup radarın sağlık durumunu da kontrol etmekte) birimi sıvı soğutmalı olarak tasarlanmış. Radarlardaki güç yükselteçleri genelde +40°C /+60°C arasında en verimli şekilde çalıştığından genelde su + glikol karışımı veya saf monoetilen + glikol kullanılan sıvı soğutma sistemi aslında transistörleri belli bir ısı seviyesinde tutmayı amaçlamaktadır. F-16 üzerinde ayrıca bir hava soğutma sistemi yer alıyor. F-16’nın soğutma kapasitesi açık kaynaklarda 5.5kW civarı olarak verilmekte. Radar içerisinde yer alan kapalı devre sıvı soğutma sistemi hem anten dizini, hem de diğer radar birimleri içerisindeki atık ısının dışarı atılmasında (uçağın havalandırma sistemine transferinde) kullanılmaktadır. Stantta görüşme fırsatı bulduğum ASELSAN personelinden edindiğim bilgiye göre F-16 AESA Burun Radarı, F-16V Blok 70 Uçaklarında kullanılan AN/APG-83 SABR ile rekabet edebilecek bir ürün olacak ve performans anlamında HvKK envanterindeki F-16’larda kullanılan AN/APG-68(V)9 Radarının çok daha ötesine geçecek. F-16 AESA Burun Radarı prototipi üretilirken F-16’nın burun kısmı incelenmiş ve radar ona uygun olarak tasarlanmıştır. Edindiğim bilgiye göre hazır olduğunda AESA Burun Radarı herhangi biri ilave modifikasyona ihtiyaç duyulmadan olduğu gibi F-16’daki mevcut radar yuvasına takılabilecek. Bu kapsamda ASELSAN kullanıcı için bir arayüz dokümanı hazırlamakta. Üretim faaliyetlerine paralel olarak yazılım ve donanım olarak sertifikasyon çalışmalarına da başlanmış durumda. Dolayısıyla F-16 AESA Burun radarı tamamlandığında sertifiye bir ürün olacak. Platformda minimum değişiklik ile maksimum performansın hedeflendiğine dikkat çeken ASELSAN personeli radarın enerji ihtiyacının platformdan alınan güç ile karşılanacağına dikkat çekti. Stantta sergilenen F-16 AESA Burun Radarı mock-up’ında mekanik yerleştirme gerçek F-16 AN/APG-68(V)9 burun radarı şasesi ölçülerinde imal edilen, birebir aynı şase üzerine yapılmıştır. Şasede üst raf diğer ekipmanların yerleşimi için ayrılırken alt rafta AESA elektronik donanımı yer almakta. ASELSAN F-16 AESA Burun Radarı ÖZGÜR Projesi kapsamında modernize edilen F-16 Blok 30 Uçağındaki görev bilgisayarı ve aviyonik donanımı ile de entegre edilecek. Bu kasamda ASELSAN bir Arayüz Dokümanı hazırlamıştır. Edindiğim bilgiye göre ASELSAN F-16 AESA Burun Radarı ITAR-Free özellikte ve RAHAT formatında bir ürün olacak

TF-2000 HSH Muhriplerinde kullanılmak üzere milli imkanlarla geliştirilmekte olan ÇAFRAD Sisteminde edindiğim bilgiye göre GaN tabanlı T/R modülleri ortaya çıkmıştır. ASELSAN tarafından uygulanmaya başlanan ‘Low Temperature Co-Fined Ceremic (LT-CC)’ teknolojisi sayesinde T/R Modüllerinin ağırlığında kayda değer seviyede bir hafifleme sağlandığı belirtiliyor. Daha önce ÇAFRAD Sistemini oluşturan AESA anten teknolojisine haiz X-Bant Çok Fonksiyonlu Radar (ÇFR-1), X-Bant Aydınlatma Radarı (AYR-1) ve S-Bant Uzun Menzilli Radar (UMR) sistemlerinin her bir yüzünde yaklaşık 5.000 adet Gönderme & Alma (T/R) modülünün yer alacağı bilgisi paylaşılmıştı. Bu T/R modüllerin GaN tabanlı çipler kullanılarak AB MikroNano Fabrikasında üretilmesi hedeflenmişti. T/R modüllerde kullanılan ve yüksek saflıkta altından imal edilen malzeme 20’den fazla katmandan oluşmaktaydı. ASELSAN hem maliyeti, hem de ağırlığı düşürmek için bir süredir bu malzemede kullanılan altının miktarını ve katman sayısını azaltmaya (7 kata) çalışıyordu. Geçtiğimiz dönemde yapılan bir sunumda CFR’de her biri 20 Watt kapasiteli 4.000 adet X-Bant GaN eleman (toplam kapasite 80kW) bulunduğu ve yine X-Bant 8.5-11GHz GaN SSPA (Katı Hal Güç Yükseltici) kullanıldığı bilgisi paylaşılmıştı. Aynı anda iki eksende huzme yönlendirebilen ve aynı anda 48 iç içe geçmiş huzme basabilen (bu sayede karıştırmaya oldukça dirençli) ÇAFRAD geçtiğimiz yıl ikinci yarısında Doğu Akdeniz’de bir mevziye taşınarak orada testlere tabi tutulmuştu. Görüşlerine başvurduğum ASELSAN yetkilisi GaN tabınlı T/R modül üretecek şekilde üretime hazır olduklarını ancak Seri Üretim Fazı için henüz bir sözleşmenin bulunmadığını ifade etti. Üretim altyapılarının ÇAFRAD takvimini destekleyecek kabiliyette olduğunun altını çizen ASELSAN yetkilisi bir soruma cevaben TF-2000 HSH Muhriplerindeki anten yerleşiminin henüz kesin olmadığına dikkat çekerek bu kapsamda ana direk/mast yapısının nasıl olacağı konusunda geminin inşa edileceği tersane ile görüşüleceğini kaydetti.
ASELSAN standında ölçekli modeli sergilenen bir diğer radar ise ilk olarak TCG İstanbul Fırkateyni üzerinde kullanılacak döner tipte antene sahip CENK-S 3 Boyutlu Deniz Platformu AESA Arama Radarı oldu. İlk kez bir modeli sergilenen CENK-S, hedefin azami menzilden görüş ve takibine (radar anteni o anda hedefe bakmasa bile) imkan tanıyan ve hedefin sürekli takibi sırasında hedef verisinin <1sn gibi çok kısa sürelerle güncellenmesine dolayısıyla hedef angajmanının daha yüksek bir hassasiyetle (hedef koordinat bilgisi füzeye aktarılırken) yapılabilmesine imkan tanıyan iki eksen AESA teknolojisine sahiptir. S-Bant CENK-S 3B AESA Arama Radarı sıvı soğutmalı bir yapıya sahip. 1.700kg ağırlığındaki CENK-S Radarında 4.000 adet GaN tabanlı T/R modülünün yer alacağı, hava/suüstü hedef tespit kapasitesinin 1.000’den fazla olacağı ve SMART-S M2 3BAR’na kıyasla iki katı menzil performansı sunacağı ifade edilmiştir. DzKK’nın ASELSAN’ın ‘TR Book’ üretimini gerçekleştirdiği SMART-S Mk2 3 Boyutlu Arama Radarları (3BAR)’ndan genel anlamda memnun olduğu ancak kullanılan dalga formu ve sinyal işleci Thales kaynaklı olduğu için radarın elektronik karıştırmaya daha duyarlı olduğu belirtiliyor. Anten ağırlığı 1.300kg olarak verilen sıvı soğutmalı (soğutulmuş su) S-Bant SMART-S Mk2 3BAR aynı anda 750 hava/suüstü hedefi tespit ve takip edebilmekte. 360 derece dönebilen radar anteninin yükseliş kapsama açısı ise 70 derece.
ASELSAN standında sergilenen ilklerden birisi de IIR Arayıcı Başlığı sayesinde ‘Man-in-the-Loop’ kabiliyeti kazanan IIR Minyatür Bomba oldu. ASELSAN bir yandan SSB ile imzalanan anlaşma altında Minyatür Bomba ya da diğer adıyla Milli SDB (Küçük Çaplı Bomba) Projesi altında seri üretim çalışmalarını yürütürken, diğer yandan da mühimmatın yeni varyantları üzerinde çalışmalar yapmaktadır. Daha önce projede BRU-61/A benzeri pnömatik tahrikli akıllı Çoklu Taşıma Salanı (ÇTS)’n üretiminde ALTINAY ile çalışan ASELSAN artık akıllı ÇTS’nı da kendi imal etmekte. ASELSAN pnömatik tahrikli akıllı ÇTS’nin hem F-16’lar hem de S/İHA’larda kullanılabilecek iki mühimmat (hem Minyatür Bomba, hem de Mk Serisi Genel Maksat ve KGK, LGK ve TEBER gibi Akıllı Mühimmatları) taşıma kapasiteli yeni bir varyantı için de çalışmalar yapmakta. Edindiğim bilgiye göre Seri Üretim çalışmaları kapsamında yerli katkı oranını artırmakta olan ASELSAN, bu çerçevede daha önce Fransız bir firmadan tedarik edilen ve sistemdeki kritik bileşenlerden olan Ejector Release Unit (ERU) ve Pnömatik Tüp alt-sistemleri artık kendisi imal etmekte. Bir TÜBİTAK 1007 Projesi olan ve Aselsan - TÜBİTAK/SAGE işbirliğiyle yürütülen Minyatür Bomba ya da diğer adıyla Milli SDB (Küçük Çaplı Bomba) Projesi kapsamında planlı atış testlerinin başarıyla tamamlanmasının ardından Seri Üretim için beklenen yeşil ışık Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN Başkanlığında 11 Ağustos 2020 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen Savunma Sanayi İcra Komitesi (SSİK) Toplantısında yakılmıştı. Milli SDB (Küçük Çaplı Bomba) Projesi altında hedefe ilk canlı atış Türk Hava Kuvvetleri bünyesinde bulunan 401’inci Test Filo Komutanlığı’na ait bir F-16C Blok 40 Uçağından 12 Aralık 2019 tarihinde başarıyla gerçekleştirilmişti. F-16 Uçaklarına takılacak iki adet ÇTS üzerinde taşınacak 8 adet Minyatür Bomba ile bir sortide 100km (55nm) menzildeki 8 ayrı yumuşak sabit hedefe veya 1m kalınlıktaki basınçlı beton (5.000psi dayanım gücüne sahip) ile korunan sert hedefe taarruz edilebilecektir.
ASELSAN, halihazırda sadece INS/GPS güdüme sahip olan Milli SDB/Minyatür Bomba’ya çift yönlü kriptolu data link ve Görüntüleyici Kızılötesi Arayıcı Başlık entegre ederek harekat etkinliği daha da arttırmaya yönelik çalışmalar yürütmektedir. ASELSAN öz kaynakları ile geliştirilen INS/GPS+ IIR Arayıcı Başlık+ Veri Bağı kabiliyetli IIR Minyatür Bomba bu sayede hareketli kara ve suüstü hedeflerine karşı da kullanılabilecek. Çift yönlü kriptolu veri bağı ile desteklenen Man-in-the-Loop özelliği sayesinde pilot mühimmatla vuruş anına kadar haberleşebilecek ve gerektiğinde anlık olarak hedef güncellemesi yapabilecek. Edindiğim bilgiye göre IIR Minyatür Bomba üzerinde ASELSAN tarafından değer programlar kapsamında tasarlanmış bir IIR Arayıcı Başlık yer almakta. Mini Turbojet motorlu bir varyantının da geliştirilmesi planlanan IIR Minyatür Bomba motor olmadan 100km menzile erişebilmekte. ASELSAN, halihazırda Milli SDB/Minyatür Bomba üzerinde arka tarafta yer alan GPS antenini de yerlileştirmek üzere çalışmalar yürütmekte.
Allison Transmission/HEMA HMST Otomotiv
Hafif, orta ve ağır, paletli veya tekerlekli tüm askeri araçlara yönelik geniş tahrik çözümleri yelpazesine sahip olan Allison Transmission Türkiye’deki lisanslı üreticisi Hema HST Otomotiv ile katılım gerçekleştirdiği IDEF ‘21 Fuarında tekerlekli ve paletli askeri araçlar için sunduğu tahrik çözümlerini Salon 7’de 700 numaralı standında sergiledi. Stantta en dikkat çekici ürün halihazırda Yeni Nesil T-155 FIRTINA Kundağı Motorlu Obüsü (FIRTINA-II) Programı için yeni geliştirilen X1100™-5A4 Otomatik Transmisyonu oldu.
FIRTINA-II Kundağı Motorlu (K/M) Obüsleri L3Harris Firması ürünü 1.200bg kapasiteli dizel AVDS Motor ve Allison Transmission ürünü X1100™-5A4 Otomatik Transmisyonundan oluşan güç grubu ile donatılacaktır. Söz konusu güç grubunun entegrasyon sorumluluğu ise BMC Power (ASFAT AŞ) Firmasında. Edindiğim bilgiye göre Ağustos 2021 itibarıyla çalışmalara devam edilmekteydi. 281 adet teslim edilen FIRTINA-I K/M Obüslerindeki güç grubu (1.000bg kapasiteli MTU MB-881 KA-500 Motoru ile eşleştirilmiş Allison X1100-5A3 Otomatik Transmisyonu) Güney Kore’den hazır olarak gelmişti.

Diğer yandan 1.200bg kapasiteli bu yeni güç grubu aynı zamanda M60A3 Ana Muharebe Tanklarının modernizasyonu kapsamında da önerilmekte. Edindiğim bilgiye göre güç grubu M60 AMT güç grubu ile birebir uyumlu olacak şekilde, yani mevcut güç grubunun yerleştirildiği havuza sığacak şekilde, tasarlandığından entegrasyon çalışması kapsamında gerek şasi, gerekse tank gövdesinde herhangi bir ilave değişikliğe ihtiyaç duyulmayacak böylelikle iyileştirme maliyeti minimize edilebilecek. L3Harris Technologies ürünü 1.200bg (895kW) kapasiteli, kuru ağırlığı 5.100lb (2.313kg) olan AVDS-1790-9A Dizel Motorunun M48 ve M60 AMT’larında kullanılan 750bg kapasiteli kuru ağırlığı 4.900lb olan AVDS-1790-2C motoru ile aynı boyutlarda olduğu ve iki motor arasındaki ortak parça kullanım oranının %70’in üzerinde olduğu belirtiliyor. Allison ürünü X1100-5A4 Otomatik Transmisyonu halen eski nesil CD-850 transmisyonunun yerini alacaktır. M60 AMT için maliyet etkin mobilite/hareket kabiliyeti iyileştirme çözümü olarak tanıtılan AVDS-1790-9A Dizel Motoru ve X1100™-5A4 Otomatik Transmisyonundan oluşan yeni güç grubu (‘Türk Güç Grubu’ adı ile lanse edilmektedir) sayesinde M60 AMT’nın hızlanmasında %46, süratinde %36, azami süratinde %47, tırmanma kabiliyetinde ise %40’ın üzerinde iyileşme olacağı hesaplanmaktadır. M60 AMT ve FIRTINA-II K/M Obüslerde ortak güç grubu kullanımı ile bir yandan ömür devir maliyeti ve ilk alım maliyetinde önemli tasarruflar elde edilebilirken diğer yandan harekat ve bakım yedek parçaları ile depo işlemleri ve bakım eğitimi gibi giderlerde de ciddi tasarruflar mümkün olabilecektir.
.jpg)
Bu arada AVDS-1790 Serisi Motorların Orjinal Üreticisi (OEM) artık RENK America Combat Propulsion Systems Firması olmuştur. Alman RENK Firması 1 Mart 2021’de L3Harris Technologies Firmasının Combat Propulsion Systems iş birimini ve Magnet-Motor GmbH iş birimini satın alacağını duyurmuş (açık kaynaklarda yaklaşık ABD$400 Milyon tutarında nakit ödeme yapıldığı belirtiliyor) ve olağan izin sürecinin tamamlanmasını müteakip satın alma işleminin 2021 yılı ikinci yarısında tamamlanacağı açıklanmıştı. AVDS-1790 serisi dizel motorlar artık L3Harris Firmasının resmi internet sayfasında da yer almaktadır.
.jpg)
IDEF ‘19 Fuarında FIRTINA-II K/M Obüslerinde kullanılmak üzere 1.200bg kapasiteli 12 silindirli (V12) dizel bir motor ve Allison X1100-5A3 temelli otomatik transmisyondan oluşacak yeni bir güç grubunun geliştirilmesi maksadıyla Milli Savunma Bakanlığı (MSB) ile Caterpillar Defence UK (CAT UK) arasında bir Mutabakat Muhtırası (MoU) imzalanmıştı. O tarihte şirket yetkililerinden edindiğim bilgiye göre Caterpillar Defence UK ürünü mevcut bir motorun çekirdeği üzerine şekillendirilecek yeni motorun geliştirme sürecinde 1’inci ABFM mühendisleri de görev alacak ve burada üretimi yapılacak motor ITAR kısıtlamalarına tabi parça ve alt-sistem içermeyeceğinden ihracatında da bir kısıtlama (ITAR-Free) yaşanmayacaktı. Ancak 10 Haziran 2021 tarihinde Tip 45 Sınıfı HMS Defender Destroyerinde düzenlenen İngiltere Sanayi Günü etkinliği kapsamında görüşme fırsatı bulduğum CAT UK Firması yetkilileri MoU'nun ardından kendileri ile resmi sözleşme imzalanmadığını, Türkiye’nin bu ihtiyaç için bütçesel anlamda daha iyi bir teklif sunan başka bir şirket ile anlaştığına dikkat çekmiş ama firma adı vermemişlerdi.
Allison Transmission Firması aynı zamanda ALTAY AMT Programı için de X1100-4 Otomatik Transmisyonunu önermekte. Ancak mevcut tasarım T Tipi (T-Drive) Konfigürasyona sahip olduğundan ALTAY AMT için U Tipi (U-Drive) Konfigürasyona sahip modeli önerilmekte. ALTAY AMT’ndaki EuroPowerpack Güç Grubu motorun transmisyona paralel olarak yerleştirildiği ‘U Tipi Konfigürasyon’a sahiptir.
Allison standında sergilenen bir diğer transmisyon çözümü ise çapraz tahrikli X200™ 4C Tam Otomatik Transmisyonu idi. Edindiğim bilgiye göre halen Silah Taşıcı Araç (STA) Projesi kapsamında seçilen elektronik kontrollü X200™ 4C, Firma tarafından ZMA-15 Modernizasyonu için de önerilmekte. Allison ayrıca paletli araçlara bir hibrit-elektrik motoru entegre eden ve hem aracı hareket ettirmek için karma tork, hem de modern araçlarda elektrik gücü gerektiren, bilgisayarlardan yönlendirilmiş silahlara kadar çok sayıda sistemi desteklemek için yardımcı elektrik gücü sağlayan Yeni Nesil Elektrikli AX46 Orta/Ağır ZMA Transmisyonunun tanıtımını yaptı. 8 ileri ve 3 geri vitese sahip olan 850kW güç kapasiteli AX46, 40-60 kısa ton ve 36-54.4 metrik ton sınıfı araçlarda kullanılabilecek şekilde tasarlanmış. Prototip üretimi için 2023 yılının hedeflendiği AX46 Transmisyonu Yerleşik Taşıt Gücü (OBVP) ve hibrid kullanıma yönelik olarak 220kW kesintisiz güç kapasiteli Motor/Jeneratöre sahiptir.
ARMELSAN
TF-2000 Muhriplerinde kullanılacak yeni nesil multi-statik sonar süitinin milli imkanlarla geliştirilmesi maksadıyla 15’inci Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı IDEF ‘21 kapsamında 17 Ağustos 2021 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB), ASELSAN ve ARMELSAN arasında bir teknoloji kazanımı sözleşmesi imzalanmıştır.

TF-2000 Multi-statik Sonar Suiti Geliştirilmesine İlişkin Protokol imza töreni Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail DEMİR, ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Prof. Dr. Haluk GÖRGÜN ve ARMELSAN Savunma Yönetim Kurulu Başkanı Yetkin KARAKAŞ’ın katılımlarıyla gerçekleştirildi.
İmzalanan protokolle aynı gemi üzerindeki veya diğer suüstü gemilerdeki frekans bandı uyumlu sonar sistemlerinin helikopter daldırma sonarı ve sono şamandıraları (sonobuoy) ile birlikte müşterek çalışması (link vasıtasıyla birbirleriyle konuşabilecek/haberleşebilecek) sağlanarak çok geniş alandaki sualtı tehditlerinin hassas bir şekilde tespiti mümkün olacaktır.
TF-2000 HSH Muhripleri için yeni geliştirilecek orta frekanslı (ORKUN-2053 Helikopter Daldırma Sonarı ve DÜFAS ile haberleşebilsin/birlikte çalışabilsin diye aynı frekansta [3-5kHz] imal edilecektir) karinaya monteli sonar sisteminde, BARBAROS Sınıfı Yarı Ömür Modernizasyonu (MLU/YÖM) kapsamında ASELSAN tarafından geliştirilen ve Fabrika Kabul Testleri tamamlanan FERSAH Sonar Sisteminden elde edilen bilgi birikim ve alt yapılar, azami seviyede kullanılacaktır.
ASELSAN Ana Yükleniciliğinde yürütülecek Projede, ARMELSAN Ana Alt Yüklenici olarak görev alacaktır.
SSB dışında Milli Savunma Bakanlığı (MSB) da multi-statik Sonar teknolojisine yönelik daha kapsamlı bir proje başlatmış olup Eylül ayı son haftası içinde yayımlanan Teklife Çağrı Dosyası (TÇD) için ilgili firmalardan tekliflerini 4 Kasım 2021 tarihinde sunmalarını istemiştir.
Sualtı alanında, geleneksel akustiğe bakışı değiştiren multistatik sonar teknolojisinde özgün ve yetkin ürün ve konseptlerin (sadece gemi, helikopter ve denizaltı platformları değil, sono şamandırası ve Silahlı İnsansız Deniz Araçları [SİDA]’da bu ağın bir parçası olarak kullanılabilecektir) ortaya çıkması ile çok kısa bir zaman içinde çevre denizler ve hatta okyanuslar fizik kanunlarının kısıtları dahilinde mümkün olduğunca şeffaf hale getirilebilecek bu sayede sualtı hedeflerinin tespitinde çok büyük artışlar getireceğinden Türk Deniz Kuvvetlerinin Sualtı/Denizaltı Savunma Harbi (ASW/DSH) kabiliyetinde adeta bir kuantum sıçraması yaşanabilecektir.
Edindiğim bilgiye göre TF-2000 Multi-statik Sonar Suiti; 3-5kHz frekans bandında çalışacak Karinaya Monteli Sonar Sistemi, Çekili Aktif Pasif Dizin Sonar Sistemi (iki ayrı vinç ile çekilecek DÜFAS + HIZIR-TKAS), Helikopter Daldırma Sonarı (ORKUN-2053) ve Küçük Obje Tespit Sonarı (AUV gibi küçük sualtı objelerini tespit edebilmek için)’ndan oluşacak. İlk sistem prototipinin 36 aylık bir takvim sonunda hazır hale getirilmesi planlanmıştır.
ARMELSAN standında tanıtımı yapılan ve Fuar sonrasında teslimatı yapılacağı ifade edilen ARAS-2023 Dalgıç Tespit Sonarı TCG Anadolu Çok Maksatlı Amfibi Hücum Gemisi (LHD, 2 adet) ve BARBAROS Yarı Ömür Modernizasyonu (gemi başına 1 adet olmak üzere toplam 4 adet) dışında ASELSAN ve SEFİNE Tersanesi işbirliği ile geliştirilmekte olan Otonom ve Sürü Yetenekli Silahlı İnsansız Deniz Araçları’nda da kullanılacak. ARMELSAN SİDA’lar için ayrıca daldırma sonarı, yandan taramalı sonar ve mayın avlama sonarı teslimatı yapacak. ARMELSAN stantta ilk lansmanını IDEF ‘19 Fuarı sırasında yaptığı ORKUN-2053 Helikopter Daldırma Sonarı’nın tanıtımını da yapmıştır. Ancak, IDEF ‘21 Fuarında edindiğim bilgiye göre daha önce çalışma frekansı 8-11kHz olarak planlanmışken multi-statik sonar projesi kapsamında DÜFAS ve TF-2000 için geliştirilecek yeni Karinaya Monteli Sonar ile haberleşebilsin/birlikte çalışabilsin diye aynı frekansta (3-5kHz) çalışabilmesi istendiğinden ORKUN-2053’ün 3-5kHz bandında görev yapabilecek yeni bir versiyonu geliştirilmektedir. Multi-statik çalışma konseptine uygun yeni ORKUN-2053 sonar prototipinin 2022 ilk çeyreğinde teslim edilmesi planlanmıştır. 400m derinlikte çalışabilmesi hedeflenen ORKUN-2053’ün 1.2m genişliğinde Sonar Anten Birimi (Wet End)’ne sahip olacağı bu sayede 2.58m genişliğinde Sonar Anten Birimi’ne sahip HELRAS Daldırma Sonarı’na kıyasla daha hafif ve daha küçük olacağı ifade edildi. ASQ-18A Daldırma Sonarı ile benzer bir paketlemeye sahip olacağı vurgulanan ORKUN-2053’ün böylelikle ASQ-18A donanımlı SH-70 SeaHawk Deniz Helikopterlerine kolaylıkla takılabileceğine dikkat çekilmiştir. ARMELSAN yetkilileri bir sorumuza cevaben sonar deniz birimi/anten birimi küçülse de sonarın menzilinde sıkıntı olmayacağının altını çizdiler.
ARMELSAN LHD Anadolu Projesi Teknoloji Kazanım Yükümlülüğü Programı kapsamında SSB ile Ekim 2017’de imzalanan ArGe sözleşmesi altında DzKK hizmetindeki Mayın Avlama Gemileri (MAG) için yeni tip bir mayın tespit ve sınıflandırma sonarı geliştirmiş ve prototip üretimini yapmıştır. NUSRAT-1915 adı verilen yeni Mayın Avlama Sonarı dip mayınları ve demirli mayınları tespit ve sınıflandırmasını yapabilecek. 8 knot sürate ve deniz durumu 5’e kadar görevini icra edebileceği belirtilen NUSRAT-1915 Mayın Avlama Sonarı, tespit modunda 100kHz, sınıflandırma modunda ise 400kHz frekans bandında çalışacak ve ortam şartlarına bağlı olarak demirli mayınları 1.000m, dip mayınlarını ise 750m mesafeye kadar 2m mesafe hassasiyeti ile tespit edebilecek, sınıflandırma menzili ise 1m mesafe hassasiyeti ile 250-300m olarak hedeflenmekte. Edindiğim bilgiye göre ARMELSAN NUSRAT-1915 Mayın Avlama Sonarının Saha Testleri için DzKK’ndan platform talebinde bulunmuştur. DzKK testler için bir platform tahsis edecek ve Saha Testi için sonar bir limana bağlanacak platform üzerinde test edilecek. ARMELSAN yetkilisi bir sorumuza cevaben NUSRAT-1915 Mayın Avlama Sonarında %88 oranında yerli katkı seviyesine ulaşıldığını ve sonarın ITAR-Free bir ürün olduğunu vurguladı. Sualtı birimlerinin toplam ağırlığı 450kg, suüstü birimlerle birlikte toplam ağırlığı ise 600kg olarak verilen NUSRAT-1915 Mayın Avlama Sonarının geliştirme sürecinin tamamlandığı ve sipariş verilmesi durumunda uygun bir platforma takılmaya hazır olduğu kaydedildi.
BMC Power Motor ve Kontrol Sistemleri A.Ş.

Savunma ve ticari araç sektöründe gerekli olan yerli ve milli güç gruplarını geliştirmek ve üretmek amacıyla Mart 2017’de kurulan BMC Power, geçtiğimiz dönemde 400bg (VURAN, KİRPİ MRAP aracı üzerinde denendi), 600bg (AZRA, T-Drive, TUĞRA 8x8 Tank Taşıyıcı ve 8x8 ALTUĞ TTZA üzerine takıldı, transmisyon olarak Allison ürünü bir transmisyon kullanıldı), 1.000bg (UTKU, T-Drive) ve 1.500bg (BATU, U-Drive) kapasiteli dizel motorları geliştirip ilk çalışmalarını gerçekleştirerek test aşamasına (laboratuvar ortamında yük ve dayanım testleri) geçmişti. BMC Power, aynı zamanda Yeni Nesil Hafif Zırhlı Araç Projesinde paletli araçlarda kullanılmak üzere geliştirilen ve FIRTINA K/M Obüsleri için de önerilen UTKU Güç Grubu için çapraz tahrikli 1.000bg ve ALTAY AMT Seri Üretim Projesi altında kullanılacak BATU Güç Grubu için de 1.500bg kapasiteli transmisyonlar da geliştirmektedir. 1.000bg kapasiteli transmisyonun ilk çalıştırması yapılıp test aşamasına geçilmişken, Ağustos 2021 itibarıyla BATU güç grubunda kullanılacak 1.500bg kapasiteli transmisyonun ilk çalıştırması yapılmamıştı. IDEF ‘21 Fuarına geniş bir stant ve üretimini gerçekleştirdiği motor ve transmisyonlarla katılan BMC Power, Fuarın ilk günü protokole sergilenen UTKU ve BATU Güç Gruplarını test programında aksama yaşanmaması için diğer günler sergilememiş ve testlerin devam ettiği Arifiye’deki BMC Power Güç Grubu Test Merkezi’ne geri göndermiştir.
.jpg)
BMC Power, halihazırda 4 ayrı motor/güç grubu projesini 4 teknik lider sorumluluğundaki toplam 70 personelden oluşan için 4 ayrı teknik ekip ile yürütmektedir. UTKU Projesinde çalışmaların, BATU Projesine kıyasla daha önde gittiğine dikkat çeken BMC Power yetkilileri takvimsel açıdan her iki projede de bir gecikme olmadığının altını çizdiler. Her iki motorun tasarımı da BMC Power tarafından gerçekleştirilmiş olup BMC Power tasarım ekibini güçlendirmek için Ford Otosan’daki ekibi olduğu gibi transfer etmişti. Edindiğim bilgiye göre BMC, hem ALTAY AMT Programı, hem de FIRTINA-II K/M Obüsler (L3Harris ürünü motor ve Allison ürünü transmisyondan oluşan güç grubunun entegrasyonu) için güç grubunun entegrasyonu konusunda konumlandırdığı Arifiye’ye ciddi bir yatırım gerçekleştirmektedir. Bu kapsamda Arifiye’deki BMC Power Güç Grubu Test Merkezi’ne 4 ayrı motor ve hem 1.000bg, hem de 1.500bg transmisyonlar için 4 ayrı motor test dinamometresi kurulmuştur. Diğer yandan üretilen motorlarda mümkün olduğu ölçüde yerli alt sistemler kullanılımkta ve kritik parçalar yerlileştirilmektedir. Edindiğim bilgiye göre halihazırda motorlardaki hiçbir parça ihracat lisansına tabi değil (ITAR Free). Tek yabancı parçanın yakıt enjeksiyon sistemi olduğuna dikkat çeken BMC yetkilileri onun da yerlileştirilmesine yönelik çalışmaların devam ettiğine ve bu konuda yakında bir açıklama yapacaklarına dikkat çektiler. Sıralı motorlarda genelde Allison ürünü transmisyon kullanılırken BMC Power sadece “V” tipi motorlar ve güç grupları için motor ve transmisyon çözümleri geliştirmektedir.
Bu arada, BMC’nin Karasu’da kurmayı planladığı ve 13 Ocak 2019 tarihinde temel atma töreni düzenlediği Karasu Fabrikası’nın inşasından ‘zemin yetersizliği’ gerekçesi ile vazgeçtiği Fabrikanın İzmir ya da Ankara’da kurulacağı yönündeki haber 19 Ağustos 2021 tarihinde yerel bir gazetede yer almıştı.
45 tona kadar paletli hafif zırhlı muharebe araçları ve FIRTINA K/M Obüsü (ihracat modelleri) için geliştirilen UTKU Güç Grubunda ve ALTAY AMT için geliştirilen BATU Güç Grubunda İngiliz Ricardo Firması ürünü mühendislik yazılımlarının kullanıldığını ifade eden şirket yetkilileri, UTKU Transmisyonunda İngiliz David Brown Santasalo (DBS, 31 Ekim 2018’de İstanbul Teknopark’da ofis açmıştı) Firmasından teknik destek alınırken, 1.500bg kapasiteli BATU Güç Grubunun ise UTKU Projesinde elde edilen bilgi birikimi (know-how) sayesinde tamamen BMC Power mühendislerinin eseri olduğunu vurguladılar.
Sıralı 6 Silindirli, 12.8 litre hacmindeki 600bg kapasiteli AZRA Dizel Motorunun ilk çalıştırması 2018 yılı ortasında yapılmış ve akabinde hem laboratuvar ortamında (test bench) hem de araç üzerinde (TUĞRA 8x8 Tank Taşıyıcı ve 8x8 ALTUĞ TTZA) test edilen AZRA teslimata hazır durumda. Tork değeri değişen AZRA’nın TUĞRA TTA üzerindeki versiyonu 3.000Nm (1.900rpm) torka sahipken, ALTUĞ 8x8 TTZA üzerindeki versiyonu ise 2.500Nm (1.400rpm) torka sahiptir. Edindiğim bilgiye göre AZRA Dizel Motoru 2021 yılı sonlarında araç üzerinde hizmete girecek.
.jpg)
Yeni Nesil Hafif Zırhlı Araç Güç Grubu ihtiyacı kapsamında geliştirilen UTKU, 8 silindirli (V8), 16.2 litre hacminde, V tipi, turbo dizel yapıda, su soğutmalı ve 1.000bg azami güce sahip bir motordur. Azami tork değeri 2.700Nm olan UTKU, çapraz tahrikli ‘T’ bağlantı tipinde (T-Drive) dümenleme ve frenleme fonksiyonlu bir transmisyon ile eşleştirilmiştir. İlk çalıştırması 2020 Eylül ayında resmi kabulü ise Aralık 2020’de yapılan UTKU ile Ağustos 2021 itibarıyla dayanım testlerine devam edilmekteydi. Testler sırasında 1.000bg güce ulaşılmıştır.
Seri Üretim Fazı altında imal edilecek ALTAY AMT’larının bir bölümünde yerli tasarım ve üretim bir güç grubunun kullanılması planlanmış ve bu çerçevede Güç Grubu için 13 Haziran 2018 tarihinde SSB ile BMC Power arasında bir sözleşme imzalanmıştı. BMC Power Firması tarafından geliştirilecek en az 1.500bg (1.110kW) azami güce ve en az 4.600Nm azami torka sahip olacak 12 silindirli, V tipi, su soğutmalı turbo dizel V12 dizel motor ve onunla eşleştirilecek ‘U’ bağlantı (U-Drive) tipinde, dümenleme ve frenleme fonksiyonuna sahip çapraz tahrikli bir otomatik transmisyondan (6 ileri ve 2 geri vitese sahip) ve soğutma paketi ile ilgili alt sistemlerden oluşacak ALTAY AMT Güç Grubu’na BATU adı verilmişti. BMC Power yetkililerine göre ilk çalıştırması Ocak 2021’de yapılan motorun SSB yetkililerinin katılımı ile ilk çalıştırma kabulü ise Nisan 2021’de gerçekleştirilmiştir. Ticarileşme takvimi 2024 yılı olarak hedeflenmiş olan BATU Güç Grubunun SSB tarafından tank üzeri kabul testi de yine 2024 yılında gerçekleştirilecektir.
9 Kasım 2018 tarihinde imzalanan Euro3.5 Milyar değerindeki ALTAY AMT Seri Üretim Sözleşmesi 40 adedi T1, 210 adedi T2 ve 1 adet insansız kuleli T3 prototipi olmak üzere üç ayrı konfigürasyonda toplam 251 tankın üretim ve teslimatını kapsamaktadır. BATU Güç Grubu hazır olana kadar (normal şartlarda bir güç grubu için hem test rig, hem de araç üzerindeki test süreci 3 yılın üzerinde sürmekte olup, hızlandırılmış durumda dahi en iyi ihtimalle 2.5 yılda tamamlanabilmektedir) üretimi yapılacak ilk 100 ALTAY AMT’nda Kore Güç Grubunun kullanılması kararlaştırılmıştır. TeknoFest 2021 etkinliği sırasında edindiğim bilgiye göre Kore Güç Grubu tedariki için prosedür henüz tamamlanmamış olup önümüzdeki dönemde tamamlanması beklenmektedir. Kore Güç Grubu teslimatına ve entegrasyon çalışmalarına 2021 yılı bitmeden başlanılması beklenmektedir. Bu kapsamda Güney Kore’den Doosan ürünü 12 silindirli (V12), 27.2 litre hacmindeki 1.500bg kapasiteli DV27K Dizel Motoru ve S&T Dynamics ürünü hidrolik tork konvertöre sahip EST15K Otomatik Transmisyonu (6 ileri ve 3 geri vitese sahip)’ndan oluşan Kore Güç Grubu tedarik edilecek ve tanklara entegre edilecektir. ALTAY AMT’ndaki mevcut güç grubu havuzu (kompartmanı) çok kısıtlı bir alana sahip olduğundan entegrasyon çalışması kapsamında Kore Güç Grubu o alana sığdırılacaktır. Bu süreçte güç grubunun hem laboratuvar ortamında, hem de ALTAY AMT üzerinde validasyonu gerçekleştirilecektir. Güney Koreli Hyundai Rotem üzerinden bir süredir Güney Koreli tank motoru üreticisi Doosan Infracore Corporation ve transmisyon üreticisi S&T Dynamics Firmalarıyla görüşmeler yapmaktaydı. T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail DEMİR, daha önce 7 Mayıs 2020 tarihinde ALTAY Projesinde adını açıklamadığı bir ülke ile güç grubu konusunda çalışmalarının devam ettiğini, hatta imzaların atıldı denilebileceğini ifade etmişti.
Doosan Infracore ürünü 4 zamanlı, 12 silindirli, su soğutmalı ve çift turboşarjlı 1.500bg kapasiteli V12 tipi DV27K Dizel Motorunun nominal devir hızı 2.000rpm (dakikada 2.000 tur), 1.479bg üretirkenki devir hızı ise 2.700rpm olarak verilmiştir. 2.000rpm’de 565kg.m/4.560Nm (3.363lb-ft) tork üretebilen tamamıyla elektronik kontrollü Sabit Basınçlı Püskürtme (Common Rail Injection) sistemi ile donatılan 27.2 litre hacminde ve 1.828mm x 1.060mm x 1.126mm ölçülerindeki DV27K’nın kuru ağırlığı 2.578kg olarak verilmekte. 140 litre yağ kapasitesine ve hidrolik tork konvertöre sahip olan 6 ileri 3 geri vitese sahip EST15K Transmisyonunun kuru ağırlığı ise ürün broşüründe 2.500kg olarak verilmektedir. Ürün broşüründe 65 ton ağırlığa kadar tanklarda kullanılabileceği belirtilen EST15K, hem Doosan DV27K, hem de MTU MT883 Ka-501 motoru ile eşleştirilebilmektedir.
ALTAY AMT’ndaki EuroPowerpack Güç Grubunda motor olarak Alman MTU firması tarafından üretilen Sabit Basınçlı Püskürtme sistemine sahip 12 silindirli (V-12 tipi) MT883 Ka-501CR dizel motoru tercih edilmiştir. 1.488mm x 972mm x 742mm ölçülerindeki MT883 Ka-501CR Motorunun 2.000rpm’deki tork değeri 3.687lb-ft (4.999Nm) olarak verilmektedir. Hacmi 27.4 litre, kuru ağırlığı ise 1.800kg (3.968lb) olan MT883 Ka-501CR Motoru, standart konfigürasyonda 1.200kW (1.630bg) güç üretebilmektedir. Yağ kapasitesi 80kg (21.13 galon) olan motorun nominal devir hızı 3.000rpm (dakikada 3.000 tur) olup 2.700rpm devir hızında 1.496bg güç üretebilmektedir. 5 ileri 3 geri vitese sahip Renk HSWL 295TM otomatik transmisyonun kuru ağırlığı 2.450kg olarak verilmekte.
Yukarıda da dikkat çekildiği üzere Kore Güç Grubu gerek hacim, gerekse ağırlık açısından mevcut EuroPowerpack Güç Grubu’dan biraz daha büyük değerlere sahip, ayrıca sağladığı tork gücü de biraz daha zayıf. Kore Güç Grubu’nun mevcut ALTAY AMT prototip veya ön prototiplerine entegrasyonu için belli bir mühendislik çalışması gerekecektir. Ayrıca, entegrasyon sonrasında Kore Güç Grubu ile donatılan prototip tank ve/veya tankları ile kalifikasyon maksatlı olarak farklı arazi ve hava koşullarında Dayanıklılık Testlerinin de icra edilmesi gerekecektir. Güney Kore K2 AMT ile 9.600km’lik Dayanıklılık Testi icra ederken, ALTAY AMT Projesi Faz-I kapsamında Sistem Kalifikasyonu ve Kabul Testleri sürecinde PV1 prototipi ile farklı arazi ve mevsim/hava koşullarında 10.000km Dayanıklılık Testleri yapılmıştı. MTR ve FTR ön prototipleri ile PV1 ve PV2 prototiplerince testler sırasında toplamda yaklaşık 26.000km yol kat edilmişti. BATU Güç Grubu için de ALTAY AMT üzerinde 10.000km saha testi planlanmıştır.
ALTAY AMT Geliştirme Fazı sırasında Ekim 2010’da imzalanan €12 Milyon değerindeki sözleşme altında toplam 5 set EuroPowerpack Güç Grubu tedarik edilmişti. Bunlardan 4’ü PV1, PV2, MTR ve FTR Prototip ve Ön Prototiplerine 5’inci güç grubu ise Otokar’ın mobilite testlerinde kullanmak üzere kendi insiyatifiyle ürettiği tank şasinde (5 numaralı prototip) kullanılmıştı. Ancak, iddiaya göre EuroPowerpack Güç Gruplarından biri 2020 yılında laboratuvar ortamında test edilirken motor patlatılmış ve piston yerinden fırlamıştır.
BMC

BMC Power’ın hemen yanındaki stantta ürünlerini sergileyen BMC standında en dikkat çeken ürün Yeni Nesil Hafif Zırhlı Araç (YNHZA) Projesi kapsamında teklif edilecek ALTUĞ 8x8 Taktik Tekerlekli Zırhlı Aracı oldu. Stantta ALTUĞ’un iki farklı güç grubu ve MKEK ürünü 35mm otomatik top (çift beslemeli) ile silahlandırılmış ASELSAN ürünü insansız KORHAN Silah Kulesi ile donatılmış Zırhlı Muharebe Aracı (ZMA) ve BMC ürünü olan Çift Silahlı (12.7mm uçaksavar, 40mm otomatik bombaatar ve 7.62mm makinalı tüfek) Uzaktan Komutalı Silah Kulesine sahip Zırhlı Personel Taşıyıcı (ZPT) olmak üzere iki ayrı versiyonu sergilendi. BMC’nin şu ana kadar 5 ALTUĞ 8x8 aracı imal ettiği ve araçların halihazırda zorlu saha ve yol şartlarında test edilmekte olduğu belirtildi. ALTUĞ 8x8 ZMA modelinde Caterpillar C13 Dizel Motoru ve Allison 4000 serisi 6 ileri 1 geri vites transmisyonundan oluşan güç grubu (güç ağırlık oranı 23bg/ton’un üzerinde) kullanılırken, ZPT modelinde ise Allison ürünü otomatik transmisyon ile eşleştirilmiş BMC Power ürünü 600bg güç kapasiteli AZRA Dizel Motorundan oluşan bir güç grubu kullanılmıştır. ZPT modeli ZMA’ya kıyasla daha hafif olduğundan aynı güç ağırlık oranın korunduğu belirtiliyor. Toplam personel kapasitesi 3 Mürettebat (Komutan, Nişancı ve Sürücü) ve 9 Yolcu olmak üzere 12 olarak verilen ALTUĞ 8x8 ZMA’nın ağırlığı güç/ağırlık oranından yola çıkarak en az 30 ton olarak hesaplanmaktadır. ALTUĞ 8x8 ZMA, 105mm veya 120mm top gibi ağır kalibre silahlarla da donatılabilecek şekilde tasarlanmış. STANAG Seviye 4 zırh koruması ve silah kulesiyle birlikte ALTUĞ 8x8 ZMA’nın ağırlığının 35 tonu aşabileceği hesaplanmaktadır. 35mm İnsansız KORHAN Silah Kulesinin STANAG Seviye 2 balistik koruma kabiliyeti ile toplam ağırlığı yaklaşık 3.5 ton olup koruma seviyesi arttıkça kule ağırlığı da artmaktadır. İhale süreci başlayan ve Ekim/Kasım ayında patlama ve saha/mobilite testlerine başlanılması beklenen Yeni Nesil Hafif Zırhlı Araç (YNHZA) Projesi altında 52 farklı konfigürasyonda 1.162 adet (6x6 ve 8x8) Taktik tekerlekli Zırhlı Araç ve 1.800 adet paletli zırhlı araç tedariki prototip araçların yarıştırılması yoluyla seçimi yapılacak firma veya firmalar üzerinden gerçekleştirilecektir.
BMC standında ayrıca ALTAY AMT Seri Üretim Fazı için BMC tarafından demo maksatlı olarak sözleşme dışında üretildiği ifade edilen 5nci prototip (ki aslında OTOKAR zaten 5 prototip imal etmişti) ile Leopard 2A4 AMT Modernizasyonu Tanklara İlave Yetenek Kazandırma Projesi kapsamında geliştirilen ve Sosyal Medya’da “LeoTay” adı takılan temel olarak ilave zırh kitleri ile donatılmış Leopard 2A4 AMT gövdesi üzerine ALTAY AMT FTR ön prototipine ait kulenin (L44 namlu ile) oturtulmasıyla ortaya çıkan modernizasyon çözümüne ait prototip araç sergilendi. Stantta sergilenen ALTAY AMT 5’inci prototip aracının Arifiye ziyareti kapasımda MSB Hulusi AKAR’a demo yapan araç olduğunu ifade eden BMC stant yetkilisi bir sorumuza cevaben hem kulenin, hem de gövdenin gerecek olduğunu sadece kuledeki birkaç sensörün ve AKKOR Aktif Koruma Sistemi (AKS) Lançerlerinin mock-up olarak yerleştirdiğini belirtti. Testler için üretildiği ifade edilen ALTAY AMT 5’inci prototipi BMC yetkilisine göre SSB’ndan alınan özel izinle mevcut EuroPowerpack güç gruplarından biri ile donatılmış. AKKOR AKS’nin entegrasyonu kapsamında kulede birkaç değişiklik yapıldığına dikkat çeken BMC yetkilisi nihai versiyonda Lançerlerin değişebileceğine dikkat çekti. 5’inci prototip üzerinde ALTAY AMT prototiplerine kıyasla zırh uygulamasında farklılıklar olduğunu belirten BMC yetkilisi bir sorumuza cevaben ilave zırh kiti entegrasyonu sonrasında ortaya çıkan ağırlık artışının limitler dahilinde olduğunun altını çizdi. ALTAY AMT’nın daha önce açıklanan muharebe yüklü ağırlığı 63.5 ton olup bunun 25 tonu kule ağırlığı idi. Modernize edilmiş Leopard 2A4 AMT prototipinin BMC öz kaynakları ile yapıldığına dikkat çeken BMC yetkilisi Projeye yönelik sözleşme görüşmelerinin devam ettiğini, modernizasyon kapsamında tanktaki güç paketi ve süspansiyon sisteminde bir değişiklik yapılmadığını ve tank üzerinde gerçek kule bulunduğunu kaydetti. Leopard 2A4 AMT Modernizasyonu Tanklara İlave Yetenek Kazandırma Projesi ile ilk aşamada 81 adet (iki tank taburundan oluşan bir Tugayı donatmaya yetecek sayıda, +250 tank ise opsiyon) tankın modernize edilmesi planlanmıştır.
DEARSAN Tersanesi
Daha önce Türkmenistan’a değişik tipte askeri konfigürasyonda 37 suüstü platform teslimatı gerçekleştiren Gülhan & Dearsan İş Ortaklığı, Türk Loydu Askeri Gemi Klas kurallarına göre Türkmenistan’da Türkmenbaşı Deniz Üssü’nde inşa edilen ve Deniz Han adı verilen C92 Sınıfı (TÜRKMEN Sınıfı) ilk korveti 11 Ağustos 2021 tarihinde Türkmenistan Cumhurbaşkanı Kurbankulu BERDIMUHAMMEDOV’un da katıldığı bir törenle Türkmenistan Deniz Kuvvetleri’ne teslim etti. 91.4m uzunluğunda, 13.3m genişliğinde ve 1.6000 ton deplasmanındaki TÜRKMEN Sınıfı Deniz Han Korveti’nin teslim edilmesi Türk Savunma ve Havacılık Sanayi’nin ilk korvet ihracatı olması açısından da önem arz ediyor. Türkiye’den gönderilen inşa malzemeleri ve parçalarla Türkmenistan’da yaklaşık iki yıl içinde inşa edilen (inşa süreci 2019 ortasında başlamıştır) C92/Deniz Han Korveti, 4 dizel makine ve iki şafttan oluşan sevk sistemi ile 26 knot sürate erişebilmektedir. Daha önce ilk sözleşmenin biri kesin biri opsiyon olmak üzere toplamda iki C92 Korvet satışını kapsadığı ifade edilmişti. Uzun vadede inşa edilecek korvet sayısının 7’ye ulaşması bekleniyor. Üzerinde karinaya monteli DSH sonarı, çekilebilir dalgıç tespit sonarı, 3BAR, 10 ton sınıfı deniz helikopteri için uygun bir helikopter pisti, 2 adet 8 hücreli VL MICA hava savunma sistemi, 8 adet Otomat Mk2 Blok 4 gemisavar güdümlü mermi, Denizaltı Savunma Harbi (DSH) Roket Fırlatma Sistemi, 76mm Leonardo Super Rapid/STRALES (DART Akıllı Mühimmatı atabilmekte) baş top, iki adet 12,7 mm STAMP ve 2 adet 25mm STOP yer alan Deniz Han Korveti aynı zamanda ASELSAN ürünü 35mm GÖKDENİZ CIWS sisteminin kullanıldığı ilk muharip platform. DzKK için ilk harp gemisi inşa eden (4 sene içinde 16 adet TUZLA Sınıfı YTKB teslimatı yapmıştır) özel sektör tersanesi statüsündeki DEARSAN bu teslimatla birlikte yurt dışına çelik gövdeli korvet sınıfı ilk harp gemisi ihracatına da imza atmıştır.
.jpg)
DEARSAN geçtiğimiz yıllarda eğitim ve lojistik destek kalemlerini de içeren kapsamlı bir proje altında Türkmenistan için 6 adedi 33m hızlı müdahale botu, 10’u 57m YTKB (Otomat ve Marte gemisavar güdümlü mermileriyle donatılmış farklı konfigürasyonlarda), 1’i oşinografi gemisi, 10’u 15m ani müdahale botu, 2’si Tank Çıkarma Gemisi (LCT, daha önce DzKK için teklif edilen LCT çözümü), 8’i de hizmet botu olmak üzere toplamda 37 askeri gemi inşa etmiş ve teslimatları tamamlamıştır.
Diğer yandan DEARSAN Kazakistan Deniz Kuvvetleri için yürütülen korvet projesini de yakından takip ediyor. DEARSAN ihtiyaca yönelik olarak geçtiğimiz yıllarda 74m uzunluğundaki çelik gövdeli NUR Sınıfı (C-74) Korvet tasarımını teklif etmişti. Dört adet su jeti ile donatılan ve 28+ knot sürate ulaşabilecek korvette, dikine kalkış kabiliyetli İHA için bir pist, mayın dökme kabiliyeti, 8 adet gemisavar güdümlü mermi ve gemisavar güdümlü mermi tehdidine karşı CIWS kabiliyeti de yer alacak. 55 kişilik mürettebat tarafından işletilecek NUR Sınıfı Korvetler 14 knot seyir sürati ile 2.000nm seyir siasına sahip olacak ve kesintisiz 15 gün denizde kalabilecek.
DEARSAN standında en dikkat çeken ürün ise Hafif Denizaltı konsepti oldu. Ölçekli model üzerinden tanıtımı yapılan Hafif Denizaltı’nın tasarım çalışmalarına başlanmış olup son kullanıcı ve tedarik makamı ile etkileşim halinde çalışmalara devam edilmektedir. Bu görüşmeler sonrasında denizaltıda kullanılacak ana tahrik sistemi ve silah yükü (torpido kovan sayısı) gibi kritik konular netleşecek ve tasarım ihtiyaca uygun olarak şekillendirilecek. Toplam uzunluğu 33.60m, genişliği 3.80m olacak Hafif Denizaltı’nın suüstünde 6+ knot, dalmış durumda ise 10+ knot sürate erişebilmesi ve 6 (personel) + 8 (SAT/SAS Timi) olmak üzere toplam14 kişilik bir kapasiteye sahip olması hedeflenmiştir.
DEARSAN aynı zamanda İSTİF Sınıfı Fırkateynlerin Seri Üretim Fazı için daha önce SSB’na teklif sunan iki tersaneden birisidir. DEARSAN ihalede TAIS (Turkish Associated International Shipyards) Konsorsiyumu ile yarışmıştı. Tersane seçiminin 10 Ekim 2018 tarihinde düzenlenen SSİK Toplantısında yapılması bekleniyordu.
FNSS Savunma Sistemleri

Bugüne kadar değişik tipte binlerce paletli ve tekerlekli zırhlı aracını yurtiçi ve yurtdışındaki kullanıcılarına teslim eden, ihtiyaca özel, etkin, güvenilir ve yenilikçi paletli ve tekerlekli zırhlı araçlar tasarlayıp üreten Türkiye’nin önde gelen kara savunma sistemleri firmalarından FNSS Savunma Sistemleri, IDEF ‘21 Fuarı kapsamında 18 Haziran 2021 günü standında düzenlediği ‘Yeni Nesil Zırhlı Muharebe Araçları, Otonom İnsansız Kara Aracı ve Kule Sistemleri Basın Lansmanı’ ile başta yeni geliştirilen M113 ZPT platformu üzerine inşa edilmiş ağır sınıf GÖLGE SÜVARİ İnsansız Kara Aracı (İKA) ve Yeni Nesil Hafif Zırhlı Araç (YNHZA) Projesi için önerilen PARS IV 8x8 Yeni Nesil Tekerlekli Zırhlı Araç olmak üzere en yeni kara açlarını ve Kule Sistemleri’ni kamuoyuna tanıttı.

Basın Lansmanı etkinliğinde tanıtım konuşması gerçekleştiren FNSS Savunma Sistemleri Genel Müdürü ve CEO’su Nail KURT, ürün gamında yer alan 10 tondan başlayıp 35-40 tona kadar ilerleyen paletli ve tekerlekli zırhlı muharebe araçlarındaki kritik alt-sistemleri yerlileştirme çalışmalarına yoğun bir şekilde devam ettiklerine dikkat çekti ve ekledi, “Kritik sistemlerde alt seviyelerde dışa bağımlılığın azami şekilde azaltılması, yani minimize edilmesi, her zaman için tek amacımız oldu.” KURT bu çerçevede devam eden yerlileştirme çalışmalarıyla ilgili olarak şu bilgileri paylaştı:
“Genellikle ürettiğimiz araçlarda Türkiye’de kendi sınıfında kara sistemlerinde hep rekor yerli katkılar sağlandı. Bunun ötesinde kritik alt-sistemlere geldiğimizde de genellikle başımızın derde girdiği sistemlerde son üç beş yıl içinde uluslararası ilişkilerdeki gelişimler çerçevesinde de diğer sistemlere de, önemli alt sistemlere de, el attık. Bunlardan kısaca bahsetmek gerekirse belli güç gurubundaki motorlar ki bu giderek artıyor, zırh yine yan komşumuz MiluxOY ile birlikte onlara da tam destek vererek her konuda özellikle üretilebilirlik konusunda belli başlı kalınlıklardaki zırhları kalifiye etmiş bulunuyoruz. Bu kabiliyeti tam bir yelpazeye yayacak şekilde çalışmalarımız devam ediyor.
Bunun ötesinde top konusu biliyorsunuz çok kritik biliyorsunuz ve ilk ambargo yiyen ürünlerimizden, birazdan değineceğim yerli projelerimizden birinde yerli top kullanımı konusunda, 25mm özellikle, çalışmalarımız devam ediyor. Dolayısıyla yeni bir safhaya da geçildi diyebilirim son iki üç yılda. Bugüne kadar çok sayıda alt parça üretilirken yerli olarak tabii ki yerli katkıyı hem işçilik anlamında, hem malzeme alanında arttırdık ama kritik alt-sistemlerde yeni bir döneme girdiğimizi söylemek yanlış olmaz. Tabii bunun yanında yine tüm güç aktarma organları genellikle yine yurtdışından otomotiv sanayiinde ve üretim sayıları göz önüne alındığında çok ekonomik bir şekilde alınırken yine ambargoya tabii olması nedeniyle özellikle PARS sınıfı araçlarımızın hemen hemen bütün aktarma organları çok önemli bazı dişli kutuları dahil yeniden tasarlandı ve yerlileştirildi. Bu yeni dönemde artık tüm bu sistemlerin yerli olduğunu da göreceğiz.”
TSK’nin çok faal bir Ordu olması halihazırda üç değişik bölgede yaklaşık beş yıldır aktif olarak görev yapması ve bazen istenmese de çatışmalara girmesi nedeniyle sahadan çok ciddi geri beslemeler aldıklarının altını çizen KURT, kullanıcıdan gelen bu geri beslemelerin hepsinin yeni tasarım araçlara entegre edildiğini kaydetti. KURT, “Müşterimizin, kullanıcımızın sorunda olduğu ve tehdit hissettiği her konuya cevap verebilmeye ve araçları bunlara karşı mukavim etmeye çalışıyoruz. Üstelik ortam simetrik bir ortam değil, asimetrik bir ortam. Dolayısıyla yeni tasarladığımız tüm araçlarda simetrik olduğu kadar asimetrik karşı unsurlar da göz önüne alındı. Yeni araçlarımızı en azından bunlara karşı geliştirilebilecek yeni karşı tedbir sistemlerini entegre edebileceğimiz çok geniş bir açık mimaride tasarladık,” diye konuştu.
.jpeg)
KURT daha sonra ilk kez IDEF ‘21 Fuarında lanse edilen Yeni Nesil Hafif Zırhlı Araç (YNHZA) Projesi’nin ilk aşamasını oluşturan 8x8 araç ihtiyacına cevap verebilmek üzere geliştirdikleri PARS IV 8x8 Yeni Nesil Tekerlekli Zırhlı Araç hakkında bilgi verdi.
“Temel anlamda baktığınızda toplam ağırlığı 35 tonun biraz üzerinde olan aracın güç grubu bu ihtiyaca cevap verebilecek kabiliyette, mobiliteden taviz vermeden hatta daha da ileri seviyede mobilite sağlayacak şekilde tasarlandı. Yine araç çeşitli zırh ve koruma sistemlerinin entegrasyonunu mümkün kılacak şekilde açık bir mimariyle tasarlandı. Aracımız Savunma Sanayi Başkanlığı’nın ihtiyaç tanımında ne isteniyorsa, ki bugüne kadar tanımlanmış koruma isterlerinin ötesinde, hepsini sağlayacak şekilde tasarlandı. PARS Ailesinde neredeyse standart haline gelen ve yeni bir norm yaratan ön tarafta 180 derecenin üzerinde bir görüş açısı, bunu sadece Şoföre değil Komutanla birlikte Şoföre de veren bir mimari, bu aracımızda da standart olarak var. Modüler yapıya çok önem verdik. Bu sayede Muharebe Aracı, Keşif Aracı, Komuta Kontrol Aracı, Personel Taşıyıcı ve tanımlanacak her türlü görevi yapacak açık mimariye sahip, her türlü iklim ve yol koşulunda gece gündüz kolaylıkla hareket edebilecek bir araç. Durumsal farkındalık son derece yüksek. Ön arka görüş sistemleri hem Komutana, hem Şoföre direkt veriliyor. Bunu 360 dereceye çevirecek veya zırh ötesinde görüş sağlayabilecek altyapı aracımızda mevcut. Tabii ki kullanıcı isterlerine göre bunlar tanımlanacak ve belirlenecektir. Hareket kabiliyetimiz, aracın akslar arasındaki yük kabiliyetinin, yük dağılımının son derece dengeli olması sayesinde biraz daha artıyor. Yine kademeli, yüksekliği ayarlanabilir süspansiyon sistemi, ki bunlar artık ithal malzemeler değil yerli olarak Türkiye’de tasarlayıp ürettiriyoruz, sayesinde aracın mobilitesinde önemli ölçüde iyileştirmeler de görüyoruz. Yine PARS Ailesinde bir standart haline getirdiğimiz bütün tekerleklerden sağlanan direksiyon sistemi sayesinde aracın dönüş çapı son derece düşük. Araç kendi boyu kadar bir yarıçapta dönebiliyor. Özellikle yine asimetrik ortam dikkate alındığında şehir içine girmek gerektiğinde bunun ne kadar önem kazandığını takdirlerinize sunuyorum.
Yine tabii tasarımı ve geliştirme çalışmaları tamamen FNSS tarafından yapılan, IP hakları tamamen bize ait olan bir araç. Kendi öz kaynaklarımızla geliştirildi. Öte yandan tabii Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK)’nin ihtiyacına yönelik tasarlanmış olmasına rağmen her zamanki gibi çok ciddi anlamda bir ihracat başarısı yakalayacağına da eminiz. Bu aracın üstünde bir özellik daha dikkatinizi çekecek kocaman bir kule var, 35mm TEBER 35 Uzaktan Komutalı Kule. Yine kendi kullanıcımızın istekleri doğrultusunda tasarlandı. Bunun da mimarisi açık mimari, Nişancıyla birlikte Komutana da kullanım imkanı veren, gerektiğinde Komutana bağımsız görüş sistemi sağlayabilecek açık mimarisi var. Tehdit tanımına bağlı olarak çift beslemeli mühimmat var. Kullanıcı ihtiyacına göre iki farklı mühimmattan birini seçip kullanabilecek. Sepetsiz kule yapısı nedeniyle, Uzaktan Komutalı olması sebebiyle, araç içi yerleşime son derece faydası var. Komutan ve Nişancı istedikleri yerlerde istediği konumda oturabilecek ve istediği şekilde de sistemi kullanabilecekler. Bir de tabii TEBER 35 bugüne kadar ürettiğimiz en yüksek kalibre silah kulesi...”

KURT daha sonra stantta PARS IV 8x8 Yeni Nesil Tekerlekli Zırhlı Araç’ın hemen yanında yer alan PARS IV 6x6 Özel Operasyonlar Aracı (ÖOA) hakkında bilgi sundu. FNSS ile Savunma Sanayi Başkanlığı (SSB) arasında imzalanan 6x6 Mayına Karşı Korumalı Araç (MKKA) Tedariki Projesi kapsamında geliştirilen PARS IV 6x6 Özel Operasyonlar Aracı (ÖOA); özel operasyonlara yönelik ateş kabiliyeti, El Yapımı Patlayıcıya (EYP) karşı etkin koruma, yüksek mayın ve balistik koruma içeren beka altyapısı, yeni teknoloji ürünü görev donanımları ile mevcut araçların ötesinde bir araç olarak tasarlanmıştır. FNSS’nin PARS III 8x8 ve 6x6 ihracat projesi kapsamında tasarlanan ve ilk olarak Umman Silahlı Kuvvetlerinin envanterine giren 12.7mm SANCAK Uzaktan Komutalı Kule (UKK) Sistemi, PARS IV 6x6 ÖOA’nın da temel ateş gücünü oluşturuyor.
KURT, PARS IV 6x6 ÖOA hakkında şunları söyledi:
“Bu araç biraz daha şanslı bir araç çünkü direkt siparişle hayatına başladı. Kara Kuvvetlerimizden özel operasyonlara yönelik olarak tanımlanan bir ihtiyaç doğrultusunda bu aracı geliştirdik. Niçin PARS IV diyorum çünkü aktif/pasif koruma önlemleri ve yapısı itibariyle gerçekten çok özel bir araç. Bu tonajda 6x6 sınıfında dünyada bu denli korumalı bir araç yok. Özellikle mayın koruması, EYP/IED koruması istenen seviyelerde sağlandı ve testleri yapıldı. Herhangi bir MRAP tanımlı araçtan daha yüksek mayın koruması olduğunu da gururla söyleyebilirim. Dediğim gibi özel operasyonlara yönelik bir araç, dolayısıyla araçlar arası bağlantı durumsal farkındalık son derece gelişmiş durumda. Üzerinde 2 kule (SANCAK Uzaktan Komutalı Kule) var. Benzer kuleler ancak kullanıcımızın talebi doğrultusunda değişik silahlarla donatılmış durumdalar. Önde 50 kalibre makineli tüfek, arkada ise 40 mm bomba atar yer alıyor. Ayrıca istenmesi durumunda kuleye 7.62mm makineli tüfek de takılabilmekte. Yine kullanıcımızın tehdit tanımına göre son derece esnek bir şekilde silahları değiştirebilecek bir araç geliştirdik. Araçların görev donanımları; ast üst unsurları arasında eş zamanlı emniyeti kesintisiz iletişim, yüksek durumsal farkındalık, etkin komuta kontrol yeteneği içerecek şekilde yüksek teknolojik sistemlerden oluşuyor. Burada önemli ölçüde ASELSAN ürünü alt-sistemlerden yararlanıldı, kullanıldı. Sniper Akustik Ses Tespit Sistemimiz yine kuleyle eş güdümlü çalışıyor. Aldığı tehditleri anında kulelere bildirip kulelerin oraya yönlendirilmesini otomatik olarak sağlıyor. Yine jammer sistemleri konusunda Türkiye’de geliştirilmiş en ileri sistemler bu araca entegre edildi. Zırh korumasına ilave üzerinde gördüğünüz gibi RPG-Ağ diye niteleyeceğimiz bir ağ var. Büyük ölçüde RPG tehditlerine karşı önleyici. Bunlar tabii kullanıldığı bölgeye göre değiştirilebilir. Kolaylıkla üzerinden çıkartılıp demonte edilebilir şekilde tasarlandı. Yükseklik ayarlı yine bağımsız süspansiyonlar var, aynı şekilde görüş açısı önden baktığınızda 180 derecenin üstünde hem Komutana, hem Şoföre veriliyor. Tüm tekerleklerden tahrik ve tüm tekerleklerden direksiyon yine aracın dönüş çapını özellikle asimetrik tehdit olan bölgelerde kullanılmak üzere son derece etkili hale getiriyor. Çok düşük bir yarıçapıyla istenen meskun mahallerde de kolaylıkla kullanılabilecek bir araç. Bu araç asimetrik ortamda kullanılacak şekilde tasarlanmış araçlara son derece güzel bir örnek. Çok ciddi testlerden de geçti. Aynı günde üstünde 2 mayın 1 EYP testi yaptığımız oldu, FNSS’e gelirseniz gövdeyi görürsünüz, sapasağlam duruyor. Çok zorlu testlerden geçti. Tabi kullanıcımız da çok zorlu şartlarda mücadele ediyor. Onlara layık bir araç otaya çıkarmaya çalıştık sanıyorum gayet de başarılı oldu. Üzerindeki kuleler her türlü 7.62 - 40mm arası silahın kolaylıkla söküp takılabileceği şekilde tasarlandı. PARS 8x8 ve 6x6’nın iki aracını da Nesil 4 olarak tanımladığımızı ifade edeyim. Genellikle güç gruplarının yüksekliği, mobilite kabiliyeti, koruma kabiliyeti olarak tanımlandığında iki aracın da yurtdışında özellikle Batıda tasarlanmış yeni nesil araçlardan azı yok fazlası var bunu rahatlıkla ifade ediyorum.

FNSS Genel Müdürü ve CEO’su Nail KURT’un Basın Lansmanında tanıtımını yaptığı üçüncü araç M113 ZPT platformu üzerine inşa edilmiş ağır sınıf GÖLGE SÜVARİ İnsansız Kara Aracı (İKA) oldu. GÖLGE SÜVARİ İnsansız Kara Aracı SSB tarafından yürütülen bir proje olup IDEF Fuarı öncesinde düzenlenen SSİK toplantısında projeye ilişkin 5 araç alımına yönelik bir karar alınmıştır. İlk aşamada otonom görev kabiliyeti istenmemişse de sonrasında bu kabiliyet isterler arasına dahil edildiği için daha önce öngörülen bütçe yetmeyeceği değerlendirilmiş dolayısıyla yeni bir Proje Tanım Dokümanının yayınlanması kararlaştırılmıştır. Ağustos 2021 itibarıyla söz konusu doküman henüz yayımlanmamıştı. GÖLGE SÜVARİ İKA halihazırda radyo link yardımıyla görüş hattında kumanda edilebilmekte ancak ilerde görüş hattı dışında kumanda kabiliyeti mevcut olacak. Araç arkasında bir kapak yer alıyor bu sayede ilerde gerektiğinde meskun mahal harbinde veya muharebe sahasında yaralı tahliyesi gibi bir görevi de icra edebilecek.
KURT, GÖLGE SÜVARİ İKA ile ilgili şu bilgileri paylaştı:
“GÖLGE SÜVARİ’miz geçtiğimiz Fuarda son derece basit bir uzaktan komuta sistemiyle teçhis ettiğimiz bir M113 aracımızı sergilemiştik. Umduğumuzdan çok öte bir ilgi çekti. Bilahare bir projeye dönüştü. Hep birlikte Savunma Sanayii Başkanlığı ile çalıştık. Çok mütevazı bütçeli bir projeye dönüştü. Kullanıcımızla sahadan gelen ihtiyaçlar listesine göre neler olabileceği konusunda detaylı çalışmalar yapıldı. Bunun sonucunda baktık ki bu tanımlanan proje pek yetmeyecek. Önemli ölçüde silah ihtiyacı olduğu değişik kulelerin entegre edilmesinin istendiği görev tanımlarının çok daha fazla genişletilebileceği ayrıca başlangıçta düşünmediğimiz şimdilik çok daha erkene alındığını gördüğümüz belli ölçüde bir otonomi talebi geldi. Bizi de heyecanlandırıyor. Dolayısıyla belli ölçüde otonomi özelliği de sağlanacak olan bir araç görüyoruz. Bu iletişim kesildiğinde üst bölgesine önceden belirlenmiş şekilde dönmesi şekilde olabilir, daha önce belirlenmiş bir rotada kendi keşif görevini yapıp geriye dönmek şeklinde de olabilir. Çeşitli tanımlamalar şu anda yapılıyor. Projenin kapsamı zannediyorum önümüzdeki yılın başında daha da netleşecek. Baz araç tasarımı ve altyapısı bütün bu isteklere cevap verecek şekilde açık bir mimari ile ilerliyor. İletişim ağında her türlü altyapıyı içinde barındıracak şekilde aracı tasarlıyoruz. Dolayısıyla herhangi bir entegre ağa, Kara Kuvvetlerimizin ve Silahlı Kuvvetlerimizin, güvenlik güçlerimizin kullanacağı herhangi bir entegre ağa, bağlanabilecek çok basit bir görüş hattında (LoS) komutadan, çok daha üst seviyede şemsiye bir haberleşme ağına bağlanacak seviyeye kadar her türlü opsiyonumuz açık. Bu da yine kullanıcımızın, Silahlı Kuvvetlerimizin talebi doğrultusunda sağlanacak. Durumsal farkındalık çok fazla yüksek, içinde kullanıcı niye yok derseniz üs deki kullanıcı arkadaşa her türlü bilgiyi aktaracak şekilde 360 derece görüş sistemleri ve sensör sistemleri var. Bu aracın ayrıca aracın kendisi için de, yani otonom olarak gideceği durumlarda, kendisi için de geçerli. Her türlü görevi bu anlamda yerine getirebileceğini düşünüyoruz. Silah Kulesini görünce cebri keşif görevi ön plana çıkıyor olabilir ama lojistik anlamda, destek anlamında, nakliye anlamında, ikmal anlamında, çok görevler yapabilir. İstihkam görevlerine katılabilir. Devriye görevlerini tanımlandığında kendi kendine yapabilir ve elde ettiği bilgileri üsse gönderebilir. Konvoy takibi yapabilir. Çok riskli bölgelerde önden gidip çeşitli patlayıcılara karşı, tuzaklara karşı kurban rolünü üstlenebilir, gerideki personelin ve unsurların emniyeti açısından. Her türlü görev tanımına uygun bir tasarıma doğru evrilebileceğini düşünüyoruz, görüşmelerimiz de bu çerçevede devam ediyor. Taktir edersiniz ki konun ucu açık, gidebileceği yerler, imkanlar sınırsız dolayısıyla onları da iyi tanımlamamız lazım. Bunun için biraz süreç uzadı, ancak 2022 yılı içinde sanırım projenin tanımı tamamlanmış ve hayata geçirilmiş bir sözleşme haberi verebileceğimizi ümit ediyorum. Araç üzerinde yine 25mm SABER İnsansız Silah Kulesi görüyorsunuz daha önce ürettiğimiz kulelerden oldukça küçük, bu araca özel olarak tasarlandı. Uzaktan komutalı, tabi bu sefer gerçekten çok uzaktan komuta olacağı için gerekli emniyet unsurlarına haiz olması çok önem arz etti. Uzaktan komutalı araç bozulur, durur kalır ama silah kulesinin istem dışı hareket etmesi, ateş etmesi çok istenmeyen durumlar yaratabilir. Bu tür araçlarda üzerinde çalıştıkça ortaya çıkan bir diğer unsur da kullanıcı güvenliği. Uzaktan kullanan kullanıcının güvenliği değil, canlı dost unsurlarla harekat icra ederken araç yanında olan personelin ve diğer araçların güvenliği açısından çevresel görüş sistemleri, sensörler, algılama sistemleri ve yazılımda tanımlanmış unsurlar çok çok önem kazanıyor. O açıdan her türlü algıyı yapabilecek ve etrafındaki her türlü farkındalığa sahip bir araç geliştirmek amacımız. O açıdan bütün unsurların şu anda tanımlanmış olduğu memnuniyetle söyleyebilirim.

KURT tanıtım konuşmasında son olarak Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın (DzKK) amfibi zırhlı araç ihtiyacını karşılamak için, SSB tarafından tedarik faaliyetleri yürütülen proje kapsamında geliştirilen Zırhlı Amfibi Hücum Aracı (ZAHA)’ndan bahsetti. Stantta sergilenen ZAHA üzerinde yer alan ve adını büyük Türk denizcisi, Çaka Bey’den alan ÇAKA Uzaktan Komutalı Kule Sistemi dikkat çekti. Tasarım gereksinimleri, ZAHA teknik özellikleri ve kullanım şartlarına göre belirlenen ve üretilen ÇAKA Uzaktan Komutalı Kule Sistemi kullanım amacına en uygun çözümü sunmak üzere tasarlanmıştır.
KURT, ZAHA ile ilgili şu bilgileri paylaştı:
“ZAHA Aracının lansmanını önceki Fuarda yapmıştık, bu sefer ZAHA’nın üzerinde önceki Fuarda gösteremediğimiz yeni bir Silah Kulesi bulunuyor. Adını büyük Türk denizcisi Çaka Bey’den aldık, Kullanıcımızla beraber karar verdik. Kullanıcı isterlerine uygun olarak üzerine 50 kalibre ağır makinalı tüfek ve 40mm otomatik bombaatar olmak üzere iki ayrı silah entegre edilmiş durumda. Kule bir deniz sistemi gibi tasarlandı. Çünkü ZAHA’nın biliyorsunuz son derece zorlu deniz şartlarında hareket kabiliyeti var. Bu açıdan kule üzerindeki sistemlerin bu zorlu şartlara uygunluğu husus ön plana alındı. Hem korozyona karşı mukavemet, hem de sızdırmazlık anlamında diğer kulelerimizden birçok farklılığa sahip. Uzun süre hem denizde, hem karada, ama tuzlu deniz suyu şartlarına dayanacak şekilde geliştirildi. Testleri başarıyla tamamlandı, ZAHA’nın testleri de aslında başarıyla tamamlanmak üzere. Son parti Kalifikasyon Testleri de şuan İzmir’de Kullanıcımızla beraber devam ediyor. ZAHA teslimatlarına 2022 yılı içinde başlayacağız. Biliyorsunuz ZAHA teslimat takviminin LHD Anadolu teslimat takvimi ile paralel gitmesi lazım çünkü araçlar LHD gemilerimizin içinde kullanılacaklar.”
Soru-Cevap Bölümü
FNSS Savunma Sistemleri Genel Müdürü ve CEO’su Nail KURT tanıtım konuşmasının ardından, araçlara ilişkin sorularımızı cevaplandırdı.
Defence Turkey: GÖLGE SÜVARİ’de kullanılan güç grubu hakkında bilgi alabilir miyiz? Dizel motor mu yoksa LiIon Batarya seti mi kullanılmakta? Aracın görev süresi hakkında bilgi verebiliyor musunuz? Araçta zırh koruması istendi mi? Meskun mahal görevlerinde hasım/düşman eline geçme ihtimaline karşı araçta kendi kendini imha fonksiyonu mevcut mu?
Nail KURT: Son derece mütevazi bir bütçe ile yola çıktığımız bir proje. Elimizde belli sayıda ABD’nden bilabedel gelmiş M113 ZPT aracı mevcut oradan başladık biz bu projeye. Dolayısıyla çalışır bir M113 aracı ve orijinal dizel motoruyla çalışan bir aracı uzaktan komutalı hale getirdik. Şu anda bir hibrid veya elektrikli kullanım söz konusu değil. İleri safhalarda olabilir, dolayısıyla şu an araçta batarya yer almıyor. Bu tamamen Projenin ekonomizasyonu ile ilgili. KAPLAN serisine yapabilirdik, sıfırdan bir araç da üretebilirdik ama bu tamamen müşterimizle, SSB ile uyum içinde, Proje bütçesi de ona uygun çıkartıldı zaten. Burada baz araç, geliştirilen ve yeni tasarlanan elektronik altyapı, durumsal farkındalık ve iletişim sistemleri göz önüne alındığında artık bir kutu. Ha o kutu istenler belirlenirse yeni bir kutu da olabilir, yani yeni bir araç da olabilir. O araç kısmını çok ellemedik, bir de insanlı kullanma opsiyonu da söz konusu. Dolayısıyla gerektiğinde içerisine insanın sığabileceği düzeni de ellememiz gerekiyordu o nedenle aracı öyle bıraktık. Koruma seviyesine gelince M113’de koruma seviyesi neyse o. Elbette artırılabilir, ağırlaştırılabilir, hafifleştirilebilir. Burada mobilite ve bilgi akışı, yani bilgiyi elde edip üsse gönderebilmesi ön planda. Koruma konusunda çok fazla tanımlama yapılmadı. Hatta belki çok fazla koruma bile istemeyebilirsiniz çünkü bazı senaryolarda kurban araç rolünü oynayacak, düşmanın konumunun tespiti anlamında, nereden kimin ateş ettiğinin görülebilmesi anlamında. Hatırladığım kadarıyla bir baz koruma bile tanımlanmadı. Tabi içinde insan olacak şekilde kullanılırsa M113’ün baz koruması duruyor olacak onu ellemiyoruz. Kendi kendini imha kabiliyeti de konuşuldu, istenirse elbette bir düğme ile istediğinizi yapabilirsiniz. O özellik aslında başka araçlar için de konuşuluyor çünkü geçtiğimiz iki sene içinde benzer durumlar yaşandı ve böyle bir özellikten bahsedildi ama bize halihazırda bu konuda talep olarak gelmiş bir şey yok. Bu, konuştuğum diğer alt sistemlerin yanında çok zor bir konu değil. Özellikle aracı tamamen patlatmaktan ziyade yeniden çalıştırılmasını ve mobilitesini önlemek bağlamında çok basit şeyler yapılabilir. Diğer seçenek beraberinde araç içinde yüklü miktarda patlayıcı taşıma riskini de beraberinde getirecektir çünkü. Ama kullanıcı talebiyle o da yapılabilir.
.jpeg)
Defence Turkey: Üzerinde bir silah kulesi olduğu için kulenin araç terkedildikten sonra yeniden kullanılabilmesini engellemek maksadıyla mesela yazılım ağırlıklı bir önleme kabiliyeti mümkün mü?
Nail KURT: Konu yanlış hatırlamıyorsam geçti ama oraya gelmedik. O da basit bir şekilde halledilebilir.
Defence Turkey: Yeni Nesil Zırhlı Muharebe Aracı Projesinden bahsettiniz araç ihtiyacı ve istenen konfigürasyonlar hakkında neler söyleyebilirsiniz? 35mm toptan bahsettiniz kullanıcı başka kalibre silah (25mm, 90mm 105mm vb.) tanımladı mı?
Nail KURT: Şu anda ihalenin ilk kısmıyla ilgili ister dokümanı yayımlandı, RFI yayımlandı. Orada sadece 35mm top tanımlanıyor ama bildiğimiz kadarıyla başka silah sistemleri de görüşülüyor. Sayı çok.... 6x6’lar var, paletli araçlar var.

FNSS Silah Taşıyıcı Araçlar Projesinde İlave Araç Tedarik Edecek
Savunma Sanayii Başkanlığı, yürütülmekte olan Silah Taşıyıcı Araçlar Projesi kapsamında ilave araçların tedarikine yönelik sözleşme değişikliğini FNSS ile IDEF ‘21 Fuarı sırasında imzaladı.
Savunma Sanayii İcra Komitesi (SSİK)’nin 2 Aralık 2020 tarihinde gerçekleştirilen toplantısında alınan karar uyarınca, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK)’nin ihtiyaçları doğrultusunda ilave Silah Taşıyıcı Araçların tedarik edilmesi onaylandı. Bu doğrultuda, 19 Ağustos 2021 tarihinde, IDEF ‘21’de, Savunma Sanayi Başkanlığı (SSB) ve Savunma Bakanlığından temsilcilerin katılımları ile gerçekleştirilen törende, Silah Taşıyıcı Araçlar (STA) Projesi Kapsamında İlave Araçların Tedarikine Yönelik Sözleşme Değişikliği imzalandı.
Milli Savunma Bakanlığı 30 Nisan 2021 günü sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım ile STA Projesi kapsamında üzerinden KORNET-E veya OMKTAS ATGM atılabilen 208 adet paletli KAPLAN aracı ile 136 adet tekerlekli PARS tanksavar aracının tedarik edileceğini duyurmuştu. Buna göre KAPLAN-10 STA sayısı 184’den 208’e, PARS 4x4 STA sayısı ise 76’dan 136’ya çıkacak. Böylece STA Projesi altında teslim edilecek sayısı 260’dan 344 adede ulayacaktır.
STA Projesi ana sözleşmesi kapsamında toplam 260 adet olarak üretilmekte olan amfibi özellikteki paletli ve tekerlekli araçlar, yüksek balistik ve mayın korumasının yanı sıra, zırhlı birliklerle ortak harekât icra edebilecek hareket kabiliyetine sahip. Modüler mekanik ve elektronik altyapıları ile ilerde doğabilecek ihtiyaçlara çabuk uyum sağlayacak şekilde geliştirilen ve tanksavar silah sistemi taşıyan araçlar, dünya ordularındaki benzerleri arasında zırh korumalı hafif yapısıyla farklı görevlerde de kullanılabilecek platformlar olarak tasarlandı.
Proje kapsamında prototip kalifikasyon süreci 18 Ekim 2019 tarihinde tamamlanarak, TSK’ne ilk teslimatlara 19 Ocak 2020 tarihinde başlanılmıştı. 19 Ağustos 2021 itibarıyla toplamda 200 adede yakın KAPLAN STA ve PARS 4x4 STA aracının teslimatı tamamlanmıştır. 30 Nisan 2021 itibarıyla bu rakam 94’ü KAPLAN olmak üzere toplam 113 araç olarak açıklanmıştı. İlk fazının 2022 yılının Şubat ayında sona ermesi planlanan projede ilave araçların teslimatlarının 2023 yılı içerisinde başlaması öngörülmekte.
GE Marine ve TEI, LM2500/LM500 Gaz Türbinlerinin Yerlileştirilmesi Kapsamında Mutabakat Muhtırası İmzaladı
IDEF ‘21 Fuarı kapsamında 18 Ağustos 2021 günü imzalanan Mutabakat Muhtırası (MoU) ile envanterdeki 25.1MW güç kapasiteli LM2500 Gaz Türbinlerinin bakımı ve onarımı için akredite ve sertifiye bir merkez olma konusunda GE Marine, TEI’ye bir lisans verecektir. Anlaşma aynı zamanda Türk Tipi Hücumbot Projesi altında seçilmesi durumunda LM500’ün de Türkiye’de TEI tesislerinde üretimine imkan tanıyacak. LM500’ün üretimi yanında bakım, onarım ve parça üretimi çalışmaları da yine TEI sorumluluğunda Türkiye’de yapılacak.
.jpg)
GE Marine böylelikle TEI’nin Türkiye’de bu motorun adresi olduğunu ve TEI ekosisteminin bu motorlar için yeterli olduğunu teyit etmiş oluyor. Türkiye’de yeni envantere gireceklerle beraber 83 adet LM2500 Gaz Türbini bulunmakta. Kara konuşlu enerji faaliyetlerine yönelik de LM2500 Gaz Türbini kullanımı mevcut Türkiye’de. Örneğin BOTAŞ ve TANAP doğalgaz Boru Hatlarında gazı basan kompresörlerde LM2500 Gaz Türbinleri kullanılmakta. TEI ilk aşamada deniz platformlarında kullanılan LM2500 Gaz Türbin motorları için yetkili bakım onarım merkezi olacak ve şirket bu anlaşma ile dünyadaki 7 merkezden birisi haline gelecek.
Enerji alanındaki LM2500’lerin de bu pakete dahil edilmesi için de plan ve çalışmalar mevcut ancak orada muhatap GE Marine değil GE Power şirketi. Fuar sırasında imzalanan MoU, sadece TEI’nin deniz platformlarında kullanılan LM2500 motorlarının bakım, onarım ve revizyon merkezi olacağına yönelik bir Mutabakat Metni. Bu kapsamda TEI ilave yatırım gerçekleştirecek olup bu yatırıma yönelik onay da alınmıştır.
.jpg)
TEI, Türkiye’deki LM2500 kullanıcılarının motorlarının bakım, onarım ve revizyon çalışmalarını gerçekleştirecek ve bunu yaparken de AFGM bünyesindeki fabrikaları gerek komponent, gerekse aksesuar onarımı sürecinde kullanabilecek. Bu iş modeli ile aynı zamanda Türkiye’deki ekosistem LM2500 Gaz Türbinleri için bir araya getirilmiş olacak. TEI Ana Yüklenici olarak görev yapacak, alt yüklenici ise 1’inci Ana Bakım Fabrika Müdürlüğü olacak. TEI bu proje ile test kabiliyetinin yanında overhol, söküm ve takım/montaj kabiliyetini de kazanacak.
Leonardo
DzKK’nın devam eden yeni suüstü harp gemisi projeleri ve 2022 yılında envantere girmesi beklenen Anadolu Amfibi Hücum Gemisi (LHD) göz önünde bulundurulduğunda ilave helikopter tedariki gündeme gelmiştir. Bu kapsamda DzKK tarafından; Genel Maksat, Orta Yük Nakliye, Havadan Erken İhbar, Taarruz ve Yeni Nesil Helikopter Projeleri başlatılmıştır.

Orta Yük Nakliye Helikopteri Projesi ile Havadan Erken İhbar Helikopteri (HEİK) Projeleri eşzamanlı olarak devam etmekte olup ihtiyacın aynı helikopter platformu üzerinden karşılanması planlanmıştır. Proje kapsamında Çok Maksatlı Orta Yük Nakliye (ÇMOYN) ve HEİK Helikopter ihtiyacının ilk 4’ünün 2024 yılında olmak üzere 2030 yılına kadar kademeli olarak teslim alınacak 26 helikopter ile karşılanması planlanmaktadır. Bu ihtiyaca cevap verebilecek TUSAŞ ürünü T925 Helikopteri henüz hazır olmadığından acil ihtiyaç kapsamında 10 ÇMOYN ve 3 HEİK Helikopteri tedariki için 2021 yıl sonuna kadar uluslararası bir ihalenin açılması beklenmektedir. İhalenin taraflarından biri olması beklenen Leonardo Firması’nın ihaleye yaklaşımı hakkında ilk elden bilgi almak üzere IDEF ‘21 Fuarı sırasında Leonardo Standını ziyaret ettik.
Edindiğim bilgiye göre firma ihalede 3 motorlu, 15 ton sınıfı, korozyona dayanıklı marinize gövdeli AW101 çözümünü önerecek. Azami menzili dahili yakıt tankları ile 800km, kabin içi dahili yedek yakıt tankları ile ise 1.400km olarak verilen AW101 Çok Yönlü Orta/Ağır Yük ve Genel Maksat Helikopteri azami 38-42 asker taşıma kapasitesine sahip. LHD Anadolu’daki hangar ve helikopter spotları ile uygun ölçülerde olduğunun altı çizilen AW101 Helikopteri günümüzün en gelişmiş, çok yönlü ve üstün kabiliyetlere haiz genel maksat helikopterlerinden birisi olarak kabul edilmektedir. Dünya genelinde 220’nin üzerinde siparişi bulunan AW101 edindiğim bilgiye göre üç motorlu olmasına karşın uçuş sırasında genelde iki motorunu kullanmakta (yakıt sarfiyatını düşürmek ve uçuş maliyetini azaltmak için) üçüncü motor ancak acil durumlarda devreye alınmakta. Helikopter tek motorla uçabilecek kabiliyette. Projeyi kazanmaları durumunda offset/yerlileştirme taahhütleri kapsamında Türkiye’ye önemli kazanımlar sağlayabileceklerinin altını çizen Leonardo yetkilisi bu kapsamda yerli sanayinin helikopterler için parça üretimi yapabileceğine dikkat çekti. Leonardo yetkilisi HİK Helikopteri ihtiyacı kapsamında İngiliz Kraliyet Deniz Kuvvetleri (RN) hizmetindeki ‘Crowsnest’ çözümünün önerilip önerilmeyeceği yönündeki bir soruma cevaben her ülkenin kendi radar çözümünü tercih ettiğini dolayısıyla Türkiye’ye ne RN, ne de İtalyan Deniz Kuvvetleri hizmetindeki bir çözümü önermeyeceklerini bu ürünlerin onlara özgü çözümler olduğunu, Türk Deniz Kuvvetleri ihtiyacını karşılayacak özel çözüm için de ASELSAN ile işbirliği yapabileceklerini ifade etti. “Leonardo bunun için Türk Savunma ve Havacılık Sanayi’ne gerekli know-how’u sağlayacak ve sahip olduğu tecrübeyi sektör ile paylaşacak” diye konuşan Leonardo yetkilisi bu çerçevede AW101 Helikopteri ile ilgili olarak hem LHD Anadolu Gemisinin inşa edildiği SEDEF Tersanesi, hem de DzKK ile irtibat halinde olduklarını ifade etti.
.jpg)
Deniz durum 6 şartlarında görev yapabileceği belirtilen AW101 Çok Yönlü Orta/Ağır Yük ve Genel Maksat Helikopteri, değişik görevler için uyarlanabilen 1.83m tavan yüksekliği ve toplamda 28m3’lük (arka rampa alanı hariç) alanı ile kendi sınıfının en genişi olan bir kabine sahiptir. AW101 kabininde (dahili yedek yakıt tankları olmadan) doğal afetlerde yardım görevi sırasında ayakta en az 54, oturur pozisyonda ise 40 yolcu taşınabilmektedir. Kullanıcıya sahip olduğu FADEC kabiliyetli üç motorun (GE ürünü sivil sertifikasyona sahip CT7-8E) benzersiz emniyetini sunan AW101 Helikopteri; Arama ve Kurtarma (SAR) görevinde 350nm’nin üzerinde bir görev yarıçapına, taktik ulaştırma rolünde tam teçhizatlı 30’un üzerinde askeri taşıma kabiliyetine ve 6 ton dahili faydalı yük taşıma kapasitesine sahiptir. AW101’in harici kargo/yük taşıma kapasitesi ise 4.536kg olarak verilmekte. AW101’in dikkat çekici özellikleri arasında; 20G’lik yüklere dayanabilen alüminyum-lityum alaşımından imal edilmiş çarpışmaya dayanıklı (10m/sn’in üzerindeki düşüş hızlarında) gövde, Aktif Titreşim Azaltma Sistemi (ACSR, gövde titreşimini %80 oranında azalttığı iddia edilmekte), -45 ile +5o°C arasındaki sıcaklıklarda görev yapabilmesini sağlayan buz kırıcı (de-icing) sistem, 30 dakika boyunca yağsız çalışabilme kabiliyetli transmisyon, çift yönlü yağlama kabiliyetli Ana Dişli Kutusu (MGB), aynı ebatlardaki konvansiyonel pallere kıyasla %30 daha fazla etkinliğe sahip, yüksek hasar toleranslı ve en az 10.000 saat ömürlü kompozit ana rotor palleri, yaklaşık 500mm yerden yükseklik, Sayısal Otomatik Uçuş Kontrol Sistemi (AFCS) ile dört Eksenli (4D) Seyrüsefer Kabiliyeti, Tam Gece Görüş Gözlüğü (GGG) Kabiliyetli Sayısal Kokpit ve HTAWS, TCAS, OWS, OPLS, AIS ve Sayısal Haritalar gibi Sentetik Görüş Sistemleri, Balistik korumaya sahip kokpit ve kabin, Tamamen Entegre Savunma Destek Süiti (DAS, müşterinin isterleri doğrultusunda RWR, LWR, MAWS ve DIRCM Sistemlerini ihtiva edebilmekte), Tek motor hizmet dışı kaldığında (OEI) diğer iki motor ile seyrüsefere emniyetli bir biçimde devam edebilme kabiliyeti, hava aracı ve aviyonik sistemlerde çoklu yedekleme kabiliyeti yer almaktadır.
.jpg)
Daha yüksek güce sahip yeni motorları, iyileştirilmiş sıcak ve yüksek irtifa performansı sunan yeni nesil ana rotor palleri, helikopter pilotlarının korkulu rüyası toz, kar ve kum kaplaması (brown-out) sorununu önleyen rotor tasarımı, bir yandan pilotun iş yükünü azaltırken diğer yandan da görev etkinliğini artıran tamamen sayısal kokpit tasarımı, zorlu hava şartlarında görev yapabilme ve 4o knot’lık yan rüzgarda havada asılı durabilme (hover) kabiliyeti AW101’i, Askeri ve Sivil AK/SAR ile MAK/CSAR görevleri için ideal bir platform kılmaktadır.
Beş adede kadar dahili (gövde tabanı altında, toplam 4.108kg kapasiteli) yakıt tankı ile donatılabilen AW101 Helikopterinin AK/SAR rolünde azami menzili standart yakıt tankları ve 6.000ft uçuş irtifası şartlarında 735nm (1.363km, 3 motor devrede iken] ile 1.500km (810nm, 2 motor devrede iken) arasında değişmektedir. Portekiz Hava Kuvvetleri’ne ait bir AW101 AK/SAR Helikopteri Şubat 2013’de Atlantik Okyanusu’nda gece şartlarında icra edilen bir SAR görevi sırasında helikopter 912nm’lik bir mesafede 8.5 saat aralıksız uçuş yapabilme kabiliyetini sergilemiştir. Alarmın verilmesini müteakip 5 dakika içinde kalkışını icra edebildiği belirtilen AW101 Helikopteri, geniş kabini sayesinde AK/SAR görevinde dahili yedek yakıt tankları ile birlikte kabin içinde 25 kazazedeyi taşıyabilmektedir. AW101 kabininde ayrıca 16 adede kadar sedye ile dört hekim taşınabilmekte. Menzil artırımı için Helikoptere isteğe bağlı olarak Robertson üretimi 146kg ağırlığındaki 180 ABD Galonu (519kg) veya 258kg ağırlığındaki 400 ABD Galonu (1.111kg) kapasiteli dahili ilave yakıt tankları monte edilebilmektedir. Helikopter müşterinin talep etmesi durumunda ayrıca havada yakıt ikmaline imkan tanıyan harici yakıt ikmal sondası ile de donatılabiliyor.
MKEK
Fuara Salon 8’de oldukça büyük ve geniş yelpazede çok sayıda ürün ile katılan MKEK standında en çok ilgi gören ürünlerin başında ilk kez IDEF ‘21’de sergilenen 76/62mm Deniz Topu ve üzerinde 6 namlulu 20x102mm döner tip gerçek silah ve 1.500 mermi kapasiteli mühimmat besleme birimi (drum) yer alan 20mm Yakın Hava Savunma Sistemi (CIWS) Teknoloji Gösterim Prototipleri geldi. 20mm Yakın Hava Savunma Sistemi (CIWS) Teknoloji Gösterim Prototipi üzerindeki 6 namlulu 20x102mm döner tip gerçek silah ile dakikada en az 3.000 atım yapılabileceği, testler sırasında 4.000 atımın görüldüğü ve ilerde atış hızının 6.000’e çıkarılabileceği kaydedildi. Silahın etkili menzili 2km olarak verildi. MKEK stant yetkilisinden edindiğim bilgiye göre döner namlulu, hava soğutmalı silahtaki her bir namlunun atım ömrü 6.000 atış olduğundan 36.000 mermi atışı sonrasında namlulardan biri değişmektedir. Alt-yüklenici desteği ile 20mm Yakın Hava Savunma Sistemi (CIWS)’nin tamamı MKEK çatışı altında imal edilmiş olup kullanılan 20mm mermiler de yine MKEK ürünüdür (standart NATO mühimmatı).
.jpg)
Elektrik tahrikli, servo motor destekli/kontrollü kaide 360 derece yan ve -15/+85 yükseliş açılarına sahip olup saniyede 100 derece dönüş yapabilmektedir. 20mm Yakın Hava Savunma Sistemi’nin mühimmatsız boş ağırlığı 3.5 ton olarak verilmiş olup bunun 135kg’ı 20mm 6 namlulu döner silahın ağırlığıdır. MKEK stant yetkilisinden edindiğim bilgiye göre halihazırda silaha sadece tek tip mermi (20mm izli veya izsiz) yüklenebilmektedir. 1.000/1 tutukluk oranına sahip olduğu ifade edilen silah tutukluk riskine karşı içerisinde mermi kalmayana kadar döndürülmektedir. Kaide üzerinde, 20mm 6 namlulu silahın hemen altında 1.500 mermi kapasiteli mühimmat besleme birimi (drum/tambura) yer alıyor. Edindiğim bilgiye göre drum/tambura içindeki mühimmat bitince 5-10dk arasında otomatik yükleme ile yeni mühimmat yüklenebiliyor. Bu çerçevede yeni mühimmat drum içine mayonlu olarak beslenirken silaha giriş esnasında mühimmat mayonsuz bir şekilde giriyor. Mühimmat ikmali sırasında ilk aşamada mayonla elle besleme yapılıyor akabinde mühimmat besleme birimi mühimmatı mayondan ayırıyor ve drum içersine diziyor. Ardından drum silahı besliyor. Atış sonrası boş kovanlar etraftaki askeri personele zarar verebilir diye yine drum içerisine diziliyor dışarı atılmıyor. Mayonla yeni mühimmat ikmali yapılırken drum boş kovanları dışarı atıyor ve dolu mermileri içeri alıyor.
Otonom şekilde görev yapabilecek şekilde tasarlandığı belirtilen 20mm Yakın Hava Savunma Sistemi ilk aşamada gemide kullanılacak konfigürasyonda ancak gözetleme ve atış kontrol radarı olmadan sadece kaide üzerinde Elektro-Optik Sistem olacak şekilde kurgulanmıştır. MKEK stant yetkilisine göre henüz radar isteri tanımlanmadığı için sisteme radar kabiliyeti eklenmemiş olup bu konuda görüşmelere devam edilmektedir. Gemide kullanılacağı için gemide yer alan Savaş Yönetim Sistemi (SYS) ile entegre edileceği belirtilen 20mm Yakın Hava Savunma Sistemi, Otomatik Hedef Takibi özelliğine sahip olup hem otonom hem de SYS vasıtasıyla güvertede yer alacak Komuta Kontrol Birimi (Operatör Konsolu) üzerinden kontrol edilebilecek. Edindiğim bilgiye göre MKEK tarafından alt-yüklenici firmalar üzerinden tedarik edilen EO Sistem üzerinde Termal/Gece Görüş/Hedef Algılama/Tanımlama ve Dost-Düşman Algılama sensörleri yer almakta. 20mm Yakın Hava Savunma Sistemi üzerindeki sensörler vasıtasıyla geminin konumuna göre kendisini ayarlayabilecek ve gerekli alçalma/yükselme açılarını ayarlayabilecek. Gemi konuşlu kullanımda gemideki enerji altyapısını kullanacak olan 20mm Yakın Hava Savunma Sistemi mobil/taşınabilir veya sabit konfigürasyonda konuşlandırılabileceği belirtilen kara versiyonunda ise enerji ihtiyacının jeneratörler üzerinden karşılayacak.
.jpg)
Ankara’da Hacettepe Beytepe Kongre Merkezi’nde düzenlenen 3’üncü Uluslararası Askeri Radar ve Sınır Güvenliği Zirvesi – MRBS kapsamında 5 Ekim 2021 tarihinde görüşme fırsatı bulduğum MKEK yetkilileri 20mm Yakın Hava Savunma Sistemi’nin ilk olarak karada bir platform üzerinde deneneceğini ve kara konuşlu konfigürasyonun bir low-bed araç üzerine şekillendirileceğini ifade ettiler. Edindiğim bilgiye göre araç üzerinde farklı mesafelerden (kısa/orta/uzun) hedef tespit kabiliyetine sahip 3-4 radar, jeneratörler ve 20mm Yakın Hava Savunma Sistemi’nin yer alacak. 2021 yılı sonunda atış testlerine başlanılmasının hedeflendiğine vurgu yapan MKEK yetkilileri bu kapsamda atışın yapılacağı 20mm Yakın Hava Savunma Sistemi Nihai Prototipi için alt-sistem üretimlerine devam edildiğini belirttiler. Önümüzdeki 9 aylık dönemde Nihai Prototipin Tamamlanması, Atış Testleri ve SYS Entegrasyonu gibi aşamaların hayata geçirileceğine dikkat çeken MKEK yetkilileri, 9 ay sonunda ürünün hazır olacağını ifade ettiler.
.jpg)
Basın Günü Faaliyeti 30 Haziran günü düzenlenen 44’ncü Anadolu Kartalı Eğitimi AK-2021/2 Tatbikatı kapsamında açtığı stantta sergilediği ölçekli modeli üzerinden 76/62mm Deniz Topunun ilk tanıtımını yapan MKEK, IDEF 21 Fuarında topun birebir ölçekli Teknoloji Gösterim Prototipini sergiledi. 76/62mm Deniz Topu Teknoloji Gösterim Prototipi üzerinde gerçek namlu ve silahın yer aldığı belirtilen MKEK stant yetkilisi top üzerinde fuar için olan hiçbir donanım bulunmadığının altını çizdi. Üretimin tamamlandığını ve önümüzdeki bir iki ay içinde Konya, Karapınar’da karadan atış testlerine başlanılmasının (TeknoFest 2021 sırasında görüşme fırsatı bulduğum MKEK stant yetkilisi Ekim ayında yapılmasının planlandığını belirtmişti) planlandığını ifade eden MKEK stant yetkilisi topun boş ağırlığının 7.5 ton, mühimmat yüklü ağırlığının ise 8.5 ton olduğunu kaydetti. MKEK öz kaynakları ile finanse edildiği belirtilen proje altında geliştirilen 76/62mm Deniz Topu tek tip mühimmat atabiliyor ve gövde altında yer alan drum içine yine sadece tek tip mühimmat yüklenebiliyor. Leonardo 76/62 Compact Deniz Topu gibi su soğutmalı ve gemideki SYS üzerinden kumandalı MKEK 76/62mm Deniz Topu dakikada 80 atış yapabilmekte. Yerlilik oranının %100 olduğunun altını çizen MKEK stant yetkilisi ileriye yönelik olarak MKEK 76/62mm Deniz Topu’nun akıllı mühimmat atabilen bir yapıya kavuşturulmasının da hedeflendiğini ifade etti. MKEK ürünü namluya sahip olan topun namlu atım ömrüne ilişkin değer henüz elde mevcut değil bu konunun atış testleri sürecinde netlik kazanması bekleniyor.
OTOKAR
Koç Topluluğu şirketlerinden Türkiye'nin global kara sistemleri üreticisi OTOKAR; IDEF ‘21 Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı'nda milli askeri araçları ve kule sistemleriyle yerini aldı. Halen 33.000’e bine yakın askeri aracı bugün NATO ülkeleri dahil 35’ten fazla ülkede 55’i aşkın son kullanıcıya hizmet veren OTOKAR, geniş bir alana yayılı kapalı sergi alanında 11 askeri aracı ile kendi tasarımı kule sistemlerini sergiledi. OTOKAR standını ziyaret eden kullanıcılar, geniş ürün yelpazesinin yanı sıra şirketin yeni zırhlı araçlarını da ilk kez görme imkanı buldu. Yeni nesil zırhlı araçları ile Fuara damgasını vuran OTOKAR standında sergilenen Yeni Nesil Araçlar arasında ARMA 6x6 ve ARMA 8x8 çok tekerlekli zırhlı araçları ile TULPAR paletli araçları, AKREP II’nin dizel versiyonu AKREP IId ve mayına karşı korumalı zırhlı araç COBRA II MRAP ilk kez Türkiye’deki kullanıcılarla buluştu.
.jpeg)
Otokar’ın 7'nci Salonda 713 no'lu standında sergilenen araç ve kule sistemleri ise şöyle;
· TULPAR Paletli Yeni Nesil Zırhlı Muharebe Aracı, COCKERILL 3105 105mm Kule ile
· TULPAR Paletli Yeni Nesil Zırhlı Muharebe Aracı, 30mm MIZRAK Kulesi ile
· TULPAR-S Paletli Zırhlı Araç, BAŞOK Kulesi ile
· ARMA 8x8 Çok Tekerlekli Zırhlı Araç, 35mm KORHAN Kulesi ile
· ARMA 8x8 Çok Tekerlekli Zırhlı Araç, 30mm NEFER Kulesi ile
· ARMA 6x6 Çok Tekerlekli Zırhlı Araç, 25mm MIZRAK Kulesi ile
· AKREP IId Zırhlı Keşif, Gözetleme ve Silah Platform Aracı, COCKERILL CSE 90LP 90mm Kulesi ile
· COBRA II MRAP Mayına Karşı Korumalı Zırhlı Araç (MRAP)
· COBRA II Personel Taşıyıcı
· COBRA II Zırhlı Acil Müdahale Ambulansı
· URAL Zırhlı Personel Taşıyıcı, BAŞOK Kulesi ile
OTOKAR Genel Müdürü Serdar GÖRGÜÇ’ün IDEF ‘21 Fuarına ilişkin Değerlendirmesi ve Mesajı
“IDEF Fuarına katılmaktan memnunuz. Fuarlar her zaman biz üreticiler için hem nihai kullanıcılarla yeni programların, yeni ihtiyaçların konuşulduğu hem de tedarikçilerle bir araya gelinen yerler olmuştur. Bildiğiniz gibi COVID-19 pandemisi nedeniyle yaklaşık 1.5 yıldır birçok fuar ertelendi, bazıları tamamen iptal edildi; yüz yüze yürüttüğümüz süreçler ciddi bir kesintiye uğradı. Dolayısıyla IDEF Fuarı’nın bu yıl düzenlenmesi tüm sektör için moral verici güzel bir gelişme oldu.
Yabancı delegasyonların IDEF Fuarlarına katılım oranı her zaman yüksek olmuştur. Fuarın bu yıl hem pandemi dönemine gelmesi hem de Ağustos ayında olması sebebiyle ilk başta yabancı delegasyon sayısı etkilenir mi diye endişelerimiz oldu. Ancak endişelerimizin aksine iyi bir fuar geçirdik. Her ne kadar kara sistemlerinde hedef ülkelerimizden gelen delegasyonlar az olduysa da özellikle Afrika bölgesinden birçok ülkeden, daha önce görüşmediğimiz farklı ülkelerden gelen delegasyonlar oldu. Fuara katılan tedarikçimizle görüşme ve yeni projelerimizi konuşma imkanı bulduk. Bizim açımızdan dolu bir IDEF geçti.

IDEF ‘21 Fuarında yeni olarak Türkiye’de daha önce göstermediğimiz COBRA II MRAP modelini sergiledik. Daha önce IDEX Fuarı’nda sergilediğimiz bu araç, aslında COBRA II’nin bir varyasyonu. COBRA II’ye kıyasla daha yüksek mayın koruması ve kinetik enerjili mühimmatlara karşı koruması var. COBRA II MRAP aracı daha yüksek seviye koruma sağlarken benzer araçlara kıyasla daha düşük bir silüete, alçak ağırlık merkezine ve bağımsız süspansiyon sistemine sahip.

IDEF’e standart ARMA 8x8 platformumuzun yanı sıra Kara Kuvvetleri’nin Yeni Nesil Araçlar Projesi için öngördüğü şartnameye göre hazırladığımız ARMA 8x8’i getirdik. Bu araç, standart ARMA 8x8’e kıyasla şartnameye uygun olarak, TULPAR’da kullandığımız ölçüde daha güçlü bir APU’ya sahip. Keza standart ARMA’ya kıyasla koruma anlamında STANAG 4569’daki ‘edition’ olarak farklılıkları var. Kule olarak 35mm Uzaktan Kumandalı Kule isteniyor, biz de hazırladığımız araçta Aselsan’ın KORHAN kulesini tercih ettik. Bu araçta ayrıca NBC Sistemi farklı, ARMA’da standart konfigürasyonda basınçlı sistem kullanılırken burada hem maskeli hem de basınçlı hibrid sistem isteniyor. Bunun yanında standart ARMA 8x8’in süspansiyonu helezon yaylı iken bu versiyon için isterler doğrultusunda “hidropnömatik strut”lar kullandık. Bütün bunlarla birlikte ve kuleyle muharebe yüklü ağırlığı 30 tonun üzerine çıktı. ARMA platformları için motor kompartımanına uyan ve teknik çözümlerini yaptığımız 3 farklı standart güç paketlerimizden biri bu araç için çok uygun idi. Kullandığımız bu güç paketi de bu ilave ağırlık artışı için yeterli. Şartnamede henüz yok ama uygun güçte, güvenilir, aracın performansını bozmayacak, aracın ismine halel getirmeyecek yerli bir motor olursa elbette takarız.
.jpeg)
Önceki IDEF Fuarında AKREP II’nin elektrikli versiyonunu (AKREP IIe) sergilemiştik. Bu yıl da AKREP II aracımızın dizel motorlu versiyonunu (AKREP IId) tanıttık. AKREP IId Zırhlı Keşif, Gözetleme ve Silah Platformu Aracımızı, özellikle Afrika kıtasındaki potansiyel kullanıcıların ilgisini çekebilecek, birçok ülkede de cebri keşif için standart bir konfigürasyon olan 90mm kule ile sergiledik. Kullanıcılardan çok iyi geri bildirimler aldık. 2 ülke araçla çok ilgileniyordu, onlara yenileri de eklendi.
AKREP II’nin tam elektrikli versiyonunu değişik konfigürasyonlarda OTOKAR tesislerinde kabiliyetlerimizi geliştirmek amacıyla test etmeye devam ediyoruz. Otokar’ın tam elektrikli otobüsünden edindiğimiz tecrübeleri buraya aktarıyoruz. Ancak tam elektrikli tahrik sisteminin askeri araçlarda kullanılmasının daha erken olduğuna inanıyoruz. Şu anda AKREP II aracımızla ilgilenen pazarların hepsi dizel motorlu versiyonu istiyor. AKREP II aslında bir keşif platformu. Elektronik keşif, cebri keşif görevi yapabilir, 90mm top ile, hava savunma aracı olabilir veya silah platformu aracı olabilir. Özel görevler için farklı varyantları olan 3 kişilik bir araç olan AKREP II, Silahlı Kuvvetler envanterindeki askeri nakliye uçakları ile havadan taşınabilir. Örneğin 90mm kuleli haliyle Akrep II C-130 Uçağına girebilir. Benzerlerine kıyasla AKREP IId hem koruma kapasitesi, hem de silüet olarak oldukça iddialı bir araç. Çok ağır bir araç değil, oldukça düşük bir silüete sahip ve silüetine göre mayın koruması da yüksek. Üstelik farklı özellikleri de var. Örneğin, arka aksı direksiyondan yönlendirilebilir olduğu için araç yengeç hareketi yapabiliyor, yan yan gidebiliyor. Birçok potansiyel kullanıcı bu özelliği ile ilgileniyor. AKREP II aynı zamanda farklı kule çözümleri ile meskun mahallerde de çok rahatlıkla kullanılabilecek bir araç. 90mm top kulesi elle dolduruluyor, 12 mühimmat kule içinde, 10 mühimmat ise araç gövdesinde taşınıyor. AKREP II’nin platform olarak testlerini bitirdikten sonra aracın değişik konfigürasyonları üzerinde de çalışıyor olacağız. 2022 yılı sonu itibarıyla aracı seri üretimine hazır hale geleceğiz.”






