Türkiye’nin Roket ve Füze Mükemmeliyet Merkezi ROKETSAN, IDEF ‘21 Fuarına İlk Kez Sergilediği 9 Ürün ile Damga Vurdu!

İbrahim Sünnetci
IDEF ‘19 Fuarından bugüne kadar geçen süreyi çok iyi değerlendirmeye çalıştıklarına vurgu yapan İKİNCİ, bu süre içerisinde özellikle ROKETSAN’ın temel kabiliyetlerini ürüne dönüştürmek ve TSK’nin son zamanlarda uğramış olduğu yaptırımlardan kaynaklı herhangi bir sıkıntıya düşmemesi için envanterdeki yabancı kaynaklı ürünlerin yerine geçebilecek, muadillerinden çok daha üstün ürünleri başta Silahlı Kuvvetler olmak üzere dost ve kardeş ülkelere sağlamaya çalıştıklarını kaydetti. İKİNCİ ayrıca halen ROKETSAN’ın 3.500 kişilik bir ekibe sahip olduğunu ancak ROKETSAN’a şu anda destek veren 3.000’e yakın şirket bulunduğunu söyledi.
2021 yılının ilk yarısında ATMACA Gemisavar Güdümlü Mermisi ile son atışının başarıyla gerçekleştirdiğini ve seri üretime başladıklarını anımsatan İKİNCİ, “Bundan sonra kendi gemilerimizi inşallah kendi Gemisavar Güdümlü Mermilerimizle donatacağız” diye konuştu. IDEF Fuarında ilk kez ATMACA’nın kara versiyonu olan KARA ATMACA’yı sergileyeceklerini belirten İKİNCİ, “KARA ATMACA bir Seyir Füzesi, satıhtan satha görev yapabilen, yine uzun menzilde hedefini noktasal hassasiyette vurabilme kabiliyetine sahip füzemiz. ATMACA’nın deniz versiyonundan farkı Imaging Infrared (IIR/Görüntüleyici Kızılötesi) Arayıcı Başlığının bulunması ve bu Arayıcı Başlıkla kara hedeflerine radar sistemlerine yakalanmadan angaje olma yeteneğini inşallah Silahlı Kuvvetlerimize kazandıracağız,” dedi. İKİNCİ ATMACA’nın ihracat potansiyeli ve sipariş durumu ilgili olarak da şöyle bilgileri paylaştı, “ATMACA Güdümlü Mermimizle dünyada birçok ülke ilgileniyor. Ama tabii devletimizin yönlendirmesiyle onlarla yapılacak olan görüşmeler sonucunda bunların satışına karar verilecek ama şunu söyleyebilirim talep çok yüksek. Tahmin edebileceğiniz bölgelerden çok yüksek. Özellikle Türkiye’nin ilişkilerinin iyi olduğu dost, kardeş ve müttefik ülkelerle bu kabiliyetin paylaşılmasını istiyoruz. Ama şu anda isim vermek ve sayı belirtmek için erken. Şu an henüz sipariş almadık.”
Fuarda ilk kez sergileyecekleri ikinci ürünün LEVENT Yakın Hava Savunma Sistemi olacağının altını çizen İKİNCİ, LEVENT Sistemi ve versiyonları ile ilgili şu bilgileri paylaştı: “Malumunuz gemilerimizin üzerindeki Yakın Hava Savunma Sistemleri genellikle RAM ve SeaRam ürünlerinden oluşuyor, SUNGUR Füzemizin, Portatif Hava Savunma Füzemizin baz olarak alındığı gemilerde yakın hava savunma desteği oluşturacak LEVENT Sistemimizi ilk defa IDEF’de tanıtacağız. LEVENT’in iki versiyonu olacak. İlk versiyonunda sadece geminin üzerindeki elektro-optikler ve radarları kullanarak hedefleri imha edecek, ikinci versiyonda da kendi bağımsız elektro-optik ve radar sistemleri ile angajman yeteneğini de kazanacak. Aynı zamanda mevcut SUNGUR Füzesinin üzerinde de değişiklik yapacağız. Menzil uzatılacak ve RF Arayıcı Başlık, RF Almaçları ile desteklenen, hedefi daha sıkı şekilde takip edebilecek teknolojileri de üzerine ekleyeceğiz inşallah.”
AKYA Ağır Torpidosunun yine ilk defa IDEF’te sergileneceğine dikkat çeken İKİNCİ, “AKYA aslında bizim denizaltılarımızın temel silahı olacak. AKYA’nın da başarılı atışları hala devam ediyor. Bu sene sonundan önce de inşallah AKYA’nın ilk versiyonlarını Silahlı Kuvvetlerimizin kullanımı için teslim edeceğiz. AKYA, malumunuz TCG GÜR Denizaltımızdan ilk defa fırlatıldı ve testleri de halen Marmara Denizi’nde devam ediyor...”
Fuarda sergilenecek bir diğer yeni ürünün ise ORKA Hafif Torpidosu olacağını ifade eden İKİNCİ, ORKA’nın AKYA’dan temel farkını hava platformlarından da atılabilmesi ve denizaltılara angaje olabilme yeteneğine sahip olması şeklinde özetledi. İKİNCİ, ORKA Hafif Torpidosu ile DzKK envanterindeki SeaHawk gibi helikopterlerden, Deniz Karakol Uçaklarından ve hava araçlarından denizde tespit edilen denizaltılara angaje olacak bir yeteneğin kazandırmasını amaçladıklarını anlattı.
ROKETSAN Genel Müdürü İKİNCİ, IDEF Fuarında ilk kez sergiledikleri 9 yeni ürün arasında yer alan diğer özgün çözümleri hakkında ise şu bilgileri verdi:
“Hava Kuvvetlerimiz için gerçekleştirdiğimiz projelere bakacak olursak IDEF’te ilk defa sergileyeceğimiz LAÇİN Silah Sistemi olacak. LAÇİN malumunuz bizim TEBER Sistemin gelişmiş versiyonu. TEBER Lazer Güdümlü bir mühimmat Mk-82 genel maksat bombalarını akıllı hale getirerek lazer güdümlü olarak hedefleri vurmasını sağlayan bir kitimiz. LAÇİN’in man-in-the-loop yani pilot tarafından yöneltilebilen, havada da herhangi bir şekilde manevra yaptırılabilen bir mühimmat haline getirdik. Şu anda Hava Kuvvetlerimizin F-16’sıyla bunların atışları başarılı bir şekilde yapıldı. LAÇİN’in temel özelliği man-in-the-loop tipi olması, yani pilotun mühimmat ayrıldıktan sonra da mühimmatı kontrol etme yeteneğine sahip olması. Bu sayede özellikle sığınaklar, mağaralar ve geçitler gibi alanlarda, son dakika hamleleriyle, hedef çok daha etkin bir şekilde vurulabilmekte. Bu da inşallah Türk Hava Kuvvetlerimizin gücüne güç katacak bir teknoloji olacak. Yine yakın zamanda test ettiğimiz ve siz değerli basın arkadaşlarımıza da duyurduğumuz MAM-T Akıllı Mühimmatını yine ilk defa IDEF’te sergileyeceğiz. MAM-T yaklaşık 100kg ağırlığıyla başta AKINCI dahil SİHA’larımızdan atılacak ve 30km menziliyle özellikle hava savunma sistemlerini hedefleyen noktasal vuruş kabiliyetine sahip bir mühimmatımız. MAM-C ve MAM-L’nin abisi pozisyonunda, inşallah bundan sonra operasyonlarda etkin bir şekilde kullanılmasını hedefliyoruz. Yine MAM-T ile ilgili de sürprizlerimiz var. İlk versiyonu lazer güdümlü ancak şu anda daha gelişmiş versiyonlar için çalışmalar devam ediyor. İnşallah bu senenin sonuna doğru onun da duyurusunu yapmayı planlıyoruz.
Yine ilk defa sergileyeceğimiz SUNGUR Portatif Hava Savunma Sistemi olacak. SUNGUR’un malumunuz olduğu üzere seri üretimine başlandı, Silahlı Kuvvetlerimize teslim edilmek üzere şu anda çalışmalarımız devam ediyor. Birçok başarılı atış gerçekleştirildi. Aslında IDEF’in sürprizlerinden bir tanesi de lazer güdümlü mini füzemiz (METE). 1km menzilli çok küçük mini füzemiz. Bu mini füzeleri bir sistem olarak Drone/İHA’ların üzerinden yine lazer güdümlü atarak özellikle meskun mahal çatışmalarında Özel Kuvvetlerimize ve Silahlı Kuvvetlerimizin diğer unsurlarına noktasal hedef vurabilme kabiliyeti kazandırmış olacağız. İHA’nın üzerinde malum denemeler yapılıyor, güdümsüz roketler kullanılıyor genellikle. Bizim sistemimizi diğerlerinden ayıran nokta İHA’nın üzerinde yer alan Laser Designator aracılığıyla noktasal olarak bir hedefi vurma kabiliyeti kazandırıyorsunuz. Füzelerimiz güdümlü füze ve 1km mesafeden herhangi bir hedefi imha etme yeteneğine sahip olacak. Bunu bütün bir sistem olarak ROKETSAN geliştirdi. Sadece füzesini değil, bütün bir sistem olarak Silahlı Kuvvetlerimizin kullanımına sunacağız.
Geçen senenin sonunda ve bu sene Karabağ Savaşı sırasında yaşadığımız sıkıntılar sonucunda geliştirmiş olduğumuz bir füzemiz var. Malumunuz 230mm’lik füzelerimizdeki güdüm sistemleri özellikle GPS ve koordinat bağımlıydı. Bunları lazer güdümlü hale getirdik. Ve çok başarılı bir şekilde ilk defa Azerbaycan Ordusu tarafından Karabağ Savaşı’nda kullanıldı ve çok başarılı sonuçlar alındı. Onu da ilk defa inşallah IDEF’te sergileyeceğiz. Aynı zamanda TRG-230’un küçüğü olan TRG-222’yi de lazer güdümlü hale getirdik bunu da inşallah IDEF’te sizinle paylaşacağız. İlk defa sergileyeceğimiz kabiliyetlerden bir diğeri de Mesafe Düzeltme Kiti. FIRTINA K/M Obüslerin kullandığı 155mm’lik mühimmatların üzerine takılacak sistemlerle mesafe düzeltmeleri yapılacak ve böylelikle 155mm’lik mühimmatların 50m’lik bir CEP içerisine daha etkin bir vuruş kabiliyeti ile düşmesi sağlanacak. Bu da şu an üzerinde çalıştığımız ve Silahlı Kuvvetlerimiz için geliştirmeye devam ettiğimiz bir ürün. Bunu ileriki aşamalarda daha da geliştireceğiz. İlk başta mesafe düzeltme kiti olarak kullanıma sokulacak, daha sonrasında da çok daha gelişmiş versiyonlarını da Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kullanıma sunmuş olacağız. Aslında Fuarda standımızda birçok sistemimiz var, yarın sizler de göreceksiniz ancak bu sene ilk defa sergileyeceğimiz ürünler bunlar...”
İKİNCİ konuşmasında IDEF ‘21 Fuarında ön plana çıkarmak istedikleri ürünlere de kısaca değindi ve şu bilgileri paylaştı:
“HİSAR Hava Savunma Sistemimiz var biliyorsunuz malumunuz HİSAR-A+’ın ilk teslimatlarını başarıyla yaptık Silahlı Kuvvetlerimizin şu anda envanterinde. HİSAR-O ve HİSAR-O+’ların da halen geliştirilme testleri devam ediyor. İnşallah onları da yakın zaman içerisinde teslim edeceğiz. ALKA Yönlendirilmiş Enerji Silah Sistemimiz var. ALKA aslında kritik tesislerin özellikle drone saldırılarına karşı lazer silahıyla korumasını sağlayan hem üzerinde Jammer özelliği taşıyan, hem de Hard-Kill özelliği taşıyan ürünümüz. IDEF’te sergileyeceğimiz ALKA’nın daha önce duyurduğumuz ALKA’dan farkı ‘Ağ Destekli Yetenek (Network Enabled Capability/NEC)’ kabiliyetine sahibi olması ve bu sayede birden çok ALKA’nın aslında kendi aralarında haberleşerek bazı hedefleri koordineli olarak vurabilme yeteneğine sahip olması. Bu aslında aynı anda 2 ya da 3 ALKA’nın lazer silahını tek bir hedef üzerine toparlanabilmesine imkân tanıyacak bir teknolojiyi de beraberinde getirecek.”
İKİNCİ hayata geçirdikleri projelerde yerli ve milli teknolojinin önemine ilişkin de şu değerlendirmelerde bulundu:
“Malumunuz Türkiye şu anda adı konulmamış bir yaptırım altında, bu yaptırımın bize sağlamış olduğu olanaklarla biz milli ve yerli sistemlerimizi mümkün olduğunca hızlı bir şekilde geliştirip envantere sokmaya çalışıyoruz. Şu ana kadar da başarıyla geldik. Bundan sonra çok daha hızlı bir şekilde ilerleyebileceğimizi düşünüyoruz. Çünkü bazı temel teknolojiler konusunda uzun yıllar yapılan çalışmalar meyvelerini veriyor. ATMACA bunların en önemlilerinden bir tanesi. Yine AKYA Ağır Torpido dünyada çok az ülkenin yapabileceği bir sistem, denizaltıdan fırlatılabilecek bir sistem bunun yerli imkanlarla yapılmış olması aslında Türk Savunma Sanayinin gelmiş olduğu nokta itibariyle gerçekten son derece güven verici. Denizaltılara ve deniz üstündeki gemilere karşı kullanılabilecek AKYA, aynı zamanda sadece sonar arayıcı başlığı ile değil, dümen suyuna da (wake-homing) yani gemilerdeki pervanelerin çıkarmış olduğu seslere ve harekete de duyarlı alıcıları ile gelişmiş versiyonlarından çok daha üstün özelliklere sahip bir platform olacak. Bu platformu dünyada hayata geçirebilecek çok sayılı ülke var. ROKETSAN da bunu şu anda başarmış durumda. Bunu da temel teknolojileri yapmadan, işte motorundan elektrik sistemlerine, harp başlığından aktif/pasif sonar başlığına, üzerindeki elektronik kontrol sistemlerine kadar yapmadan bunları hazır bulabileceğiniz bir yer yok maalesef. Onun için yerli ve milli teknoloji bizim için olmazsa olmaz.”
İKİNCİ ROKETSAN’ın ArGe’ye bakışı ve ihracat stratejisine ilişkin olarak da şu bilgileri paylaştı:
“ROKETSAN aslında bir teknoloji şirketi, Türkiye’nin en büyük 3ncü ArGe şirketi, bütünüyle ArGe üzerinden geliştirme yapan ve kendi mühendislerinin oluşturduğu çözümlerle teknolojilerle teknolojiyi ürüne dönüştüren bir kurum. Onun için sadece mühimmat tarafında, akıllı güdümlü mühimmatlar ve füze/roket sistemleri tarafında değil genel olarak bir teknoloji şirketi olarak konumlandırıyoruz ROKETSAN’ı. Onun için navigasyon sistemleri, şu anda arayıcı başlıklar, platform entegrasyon kabiliyetleri, uzay sistemleri, denizaltı sistemleri, hepsini bir şemsiye altında toplayan ve temel teknolojilere yatırım yapan ve geleceği de aslında bu temel teknolojilere yapmış olduğu yatırımlarla garanti etmeye çalışan bir kurumuz. Ülkemizde çok stratejik ve önemli bir kurum. Şu anda Silahlı Kuvvetlerimizin başarıyla kullandığı birçok ürünün aslında geliştirildiği ve üretildiği kurum. ROKETSAN sadece kendisine yapılan talepler doğrultusunda hareket etmiyor. Ciddi bir mendi iç ArGE kaynağı var zaten MAM-C, MAM-L ve MAM-T dahil olmak üzere hepsi iç kaynaklardan geliştirilen projelerle hayata geçirildi ve Silahlı Kuvvetlerin kullanıma sunuldu.
Şu anda ArGe faaliyetlerinin çoğu ürüne dönüşmüş durumda. Bunun için son yıllarda çok ciddi bir ihracat stratejisi içerisinde. Şu ana kadar ihracat hep artarak devam ediyor ama bizim için gerçekten dünya pazarında çok ciddi bir yere sahip olmak en önemli hedeflerden bir tanesi. Bu doğrultuda 5 Yıllık Stratejik Planımızı revize ettik ve bu stratejik planda kendimize çok ciddi hedefler koyduk. Aslında ROKETSAN’a gösterilen uluslararası alandaki teveccüh de bunu destekler nitelikte. Şu açıdan düşünmek lazım şu anda Roketsan’ın gerçekleştirmiş olduğu ihracatın büyük bir kısmı var olan ürünler üzerinden yapılıyor. Özellikle son 1 yıl içerisinde ve bundan sonraki 1 yıl içerisinde piyasaya sürülecek olan seri üretime geçilecek olan sistemlerin ticaret potansiyelleri çok yüksek. Bu ticaret potansiyeli de inşallah önümüzdeki yıldan itibaren realiteye dönecek çünkü şu an bunlar ile ilgili görüşmelerimiz devam ediyor. Hem ülkemiz için çok büyük bir ihracat potansiyeli taşıyacak, hem de ROKETSAN’ın bundan sonraki büyüme aşamasında ihtiyacı olacak kaynağı sağlaması açısından da bizim için hayati öneme sahip.”
ROKETSAN Genel Müdürü Murat İKİNCİ ve ROKETSAN Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Faruk YİĞİT daha sonra Soru-Cevap Bölümünde toplantıya katılan basın mensuplarının proje ve ürünlere ilişkin sorularını cevaplandırdılar.
Soru-Cevap Bölümü
Soru: Yeni ATMACA’nın kara hedeflerini vurmasıyla ilgili konuşuyorsunuz, deniz ve hava özelliği olmayacak diye mi anlamalıyız? ORKA’dan bahsettiniz AKSUNGUR gibi İHA’lardan da atılabilmesi mümkün olacak mı? LAÇİN’den bahsettiniz sığınak dediniz SARB-83 gibi sığınak delici bir mühimmatla mı kullanacaksınız? 1km menzilli yeni mini mühimmatınızı anlattınız bir çapı ve ağırlığı hakkında bilgi verir misiniz?
Murat İKİNCİ: ATMACA aslında Gemisavar Güdümlü Mermi olarak olarak karadan fırlatılabilecek halde şu anda, kara platformlarından atılarak deniz hedeflerine angaje olabilecek yetenekte ATMACA Sistemimiz de olacak. Bunlar sabit tesisler ve araç üzerinden atılacak şekilde teslim edilecekler. Ama KARA ATMACA’nın bizim gemi savar mühimmatlarından farkı şu kara hedeflerine de angaje olma yeteneği var. ATMACA’nın deniz versiyonunun malumunuz RF Arayıcı Başlığı var, deniz hedeflerine daha kolay angaje olsun diye. KARA ATMACA’nın ise IIR başlığı olacak ve kara hedefleri için özellikle satha yakın uçması ve coğrafi referanslarla hedefi vurabilmesi gibi teknolojileri de bünyesinde barındıracak. Temel farkı bu, ama bizim karadan deniz hedeflerine angaje olabilecek ATMACA’mız zaten var. Mevcut ATMACA’nın zaten o yeteneği var. Dolayısıyla KARA ATMACA aslında bir Seyir Füzesi.
ORKA aslında şu anda Deniz Kuvvetlerimizin elindeki mevcut hava platformlarından atılabilmesi ama ORKA’nın asıl hedefi İHA’lardan da atılabilmesi. Bununla ilgili çalışmalar da devam ediyor inşallah başarılı sonuçlar aldığımızda sizlerle paylaşacağız.
LAÇİN şu anda mevcut Mk-82 standart genel maksat bombalarımızla kullanılıyor. Bu teslimatın sonrasında zırh delici ve sığınak delici versiyonlarını da çalışacağız ama şu anki versiyonda böyle bir özellik yok.
METE Mini Güdümlü Mühimmatımızdan özellikle Özel Kuvvetlerimiz çok faydalanacak, hem durumsal farkındalık sağlayacak, hem de noktasal hedefleri vurma kabiliyetinden dolayı dost unsurlara gerçekten çok ciddi avantaj sağlayacak bir teknoloji olarak sunacağız. Çapı aslında 40mm bomba atar haznesinin içine sığabilecek şekilde tasarlandı, yaklaşık 1.2kg ağırlığında bir mühimmatımız. Aslında silahtan da (tüfek altı 40mm bomba atar içinden) atılabilir versiyonu olacak.
Soru: KARA ATMACA gemiden mi atılacak yoksa karadaki bir platformdan mı?
Murat İKİNCİ: Aslında ATMACA’nın 2 versiyonu var. Nereden atıldığının çok önemi yok, yani KARA ATMACA dediğimiz kara hedeflerine angaje olabilen ATMACA, satıhtan satha atış kabiliyetine sahip ve karadan kara hedeflerine de angaje olabiliyor. Bizim normal ATMACA’mız, testini bitirmiş olduğumuz ATMACA’mız, RF Arayıcı Başlıklı olan, deniz hedefleri için. Bunu isterseniz karadan denize hedeflerine karşı da atabiliyorsunuz veya gemiden deniz hedeflerine.
Soru: Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın Doğu Akdeniz’in ısınması ve gerilimin artması sonucu kara konuşlu ATMACA tedariki için düğmeye basmış ve bu versiyonun tekerlekli bir araç üzerine konuşlandırılması planlanmıştı.
Murat İKİNCİ: Evet doğru
Soru: Bir de ATMACA Blok II vardı çift arayıcı başlık olacaktı hem aktif RF hem IIR, KARA ATMACA onların arasında bir ürün mü?
Murat İKİNCİ: Çift arayıcı başlıklı versiyonu da çalışıyoruz şu anda ama şu Deniz Kuvvetlerimizin envanterinde olan füzemiz zaten karadan atılabilir ve deniz hedeflerine angaje olabilir yapıda onun için şu anda bununla ilgili bir sıkıntımız yok.
Soru: Peki KARA ATMACA üzerindeki Imaging Infrared (IIR) Arayıcı Başlık ROKETSAN ürünü mü olacak?
Murat İKİNCİ: Bizim, ROKETSAN tarafından geliştirdi.
Soru: Fuar öncesinde hep milli Pantsir diye bir beklentimiz vardı, LEVENT’in kara konuşlu versiyonu olacak mı mesela 8x8 bir araç üzerinde, belki üzerine bir top da takılabilir.
Murat İKİNCİ: Şu an Sungur’da zaten zırhlı araç üzerinden atılabilir.
Soru: Ama daha entegre ve otonom bir tasarım, üzerinde hem topu hem de füzeleri olan Pantsir benzeri bir çözüm?
Murat İKİNCİ: Şu anda burada bununla ilgili bir cevap söyleyemem.
Soru: Peki LEVENT’i ne zaman operasyonel görebileceğiz? Çünkü RIM-116C Döner Gövdeli Füze (RAM)’deki gibi üzerine pasif RF başlık ekleyeceğiz, menzili biraz uzatacağız dediniz?
Murat İKİNCİ: Şimdi LEVENT’in iki versiyonu olacak. Birinci versiyonu çok hızlı bir şekilde mevcut SUNGUR Füzelerimizle teslim etmeyi düşünüyoruz. Sitem gemi üzerindeki Radar ve Elektro-Optikleri kullanacak şekilde kurgulanacak. Ama asıl nihai hedeflediğimiz versiyon da hem füzeler üzerinde değişiklik olacak, hem de sistem kendi bağımsız elektro-optik ve radar hedefleme sistemlerine sahip olacak. SeaRAM’dekine benzer bağımsız bir şekilde görev yapabilecek ve her platformda yakın hava savunma desteği sağlayabilecek. İkinci versiyon için şu an bir tarih vermek mümkün değil, daha erken.
Soru: Milli Dikey Atış Sistemi (MİDAS), ilk olarak daha önce yapılan törenlerde TCG İstanbul’da kullanılacağı söylenmişti ama takvim ne durumda yetişecek mi çünkü 2025’e sarkabileceği yönünde bir bilgi gelmişti?
Murat İKİNCİ: İstanbul Fırkateyni biliyorsunuz 2023 yılında teslim edilecek, inşallah MİDAS da teslim edilecek. Şu anda takvimle ilgili bir sıkıntımız yok üretim süreci devam ediyor.
Soru: Tasarım olarak, işte SİPER geliyor HİSAR Ailesi geliyor, GEZGİN geliyor, bunlar öngörülerek mi bir tasarım mı yapıldı, yoksa ilk aşamada sadece HİSAR Ailesi’ne uygun mu tasarlandı?
Murat İKİNCİ: Şu anda kullanılacak güdümlü mühimmatlarla ilgili Deniz Kuvvetlerimizle görüşmelerimiz devam ediyor. Nihai halini almadı. Ama elimizde mevcutta İstanbul Fırkateynimizin üzerinden atılabilecek güdümlü mühimmatların hepsini atmayı hedefliyoruz. HİSAR’ın denizden atılan versiyonu bizim MİDAS üzerinden atılacak.
Soru: Peki sıcak atış mı soğuk atış mı olacak?
Murat İKİNCİ: Sıcak atış, soğuk atış olmayacak.
Soru: Mk41 VLS bildiğiniz gibi farklı uzunluklarda ve farklı modüllerin kullanımı soncu farklı ağırlıklardaki Öz-Savunma, Taktik ve Strike olmak üzere 3 ayrı versiyondan oluşuyor. MİDAS hangi versiyonda üretilecek?
Murat İKİNCİ: Standart versiyonda, Strike olmayacak.
Soru: Uzay konusunda çalışmalarınız hakkında bize bilgi verebilir misiniz?
Murat İKİNCİ: Uzayda çalışmalarımız bütün hızıyla devam ediyor. Geçen sene üst üste 4 başarılı atışla uzaya 4 kez erişmeyi başardık. Bizim artık nihai hedefimiz Mikro Uydu Fırlatma Sistemini (MUFS) bir şekilde hızlıca hayata geçirebilmek ve bununla 400km’ye yakın bir yörüngeye 100kg’a yakın bir uydumuzu yerleştirme kabiliyetini hızlı bir şekilde edinebilmek. Bununla ilgili çalışmalar devam ediyor. Bunun yanı sıra Türkiye Uzay Ajansımızın ve Sayın Cumhurbaşkanımızın yayınlamış olduğu hedefler var bu noktada da ROKETSAN kabiliyetleri doğrultusunda destek vermeye ve bu programa katkı sağlamaya çalışıyor. Onun dışında şu anda bizim Savunma Sanayi Başkanlığımızın bir koordinasyonunda özellikle mevcut işlerimiz kapsamındaki çalışmalarımız devam ediyoruz bir sıkıntı yok şu anda. Takviminde ve başarılı bir şekilde ilerliyor. Geçen seneki atışlarımızda bunu söylemiştik biz uzayda biz kendi sıvı yakıtlı motorumuzu ateşledik manevra yaptık bu da aslında çok temel bir teknoloji. Bunu milli imkanlarla, kendi geliştirdiğimiz itki sistemlerimiz ile başarılı bir şekilde test ettik ve bu sistemimize aslında uzayda bir geçmiş de kazandırmış olduk.
Soru: Konuşmanızda bahsettiğiniz METE Mini Lazer Güdümlü Mühimmat daha önce sergilediğiniz YATAĞAN’dan farklı bir mühimmat mı?
Murat İKİNCİ: Mühimmatın kendisi aslında YATAĞAN ama sistemi artık YATAĞAN’daki gibi tek bir mühimmat halinde değil. YATAĞAN biliyorsunuz hem silahtan, hem de insansız kara araçları dahil birçok farklı platformdan fırlatılabilir şekilde yapıldı. Ama IDEF ‘21’de göreceğiniz ürün sadece füze olmayacak. İHA’yla beraber üzerindeki kamerasıyla, görüntüleme sistemleriyle, işaretleme sistemleriyle, komuta kontrol sistemleriyle ve füzeleriyle beraber bütünleşik bir ürün halinde Silahlı Kuvvetlerin hizmetine sunulacak.
Soru: Nasıl bir konsept içinde kullanılması bekleniyor?
Murat İKİNCİ: Şu anda partnerlarımızla beraber geliştirdiğimiz bir döner kanat İHA’mız var, bunun üzerinde hem mühimmat hem lazer designator hem de kameramız var. 1km mesafeden, aslında aşağıda sütre arkasında bekleyen dost kuvvetler bu platformu kullanarak 400 - 500m yüksekliğe kadar çıkıp gördükleri, kendilerine tehdit oluşturan hedefi noktasal olarak vuruyorlar. Yani santimetre bazında bu yeteneğe sahip. Buradaki temel gaye de aslında kuvvetlerimizi tehdit edebilecek keskin nişancı (sniper) benzeri veya tuzaklanmış el yapımı patlayıcılar gibi tehditlerin tespit edilerek etkisiz hale getirilmesi. Çok pahalı platform değil aslında, üzerinde çok kompleks bir görüntüleme sistemi yok, çok kompleks bir designator sistemi yok, çünkü bu mühimmatın menzili 1km, yani, 1km’den hedefi vurabilecek ve işaretleme yapabilecek aslında çok hafif ve ucuz bir sistem tasarımı yapıldı.
Soru: Navigasyon sistemlerinden bahsettiniz, özellikle Lazer Dönüölçerli Jiroskop (Ring Laser Gyro/RLG) konusundaki çalışmalarınız hakkında bilgi verir misiniz? Sanırım bu alanda bitmiş bir ürününüz var çalışma var, aktif olarak kullanılıyor ileriye yönelik bir çalışma var mı?
Murat İKİNCİ: Şu anda bizim Ring Laser Gyromuz bütün ürünlerimizde başarıyla kullanılıyor zaten, sadece ROKETSAN’ın ürünlerinde değil şimdi ismini vermeyeyim ama milli olarak gerçekleştirdiğimiz bazı milli platformlarda da bizim geliştirmiş olduğumuz ürünler başarıyla şekilde kullanılıyor. Bunların tabii çok üstün özellikleri var ve bir ürün ailesi şeklinde. En yeteneklisinden en hafifine kadar aslında bir ürün ailesi içerisinde hem kendi ürünlerimiz içerisinde, hem de savunma sektöründeki birçok firmamız tarafından şu anda kullanılıyor bu ürünler. Sahada da çok ciddi başarılar elde ediyorlar. Ring Gyro ile ilgili bundan sonra özellikle optik tarafı ile ilgili yatırımlarımız devam edecek. Bu konuda çok ciddi bir kabiliyeti ROKETSAN kendi bünyesinde edinmiş durumda. Bu kabiliyeti daha da geliştirerek inşallah ihracat potansiyelini de değerlendirerek özellikle temel komponetler açısından iyi bir noktaya ulaşmak istiyoruz.
Soru: Orta Menzilli Gemisavar Füze Projesinin son durumuyla ilgili gelişmeler nelerdir?
Murat İKİNCİ: Orta Menzilli Gemisavar Füzesi ile ilgili şu anda hem Kale ArGe tarafından hem de TEI tarafından motor geliştirme çalışmaları devam ediyor. Bu çalışmalarla beraber inşallah Orta Menzilli Gemisavar Füzemizi de hızlı bir şekilde ürün ailemize katacağız. Orta Menzilli Gemisavar Füzesinin temel özelliği yine aynen ORKA’da olduğu gibi hava platformlarından atılabilecek bir gemi savar füzesi olacak. Hafif ve özellikle zırhlı olmayan gemilerin etkisiz hale getirecek bir gemisavar füzemiz olacak.
Soru: OMGF geliştirme süreci için bir takvim var mı? OMGF’yi ne zaman ilk atış testinde izleyebileceğiz? OMGF’den daha küçük bir ürün planlanıyor mu mesela en son Karabağ Savaşı’nda da gördük İsrail’in Spike NLOS Füzesi var, bizde teknoloji olarak bu tip bir füzeyi yapabilecek her şeyimiz var. Bu tip bir füzenin ürüne dönüşmesi için birilerinin buna yönelik bir istek tanımlayıp size vermesi gerekiyor galiba, bu konuda size bir talep geldi mi? Sonuçta bu tip füzeler pahalı ürünler ve geliştirme süreci için ciddi bir finansman gerekiyor.
Murat İKİNCİ: Bize bir şey verilmesine gerek yok, biz zaten ürün ihtiyaçlarını önceden görebiliyoruz. ROKETSAN kendi öz kaynaklarının çok büyük bir kısmını ArGe’ye harcıyor. MAM Ailesinin farklı özellikteki yeni üyelerini çok yakın zamanda göreceğiz, yine benzer sistemleri de hayata geçirmeye çalışıyoruz. Onları da belli bir aşamaya geldiğinde sizlerle paylaşacağız. OMGF ile ilgili şu anda iki firmada motor geliştirme çalışmalarına devam ediyorlar. Takvimleri henüz netleştirmedik ama bizim hedefimiz birkaç yıl içerisinde bu füzeleri Türk Silahlı Kuvvetlerin envanterine kazandıracak bir aşamaya getirmek. Bunun tabii çok önemli kısmı motor kısmı çünkü milli motorlarımızın başarıyla teslimatından sonra inşallah ATMACA’da kazanılan teknolojileri çok hızlı bir şekilde OMGF’ye de angaje etmeyi planlıyoruz. Şu anda onunla ilgili bir sıkıntımız yok. Motorlar bittikten sonra veya belli bir aşamaya geldikten sonra OMGF ile ilgili bir takvim vermek daha kolay olacak.
Soru: Motordan bahsettiniz son zamanlarda yüklü miktarda SOM ve ATMACA siparişi alındı, Fransa’dan TR-40 konusunda bir sıkıntı yaşanıyor mu?
Murat İKİNCİ: Milli motorlarımız şu anda üretiliyor, motor konusunda bir sıkıntımız yok. ATMACA da inşallah milli motorla teslim edilecek. Bununla ilgili çalışmaların çok büyük bir kısmı tamamlanmış durumda.
Soru: OMGF’de kullanılacak turbojet motorun gücü hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Murat İKİNCİ: Şu anda motorun gücüyle ilgili bizim temel bir gereksinimimiz var, 1400-1500N (Newton) seviyesinde bir motordan bahsediyoruz ama tabii bu geliştirme aşaması devam ettiği için motorun gücünden ziyade birim kütledeki güç çok önemli orada. Ağırlık-güç oranının ve yakıt tüketiminin optimize edilmesi lazım. Şu anda bunu netleştirmiş durumda değiliz. Bu çalışmalar hem Kale ile hem TEI ile devam ediyor. İnşallah belli bir noktaya geldiğinde açıklarız. Ama 1400-1500 newton seviyesinde bir güçten bahsedebiliriz bizim Orta Menzilli Gemisavar Füzemiz için.
Soru: SİPER Projesinde gelinen aşama ile ilgili bir değerlendirmenizi alabilir miyiz?
Prof. Dr. Faruk YİĞİT: Hava savunma sistemlerimiz bildiğiniz gibi katmanlı sistemler. Biz burada bütün katmanları kapatacak şekilde çalışıyoruz. Yani belki şu an hiç konuşulmayan sistemler de var. Belki SİPER ortaya çıktığında bizim bütün katmanları yakın orta ve uzak hava savunma sistemlerimizi paket olarak Silahlı Kuvvetlere teslim edildiğini göreceksiniz, duyacaksınız. Şu anda programımızda bir aksama yok. 2 yıl içerisinde belki envantere girebilecek. Araya sürekli başka çözümler girdiği için, konseptler de değiştiği için biz dinamik davranmak zorundayız. Bazen çoğumuz şöyle düşünüyoruz çok uzun menzilli sistemler bizim için daha cazip geliyor ama kullanım konseptleri her geçen gün değişiyor. Biz de kendimizi ona adapte ediyoruz. Dolayısıyla ara çözümler üretiyoruz o da bizim takvimimizin ileri geri oynamasına sebep oluyor. Fakat genel durum itibari ile çözümlerimizde, programımızda, takvimimizde bir aksama yok. Hava savunma sistemlerinin tek üreticisi ROKETSAN değil. ROKETSAN burada ASELSAN ile TÜBİTAK SAGE ile ve diğer yüklenicilerle çalışıyor. Dolayısıyla o ekosistemi yönetmek Savunma Sanayi Başkanlığının görevi. Dolayısıyla tek başına ROKETSAN’ın sorumluluğunda değil o işler, bunun da altını çizmek isterim.
Soru: Türkiye’de doğal afetler için akıllı sistemler geliştiriyor musunuz?
Murat İKİNCİ: Orman yangınları bizi çok derinden etkiledi. Arkadaşlarımız orman yangınları konusunda ne yapabiliriz diye çalışma yaptılar, bu konuda çalışmalar başlatıldı pozitif bir gelişme olursa paylaşacağız. Mühimmatlarla ilgili orman yangınlarına müdahale edecek, yangın söndürme etkisi olan sistemler belki geliştirilebilir diye düşünüyoruz. Çünkü malumunuz bazı kimyasal maddeler yangının üzerinde çok hızlı etki yapmanızı sağlayabiliyor. Bu kimyasal maddeleri yangının üzerine atabilirseniz çok büyük yangınlarda etki sağlayamaz ama ilk aşamalarına müdahaleyi kolaylaştırır diye düşünüyoruz. ROKETSAN da bu konuda ne yapılabilir diye mühendis arkadaşlarımızla çalışıyoruz. Özellikle uzaktan algılama ve durum değerlendirmesi konusunda İHA’larla bir arada değerlendirebileceğimiz çözümler. Dediğim gibi ROKETSAN sadece bir roket füze şirketi değil teknoloji şirketi. Ülkemizin ihtiyaç duyduğu her alanda çözüm oluşturmayı kendisine görev edinmiş bir kurum onun için özellikle yangınlar başta olmak üzere nasıl faydalı olabiliriz bunun arayışı içindeyiz.
Soru: Milli Denizaltı MİLDEN Projesine yönelik çalışmalarınız ile ilgili bizi bilgilendirir misiniz?
Murat İKİNCİ: Şu an aslında denizaltının temel mühimmatı olan torpido teknolojileri konusunda ROKETSAN ülkemizin şu anda ihtiyacını karşılayacak duruma geldi. Milli denizaltımızı da aslında teknik isterleri ve teknik özellikleri ortaya çıktığında kendi torpidomuzu ateşleyebilecek bir komuta kontrol sistemi üzerinden bu entegrasyonu yapabilecek ve silah sistemi konusunda milli denizaltımızı milli silah sistemi ile donatabilecek seviyede çözümler oluşturabiliyoruz. Biraz önce bahsettiğim AKYA ve ORKA bunlardan birer tanesi. Aynı zamanda ATMACA’nın da denizaltından atılabilen versiyonunu şu anda çalışıyoruz. Bunu da inşallah MİLDEN’den atılabilecek seviyeye getirebilirsek aslında çok ciddi bir güç çarpanı halinde Silahlı Kuvvetlerin envanterine girecek. Aslında MİLDEN için çok önceden çalışmaya başladık, MİLDEN hayata geçtiğinde inşallah kendi milli torpidolarımız ve silah sistemlerimiz üzerinde olacak, zaten bunlar olmayınca yerli demenin çok da bir anlamı olmuyor. Zaten şu aşamada o seviyeyi tesis etmiş durumdayız, ondan ötesi için de özel çalışmalar yapacağız tabii.
Soru: KARA ATMACA’daki IIR Arayıcı Başlığı Roketsan’ın geliştireceğinden bahsettiniz. ROKETSAN hatta daha önce de HİSAR Füzeleri için yaklaşma sensörü geliştirmişti. ROKETSAN artık geliştirdiği ürünlerdeki Arayıcı Başlıkları da mı kendisi üretecek?
Murat İKİNCİ: HİSAR’da yaşadığımız sıkıntılardan bir tanesiydi yaklaşma sensörü. Onu da hızlı bir şekilde hayata geçirdik. Şu anda milli yaklaşma sensörlerimiz HİSAR hava savunma sistemleri üzerinde teslim ediliyor. ROKETSAN kızılötesi arayıcı başlıklar tarafında kendi yatırımlarını yapıyor. Aynı zamanda hem OMTAS, hem de UMTAS için arayıcı başlık geliştirilmesine devam ediliyor. RF arayıcı başlık konusunda yatırımımız yok, o konuda Aselsan ile çalışıyoruz. Ama kızılötesi arayıcı başlık konusunda optik açıdan çok iyi bir noktada. Onu da ilerletmeye devam edeceğiz. Ama sadece kendi arayıcı başlıklarımızı değil biz maliyet etkin ve performans içeren çözümler oluşturduktan sonra ülkemizdeki bütün altyapıyı, bütün kabiliyetleri kullanabilecek şekilde hareket ediyoruz. Sadece IIR başlık konusunda çekmiş olduğumuz sıkıntılardan dolayı kendi başlığımızı geliştirmiş ve şu anda başarıyla teslim etmiş durumdayız.
Soru: LEVENT’in ikinci versiyonda pasif bir RF başlık yer alacağından bahsetmiştiniz. O başlık da ROKETSAN ürünü mü olacak?
Murat İKİNCİ: Onu kendimiz geliştirdik ama radarını Aselsan ile çalışmayı düşünüyoruz açıkçası.
Soru: Kızıl ötesi başlık konusunda dedektör tarafında üretim/geliştirme faaliyetiniz var mı? Peki dedektörün tipi nedir? Kuantum kuyulu kızılötesi dedektör mü yoksa MEMS teknolojisine dayalı Soğutmalı veya Soğutmasız mı?
Murat İKİNCİ: Dedektör tarafında TÜBİTAK BİLGEM çalışıyor. Biz arayıcı başlığın diğer kısımlarını çalışıyoruz. Optikleriyle ilgili kısımların hepsi ROKETSAN’ın kendi çözümü. Dedektör konusunda hem soğutmalı hem de soğutmasız versiyonları üzerinde çalışıyoruz şu anda.
Soru: MUFS ile uzaya gönderilecek mikro uydu konusunda STM ile bir koordinasyonunuz var mı?
Murat İKİNCİ: Evet var hem TUSAŞ hem de STM ile bu konuda koordinasyonumuz var. Onlar zaten çalışmalarına devam ediyorlar. Açıkcası Mikro Uydu konusunda sıkıntı görmüyoruz. MUFS takviminde herhangi bir sıkıntı olmazsa, ki şu anda herhangi bir sıkıntı gözükmüyor, fırlatıldığı tarihte yerli Mikro Uydumuzu inşallah uzaydaki yörüngesine yerleştireceğiz.
Soru: İhracat pazarında ROKETSAN’ın hangi ürünleri öne çıkıyor? Yakın gelecekte bunlara hangi yeni ürünlerin dahil olmasını bekliyorsunuz?
Murat İKİNCİ: İhracat potansiyeli açısından baktığımızda, tabi SİHA’larımıza olan ilgiyle beraber, MAM-L, MAM-C ve MAM-T şu anda en aktif mühimmatlarımız. Onların ihracat potansiyeli zaten yüksek, SİHA’ların ihracatına paralel olarak onların satışlarında da artış bekliyoruz. Afrika ülkelerinden çok yoğun bir talep var. Şu an ROKETSAN’ın özel ilgi alanı olan bölgelerden bir tanesi. Şu anda ATMACA Gemisavar Güdümlü Mermisinin ihracat potansiyelinin çok yüksek olduğunu söyleyebilirim. Yine TEBER gibi, TRG-300 gibi, ki biliyorsunuz Bangladeş’e en son yapmış olduğumuz ihracatımız vardı. Bangladeş ile beraber bu pazarın da çok ciddi bir şekilde büyümesini bekliyoruz. Aynı zamanda TRLG-230 ve TRLG-122’yi biz AKINCI ve AKSUNGUR gibi SİHA’lardan atılabilecek hale getiriyoruz, inşallah onun da en yakın zamanda testlerini yapacağız. Onlar da SİHA’dan atılabilecek hale geldiğinde Türk SİHA’larını kullanan bütün ülkeler için ürün portföyüne dahil edilecek.
Soru: ROKETSAN’ın Yapay Zekâ konusuna yaklaşımı ve bu alandaki çalışmalarınız, uygulamalar hakkında bize neler söyleyebilirsiniz?
Murat İKİNCİ: Yapay Zekâ, özellikle makine öğrenmesi, görüntü işleme bilgisayarı aslında şu anda bütün savunma sistemlerini etkileyen teknolojiler. Özellikle savunma sistemleri ayağında bu teknolojilerin hepsini birer birer kullanmak zorundasınız çünkü tehditler çok ciddi şekilde yetenek kazanıyor. Bizim akıllı mühimmatlarımızın hepsinde aslında bunlarla ilgili çalışmalarımız var. Birkaç örnek vermek gerekirse mesela coğrafi bölgelerde, GPS’in olmadığı ortamda sadece görüntüden lokasyon bulabilecek teknolojiler var. Yapay Zeka ile kendi koordinat sistemini düzeltebilen sistemler var. Bunların hepsini ROKETSAN olarak özellikle ArGe’ye yapmış olduğumuz yatırımlar kapsamında değerlendiriyoruz. Dediğim gibi ROKETSAN bir teknoloji şirketi ve teknolojinin bu ayağında da yani yapay zekâ, makine öğrenmesi ve görüntü işleme bilgisayarı gibi teknolojilere de çok ciddi yatırımlar yapıyoruz.
Soru: Uzay alanına yönelik sıvı yakıt teknolojisi konusundaki çalışma ve kabiliyetleriniz hakkında bize neler söyleyebilirsiniz?
Murat İKİNCİ: Hatırlarsanız geçen sene yapmış olduğumuz atışlarda kullandığımız sonda roketleri çift kademeli roketlerdi. Katı yakıt, sonrasında da sıvı yakıt. Sıvı yakıt özellikle daha kontrollü olduğu için manevra yapma kabiliyetini kazandırıyor size uzayda. Yani yön verebiliyorsunuz, hızlandırıp yavaşlatabiliyorsunuz, belli açılarda dönebiliyorsunuz, navigasyon sistemlerini yönetebiliyorsunuz. Şu anda bizim kendi geliştirmiş olduğumuz sıvı yakıtlı motoru uzayda test edilmiş oldu. Bu manevraların hepsini başarıyla gerçekleştirdi. Aslında bu bütün platformlarda kullanılabilecek bir ürün haline geldi. Uzaya çıktığımızda, uzayda hareket etmemiz gerektiğinde, herhangi bir görevi yerine gitmemiz gerektiğinde, itki sistemleri, kontrol sistemleri ve navigasyon sistemleri ile bizim kendi geliştirdiğimiz sıvı yakıtlı roket motorunu kullanabiliyoruz. Bu bize teknoloji anlamında uzayda her yöne gidebilecek, uzayda herhangi bir görevi yerine getirebilecek, bir teknolojiyi beraberinde getiriyor. Bu motoru tek başına da kullanmaya da biliyorsunuz, daha büyük bir güce ihtiyacınız olduğu zaman ihtiyacınız olan güce göre 3’lü, 4’lü, 5’li şeklide (Ana Kademe Demetleme Teknolojisi sayesinde motor demeti şeklinde) motorları beraber bir araya getirerek de kullanmaya elverişli bir teknoloji. Şu anda bu tür teknolojileri dünyada da ticari olarak ulaşabilmek mümkün.
Normalde sıvı yakıtlı roket motorunu atmosferi çıktıktan sonra kullanıyoruz ama atmosfer içinde de kullanılmasının önünde bir engel yok. Görevi gereği böyle bir şey istenirse herhalde yan motorlar olarak veya ana motor destek motoru olarak kullanılabilir.
Sıvı yakıtlı motorun ve manevra sistemlerinin özelliği şu üzerindeki valfler ve gaz jeneratörleri sayesinde size hareket kabiliyeti çok yüksek olan bir teknoloji kazandırıyor. Bunun birçok demosunu dediğim gibi biz atışlarımızda gerçekleştirdik.






