Tarih: 01 Şubat, 2026 Güncelleme: 01 Şubat, 2026
Basın Buluşmasında konuşan Savunma Sanayii Başkanı Haluk GÖRGÜN, 2025’in değerlendirmesini ve 2026’nın hedef setini şeffaflık ve veriye dayalı yönetim yaklaşımıyla ele aldıklarını belirterek, sektörün dönüşümünü insan kaynağı, Ar-Ge ve teknoloji yönetimi, ihracat ve uluslararası iş birlikleri ile sanayileşme ve ekosistem ölçekleme başlıklarında dört ana ayak üzerinde anlattı. 2026’da ise Başkan Yardımcılıklarının sorumluluk alanlarına göre net hedeflerin ortaya konacağını ifade etti.
2025’te Dönüşümün Birinci Ayağı: İnsan Kaynağı ve Yetkinlik Dönüşümü
Konuşmasının insan kaynağı bölümünde GÖRGÜN, savunma sanayiinde sürdürülebilir gücün yalnızca platform ve ürün geliştirmekten ibaret olmadığını; bu sistemleri tasarlayan, üreten, test eden ve sahada yaşatan insan kaynağını doğru biçimde yetiştirmenin stratejik bağımsızlığın temel şartı olduğunu dile getirdi. Bu nedenle insan kaynağına yapılan yatırımın, doğrudan stratejik bağımsızlığa yapılan yatırım olarak görüldüğünü kaydetti.
Bu doğrultuda yürütülen yetkinlik dönüşümünün; erken yaş farkındalığından lisans ve lisansüstü kapasiteye, teknik iş gücü altyapısından küresel yetenek rekabetine uzanan bütüncül bir mimariyle ele alındığını belirten GÖRGÜN, yükseköğretim ayağında Yükseköğretim Kurulu ile tesis edilen iş birlikleri kapsamında Savunma Sanayii 101, 102, 401 ve 402 kodlu derslerin teknik ve sosyal bilimler müfredatına entegre edildiğini söyledi. Böylece öğrencilerin üniversite yıllarından itibaren sektöre ilişkin farkındalık kazandığını ve sektör dilini daha erken dönemde edindiğini vurguladı.
İnsan kaynağının yalnızca yetiştirme değil, aynı zamanda keşfetme, yönlendirme ve istihdama bağlama perspektifiyle ele alındığını ifade eden GÖRGÜN, bu çerçevede geliştirilen Savunma Kariyer Platformunun 250 bini aşkın kullanıcıyı 320’den fazla firmayla buluşturarak somut bir istihdam köprüsü kurduğunu; Savunma Gelişim Platformunun ise 68 bin kullanıcıya 735’ten fazla içerik sunarak sürekli öğrenmenin dijital mimarisini oluşturduğunu aktardı. Eğitimden uygulamaya uzanan entegre yapının; Savunma Gelişim Platformu, Savunma Kariyer, MBA ve yüksek lisans modelleri üzerinden bireyden organizasyona yayılan bir dönüşüm hedeflediğini belirtti.
Bu kapsamda Hacettepe Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen Savunma Sanayiinde MBA programının sektörün yönetim ve uluslararası pazarlama kapasitesini güçlendirdiğini dile getiren GÖRGÜN; Ankara Üniversitesi (Enerjetik Malzemeler), Gebze Teknik Üniversitesi (Proje Yönetimi) ve Hacettepe Üniversitesi (Sistem Mühendisliği) gibi yüksek lisans programlarıyla nitelikli insan kaynağı havuzunun daha da genişletildiğini kaydetti. Teknik insan kaynağının niteliği ile sahadaki üretim ve entegrasyon kabiliyeti arasındaki doğrudan ilişkiye dikkat çeken GÖRGÜN, Savunma Sanayii Meslek Yüksekokulu modeliyle sahaya dönük uygulamalar ve modüler içeriklerle ara kademe teknik kapasitenin stratejik niteliğinin artırıldığını söyledi. Enerjetik Malzemeler alanında Kırıkkale, Hitit ve Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversiteleriyle yürütülen iş birliklerini de tamamlayıcı unsurlar olarak işaret etti.
Erken yaş farkındalığı başlığında ise Millî Eğitim Bakanlığı ile hayata geçirilen ELMAS Programı kapsamında 12 ilde 13 lisede savunma sanayiine entegre eğitim modellerinin başlatıldığını, bunun yalnızca teknik beceri kazandırmayı değil; liderlik, vizyon ve değer temelli yetiştirmeyi hedeflediğini belirtti. Ayrıca 890’dan fazla lise öğrencisinin 26 farklı eğitim aracıyla sektörle tanıştırıldığını ifade ederek, bu çalışmanın bir meslek tanıtımından öte aidiyet yolculuğu olarak görüldüğünü vurguladı.
Ortak terminoloji, standart ve kurumsal bilgi üretiminin yetkinlik dönüşümünün sürdürülebilirliği için kritik olduğunu ifade eden GÖRGÜN, Sistem Mühendisliği Kitabı’nın Türkçeye kazandırılmasıyla terminolojik birlik ve akademik standartlar açısından önemli bir boşluğun doldurulduğunu; Savunma Sanayii Akademi öncülüğünde yayımlanan JDSI (Journal of Defence and Security Industry) ile bilgi üretiminin kurumsallaştırıldığını aktardı. Buna ilave olarak 60’tan fazla firmayla oluşturulan Akademiler Birliği aracılığıyla deneyim paylaşımı ve ortak öğrenme süreçlerinin sistematik hale getirildiğini, Savunma Sanayii İnsan Yönetimi Olgunluk Modeli çalışmasıyla da kuruluşlarda insan yönetimi kapasitesinin geliştirilmesinin hedeflendiğini kaydetti.
Konuşmanın bu bölümünde öne çıkan eşiklerden biri ise tersine beyin göçüne ilişkin veriler oldu. GÖRGÜN, 2023’te yurt dışına giden 339 mühendise karşılık yalnızca 47 dönüş varken, 2025 itibarıyla dengenin ilk kez pozitife döndüğünü; 98 giden mühendise karşılık 190 nitelikli uzmanın ekosisteme yeniden katıldığını açıkladı. Başvuru sayılarındaki yaklaşık üç katlık artışı da bu dönüşümün somut göstergelerinden biri olarak değerlendirdi. Eindhoven, Rotterdam, Amsterdam, Köln, Münih, Düsseldorf, Berlin ve Londra’da düzenlenen Yurtdışı Teknoloji ve Yetkinlik Buluşmalarıyla 2.000’in üzerinde nitelikli katılımcıyla doğrudan temas kurulduğunu, Beyin Göçünden Beyin Gücüne temalı çalıştayda ise dönüş motivasyonlarının analiz edildiğini aktardı.
2025’te Dönüşümün İkinci Ayağı: Ar-Ge ve Teknoloji Yönetimi Dönüşümü
Ar-Ge ve teknoloji yönetimi bölümünde GÖRGÜN, 2025’te dönüşümün üç araçla güçlendirildiğini belirtti. İlk araç olarak OTAĞ kapsamında stratejik teknoloji gündeminin ortaklaştırıldığını; 18 kritik teknoloji öncelik alanının belirlendiğini ve yıl boyunca beş teknoloji günü etkinliğiyle 1.900’ün üzerinde katılımcı arasında bilgi paylaşımı sağlandığını ifade etti. Üniversite ayağında 127 üniversite ve 334 araştırma grubuyla ortaklaşma zemininin büyütüldüğünü, oluşan Ar-Ge portföyünün toplam büyüklüğünün 920 milyon dolar ölçeğine ulaştığını kaydetti. OTAĞ çerçevesinde yapay zekâ, haberleşme, ileri malzeme ve güç sistemleri gibi alanlarda dokuz projenin tamamlandığını; üç geniş alan (SAGA) çağrısının yayımlandığını ve NATO’nun inovasyon süreçleriyle entegrasyonu artıran altı faaliyetin gerçekleştirildiğini aktardı. Ayrıca Geleceğin Harekât Ortamını Şekillendirecek Teknolojiler (GHOST) Çalıştayı ile yeni teknoloji ve konseptlerin ortaya çıkacağı zeminin genişletilmesinin hedeflendiğini belirtti.
İkinci araç olarak Ar-Ge’nin sektörle buluşması ve ticarileşme penceresinin güçlendirildiğini söyleyen GÖRGÜN, Ar-Ge’nin prototipte kalması halinde maliyet, ürüne dönüşmesi halinde ise güç anlamına geldiğini vurguladı. Bu nedenle Ar-Ge süreçlerini sanayileşmeye bağlayan mekanizmaların güçlendirildiğini; bunun hem sahada hem pazarda çıktılar verdiğini ifade etti. Bu kapsamda ASELSAN’ın 2025’te Ar-Ge çıktısı olarak envantere kazandırdığı bazı yeni ürünleri ihracata taşıdığını, HAVELSAN’ın ADVENT başta olmak üzere yazılım yoğun Ar-Ge projelerini ihracata dönüştürdüğünü, TUSAŞ’ın 2025 Ar-Ge çıktılarıyla HÜRJET, HÜRKUŞ, ANKA, AKSUNGUR ve KAAN platformlarında ihracat gerçekleştirdiğini belirtti. ROKETSAN’da öz kaynakla geliştirilen sistemlerde imzalanan ihracat sözleşmelerini de Ar-Ge’nin sürdürülebilir ihracat gücüne dönüşmesinin somut göstergeleri olarak değerlendirdi. Ar-Ge portföyünün yapay zekâ destekli komuta-kontrol ve karar destekten elektronik harbe, otonom hava-deniz sistemlerinden ileri malzeme ve üretim teknolojilerine, motor-güç sistemlerinden siber güvenliğe kadar oyun değiştirici alanlarda yoğunlaştığını ifade etti.
Üçüncü araç olarak Ar-Ge yönetişiminin veriyle yönetildiğini belirten GÖRGÜN, Ar-Ge panelleri kapsamında 12 panel, 94 panelist, 27 firma, 2.050’nin üzerinde katılımcı, 87 oturum ve 94 sunumla teknoloji ekosisteminin ortak akıl etrafında buluşturulduğunu aktardı. Bu çizgi üzerinde, 12 toplantı sonunda 94 projenin başlatılması ve 27 alanda SAGA çağrısı yayımlanması yönünde karar üretildiğini; 2025’te ayrıca 14 yeni Ar-Ge projesi imzalandığını, 10 yeni proje başlatma ve bir yeni SAGA çağrısı kararı alındığını ifade etti. Toplam yürüyen ve tamamlanan Ar-Ge proje sayısının 205’e, SAGA proje önerisi sayısının 87’ye ulaştığını açıklayan GÖRGÜN, 2025’te ana fikrin Ar-Ge’yi sonuç değil süreç olarak yönetmek ve teknoloji yönetimini proje yönetimiyle entegre etmek olduğunu vurguladı.
2025’te Dönüşümün Üçüncü Ayağı: İhracat ve Uluslararası İş Birliklerinde Dönüşüm
İhracat ve uluslararası iş birlikleri bölümünde GÖRGÜN, ihracatın yalnızca satış olarak görülmediğini; stratejik etki, sürdürülebilir üretim ve jeopolitik dayanıklılık anlamına geldiğini belirtti. 2025’te bu alanın kurumsal kapasite olarak büyütüldüğünü ifade eden GÖRGÜN, mal ve hizmet ihracatı toplamının 10 milyar doları aştığını, sektörün 2025’te 17,9 milyar dolar tutarında yeni ihracat sözleşmesi imzaladığını açıkladı. Bu sözleşmelerin önümüzdeki yıllarda peyderpey teslim edileceğini ve orta-uzun vadede artış trendinin sürdürülebilirliğini destekleyeceğini vurguladı.
İhracatın ülke sathına yayılmasının önemli bir eşik olduğuna işaret eden GÖRGÜN, 2025’te 58 ilin savunma ve havacılık ihracatı yaptığını; 1 milyon doların üzerinde ihracat yapan il sayısının 21’den 26’ya yükseldiğini kaydetti. Türkiye’nin ilk 100 ihracatçısı içinde savunma sanayii şirket sayısının 17’den 26’ya çıkmasını da yapısal büyümenin bir göstergesi olarak değerlendirdi.
2025’in altın çağ ölçeğinde anlaşmaların imzalandığı bir dönem olduğunu belirten GÖRGÜN; devletlerarası mutabakatla hayata geçen projeler kapsamında KAAN’ın Endonezya’ya, askeri gemi ihracatının Portekiz’e ve HÜRJET’in İspanya’ya uzanan örneklerinin, ölçeğin ve güvenin ulaştığı seviyeyi gösterdiğini ifade etti. Dağınık satışlar yerine stratejik pazar mimarisi kurmanın gerekliliğini vurgulayan GÖRGÜN, şirketlerin kullanıcılarla doğrudan imza atamadığı noktalarda SSB Devletten Devlete Askerî Satış (DEDAS) mekanizmasının devreye alındığını, bu modelin proje geliştirmeden finansmana, teslimattan idameye kadar daha öngörülebilir, hızlı ve güvenli işleyiş sağlayacak şekilde kurumsal çerçeveye oturtulduğunu söyledi.
Yeni sözleşmelerin bölgesel dağılımına ilişkin verileri de paylaşan GÖRGÜN, Asya-Pasifik’te 5,5 milyar dolar, Avrupa’da 5,3 milyar dolar, Amerika kıtasında 3,3 milyar dolar, Orta Doğu’da 2,2 milyar dolar ve Afrika’da 1,7 milyar dolar düzeyinde bir ölçeğin oluştuğunu; 2025’te en çok Avrupalı müttefiklere ihracat yapılmasının güven, birlikte çalışabilirlik ve teslimat kabiliyetinin yansıması olduğunu ifade etti. İhracat kompozisyonunda Avrupa’nın 3,3 milyar dolar, Asya’nın 3,1 milyar dolar, Orta Doğu’nun 1,4 milyar dolar ve Kuzey Amerika’nın 0,23 milyar dolar düzeyinde dağıldığını belirtti.
Uluslararası endekslerin de bu eğilimi teyit ettiğini söyleyen GÖRGÜN, SIPRI verilerine göre Türkiye’nin son 10 yılda bir önceki 10 yıla oranla ihracatını en çok artıran ülke olduğunu, toplam mal ihracatı içindeki payın 2022’de %1,7’den 2025 itibarıyla %3,6’ya yükselmesinin yalnızca sayısal büyüme değil, kalıcı ve sürdürülebilir dönüşüm anlamına geldiğini kaydetti. 2025 boyunca 485 uluslararası iş birliği faaliyeti icra edildiğini, bunların 398’inin program niteliğinde olup toplamın yaklaşık %82’sine karşılık geldiğini belirten GÖRGÜN; IDEF 2025’in 96 ülke ve uluslararası kuruluştan katılım, 52 Bakan/Bakan Yardımcısı, 48 Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanı seviyesinde 202 resmi delegasyonla savunma diplomasisi ile sanayi kabiliyetinin aynı zeminde buluştuğu bir vitrin olarak değerlendirildiğini aktardı. NATO ile inovasyon alanındaki iş birliklerinde ise SPARK ve Multi-Domain Operations Conference faaliyetleriyle sürekliliğin pekiştirildiğini ifade etti.
2025’te Dönüşümün Dördüncü Ayağı: Sanayileşme ve Ekosistem Ölçekleme Dönüşümü
Sanayileşme bölümünde GÖRGÜN, 2025’te sanayileşmenin ekosistem yönetimi olarak ele alındığını; Başkanlığın görevinin yalnızca tedarik süreçlerini yürütmek değil, stratejik yönlendirme, kapasite geliştirme ve teknoloji transferi boyutlarıyla tedarik zincirinin tamamında sürdürülebilir bir yapı inşa etmek olduğunu söyledi. Temel hedefin özgün tasarım ve geliştirme kabiliyetine sahip, uluslararası rekabete açık ve küresel tedarik zincirlerine entegre olabilecek nitelikli yan sanayi yapısını güçlendirmek olduğunu vurguladı.
Bu çerçevede projeler kapsamında yüklenicilere, sözleşme bedelinin en az %21’inin yan sanayi ve KOBİ’lere nitelikli ve katma değerli iş olarak verilmesinin zorunlu kılındığını; yan sanayiye verilecek işlerin en az %70’inin EYDEP sertifikalı firmalar tarafından gerçekleştirilmesini esas alan modelin sürdürüldüğünü belirtti. Sektörün ölçeğine ilişkin güncel kapasiteyi de paylaşan GÖRGÜN, 4.000’den fazla firma, 1.400’ü aşan proje portföyü, 100 binin üzerinde doğrudan istihdam, 20 milyar doların üzerinde ciro ve 10 milyar doların üzerinde ihracat ölçeğine ulaşıldığını ifade etti.
Bu kapasiteyi yönetmek için üç ana araç setinin büyütüldüğünü aktaran GÖRGÜN, yapay zekâ destekli analizlerle stratejik karar destek platformuna dönüştürülen YETEN envanterinde 9 binden fazla ürün ve 4.000’den fazla firmanın kayıtlı olduğunu; EYDEP kapsamında 1.600’ün üzerinde firmanın değerlendirildiğini, 400’ün üzerinde firmaya hibe ve mentorluk sağlandığını ve 85 firmaya fuar/stand/alan destekleriyle dış pazara erişim gücü kazandırıldığını kaydetti. Finansmana erişim tarafında kredi ve leasing modellerinde 900’ün üzerinde başvuru üzerinden 5,7 milyar TL finansman büyüklüğüne ulaşıldığını; ayrıca Savunma Sanayii Yatırım ve Geliştirme Faaliyetlerini Destekleme Programı kapsamında 25 milyon dolar kredi desteği sağlanarak üretim kabiliyeti ve finansal sürdürülebilirliğin birlikte desteklendiğini söyledi. Offset uygulamalarıyla KOBİ iş paylarını artırmaya ve teknoloji/ürün kazanımını süreçlere entegre etmeye devam edildiğini de vurguladı.
2026 Hedefleri: Yetkinlikten Teslimata, Sanayileşmeden Yeni Teknoloji Programlarına
GÖRGÜN, 2026 yılı hedeflerinin Başkan Yardımcılıkları bazında net şekilde ortaya konduğunu belirterek insan kaynağında odak noktasının Millî Yetkinlik Hamlesi’ni kurumsal sisteme dönüştürmek olduğunu ifade etti. Bu kapsamda sektöre özel Sektörel Yetkinlik Ağı’nın hayata geçirileceğini; yetkinlik standardının ölçüm-değerlendirme ve gelişim süreçleriyle birlikte yönetilebilir hale getirileceğini kaydetti. Dijital öğrenme ve kariyer platformlarının daha fazla kullanıcıya yayılacağını, yurt dışındaki yetenekle süreklilik arz eden bağın Beyin Gücü yaklaşımıyla ortak üretim zeminine taşınacağını söyledi.
Havacılıkta 2026’nın platform, motor ve insansız sistemlerde kritik bir eşik olacağını belirten GÖRGÜN; KIZILELMA’nın ilk teslimatının gerçekleştirilmesi, KAAN seri üretim sözleşmesinin imzalanması, gemiden kalkış-iniş kabiliyetine sahip TB3’lerin ilk teslimatı ve yapay zekâ destekli artırılmış faydalı yük kapasitesine sahip TB2T-AI teslimatlarının yapılmasının hedeflendiğini açıkladı. GÖKBEY helikopterine TS1400 motorunun entegrasyonu ile platform üzeri yer testlerinin yapılacağını, HÜRKUŞ teslimatlarının başlatılacağını, MMU Özgün Motor Geliştirme Projesinde PDR sürecinin tamamlanıp CDR sözleşmesinin imzalanacağını ifade etti.
Stratejik sistemlerde 2026 hedefinin caydırıcılığı artıran kabiliyetlerde yüksek adetli teslimatlar ve kritik eşiklerin tamamlanması olduğunu belirten GÖRGÜN; hava savunma ve füze sistemlerinde yüksek adetli teslimatların planlandığını, AKYA torpidosunda seri üretimin başlatılacağını, denizaltılara ATMACA Silah Sistemi yeteneği kazandırılacağını ve muharip gemilerde MİDLAS entegrasyonunun tamamlanacağını söyledi. GİZEM Projesi ile yüksek güçlü lazer silah sistemine sahip ülkeler sınıfına giriş sağlayacak sözleşmenin imzalanacağını; BULUT programında tasarım çalışmalarının sürdürülerek pilot merkezde bulut altyapısının faaliyete geçirileceğini kaydetti.
Sistem/platform kabiliyetleri ve entegrasyon başlığında 2026’da kara, deniz, elektronik harp, radar-sensör ve uzay tabanlı haberleşme alanlarında eş zamanlı ilerleme hedeflendiğini belirten GÖRGÜN; GÖKBAĞI Projesi’nin başlatılacağını, DIRCM teknolojisinde helikopter üzerine entegre edilmiş sistemin envantere kazandırılacağını, ALP-100G ve ALP-300 erken ihbar radarlarından en az ikişer teslimat yapılacağını, KORAL 200’ün envantere alınacağını ve ILGAR-2 teslimatlarının tamamlanacağını ifade etti. ALTAY Seri Üretim Projesi kapsamında 2026’da 10 adet ALTAY tankının üretileceğini ve Kara Kuvvetlerine teslim edileceğini, farklı konfigürasyonlarda 15 adet Orta Sınıf İnsansız Kara Aracının envantere kazandırılacağını söyledi. Deniz kuvvetleri için TCG Muratreis denizaltısının envantere katılacağını, TCG 18 Mart denizaltısının modernizasyonunun tamamlanacağını, yerli füze, radar ve sensörlere sahip 6’ncı MİLGEM gemisi TCG İzmir’in teslim edileceğini aktardı. Ayrıca 4 adet LCT’nin Deniz Kuvvetlerine, 70 adet RHİB botun Kara Kuvvetlerine teslim edileceğini; kamikaze insansız deniz araçlarında yerli geliştirme programı kapsamında sürü kabiliyetinin deniz üzeri gösteriminin yapılacağını belirtti.
Sanayileşme, kalite-test-sertifikasyon, strateji ve Ar-Ge teknoloji yönetimi başlığında 2026 hedefinin ekosistemin sürdürülebilirliğini kalite-test disiplini, sanayileşme finansmanı, stratejik erken uyarı ve yeni teknoloji yatırımlarıyla birlikte yönetmek olduğunu vurgulayan GÖRGÜN; otonomi teknolojilerinde Göksancak ve Yaman projelerinin başlatılacağını, kuantum teknolojilerinde QPU geliştirme projesi ile kuantum manyetometrelerin GNSS’ten bağımsız navigasyon ve denizaltı tespitinde kullanımına dönük proje imzalarının atılacağını açıkladı. Sentetik biyolojide Rekor, tapa teknolojilerinde Korkilit projelerinin imzalanacağını; KARTAL projesinde yerli prepreg sistemleriyle GÖKBEY’de kullanılan kritik parçaların doğrulamalarının tamamlanıp proje kabulünün yapılacağını ifade etti.
Kalite-test ve sertifikasyon tarafında 2026’da KIZILELMA, MİLGEM-7, Yeni Tip Denizaltı, ÖZGÜR, HÜRKUŞ, GÖKBEY, ATAK, BATU, ATMACA, SOM ve benzeri projeler başta olmak üzere 650 heyetli test/kabul faaliyeti gerçekleştirileceğini belirten GÖRGÜN; KAAN, MMU Özgün Motor, HÜRJET, Barış Kartalı Modernizasyonu, Hava SOJ ve ÖZGÜR projeleri kapsamında altı proje için Tasarım/Üretim Organizasyon Onayı denetimi yapılacağını, ayrıca yedi proje için kalite denetimi icra edileceğini kaydetti. Sanayileşme tarafında ise 2026’nın dördüncü çeyreğinde Sanayileşme Çalıştayı’nın düzenleneceğini, 25 milyon dolar kredi desteğinin sürdürüleceğini ve EYDEP kapsamında en az 300 firmanın değerlendirileceğini aktardı.
Strateji ve sürdürülebilirlik tarafında sektörün finansal göstergelerini izleyen Finansal Sağlık Endeksi ve Erken Uyarı Sisteminin 2026 sonunda devreye alınacağını, risk skorlamasıyla kritik firmalar için uygun finansal destek ve rehabilitasyon mekanizmalarının değerlendirileceğini; inovasyon temelli tedarik kılavuzunun oluşturularak en az bir pilot programda uygulanacağını söyledi. Kurumsal ve sektörel etkileşimi güçlendirecek CRM/veri tabanı altyapısıyla müşteri ilişkileri, temaslar ve iş birliği fırsatlarının yönetilebilir bir sisteme bağlanacağını da hedefler arasında saydı.
Kurumsal Gelişim ve Yetenek Yönetimi (KGYY)
Havacılık Sistemleri
Stratejik Sistemler
Sistem/Platform Kabiliyetleri ve Entegrasyon
Sanayileşme, Kalite-Test-Sertifikasyon, Strateji ve Ar-Ge Teknoloji Yönetimi
Kapanış Mesajı: 2026’da Daha Fazla Üretim, Daha Fazla Teknoloji, Daha Fazla İhracat
Konuşmasının kapanışında GÖRGÜN, paylaşılan tablonun 2025’te kurulan dönüşüm mimarisini ve 2026’da bu mimariyi ileriye taşıyacak hedefleri birlikte ortaya koyduğunu ifade etti. İnsan kaynağında yetkinliği büyütmek, Ar-Ge’de stratejik teknoloji üretimini derinleştirmek, ihracatta kurumsal dış açılımı güçlendirmek ve sanayileşmede ekosistemi sürdürülebilir ve dayanıklı hale getirmek istediklerini vurguladı. Türkiye savunma sanayiinin artık yalnızca ihtiyacını karşılayan bir yapı olmadığını; rekabet eden, ihracat yapan, teknoloji üreten ve ittifakların güvenilir paydaşı olan bir güç konumuna yükseldiğini belirtti.
GÖRGÜN, sektöre güvenen ve vizyon koyan Cumhurbaşkanına teşekkür ederek; Başkan Yardımcılarına, vakıf şirketlerinin yönetimlerine, mühendislere, teknisyenlere, KOBİ’lere ve tüm ekosisteme şükranlarını sundu. 2026’nın ülke için daha fazla üretim, daha fazla teknoloji, daha fazla ihracat ve daha fazla stratejik etki yılı olması temennisiyle konuşmasını tamamladı.
Konuşmanın ardından şirket yöneticileri 2025 yılı performans ve 2026 yılı beklentilerini basına değerlendirilirdiler.
TUSAŞ Genel Müdürü Dr. Mehmet Demiroğlu, şirketin 2025 yılı teslimat ve 2026 yılı planlamalarına yönelik yaptığı açıklama da şu konular ön plana çıktı;
Roketsan GM Murat İkinci; ise 2025 yılının ciddi başarılar elde ettikleri bir yıl olduğunu belirterek hem şirketin geçen yılki performansı hem de 2026 yılı öngörü ve planlanan teslimatları paylaştı, öne çıkan başlılar şunlar oldu;
Havelsan GM Mehmet Akif Nacar ise toplantıda şu hususlara değindi;
ASFAT GM Prof. Mustafa İLBAŞ toplantıda şu hususlara değindi;
TEI GM Prof. Faruk Akşit toplantıda şirketin 2025 yılı teslimat ve gerçekleşen ilkler ve 2026 yılı planlamalarına yönelik yaptığı açıklamada şu konular ön plana çıktı;
STM Genel Müdürü Özgür GÜLERYÜZ’ün konuşmasında ise şu hususlar ön plana çıktı;
ASELSAN Genel Müdür Yardımcısı Taylan Sarı, ASELSAN’ın 2025 performansı ve ihracat görünümü ile 2026 yılı hedefleri hakkında şunları paylaştı;
En son söz alan Makine ve Kimya Endüstrisi Genel Müdür Yardımcısı Ümit Kıyak konuşmasında ise şu hususlar ön plana çıktı;