HomeNewsInterviewsAnalysisArticlesIssuesWho We AreEventsContact
``MİLGEM Aslında Bir Meşale İdi, Cayır Cayır Yanan Bir Meşale İdi, Biz O Meşaleyi Aldık Başka Bir Yere Taşıdık!``

``MİLGEM Aslında Bir Meşale İdi, Cayır Cayır Yanan Bir Meşale İdi, Biz O Meşaleyi Aldık Başka Bir Yere Taşıdık!``

12 December 2024 · 14:57
Issue 135
News

140.000m2’si kapalı alan olmak üzere toplamda 1 Milyon m2 genişliğinde bir alan üzerine kurulan ve yerleşkesi içinde 32 ayrı fabrika/atölye yer alan İstanbul Tersanesi Komutanlığı, halihazırda 450 ton’a kadar kaldırma kapasitesine sahip 77 adet farklı kreyni ve 2 adet Yüzer Havuz, 1 adet 300 m uzunluk ve 38 m genişliğe sahip Kuru Havuz ve 1 adet 200 m uzunluk ve 38 m genişliğe sahip Yarı Islak Havuz’dan oluşan gemi havuzlama imkanları ile Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı envanterinde bulunan 168 parça gemi ve deniz aracı ile bunların üzerinde yer alan 1000’in üzerinde sistemin bakım ve idamesinin yanı sıra yeni suüstü harp gemilerinin inşasından da sorumludur. MSB İstanbul Tersanesi Komutanlığı’nın; askeri gemi inşa etmek ve yaşları ne olursa olsun o gemilerin bakım ve idamelerini sağlamak olmak üzere iki ana görev fonksiyonu bulunmaktadır. İstanbul Tersanesi Komutanlığı aynı zamanda gemiler için 3.5 ton ve 3 m çapa kadar sabit kanat açılı pervanelerin imalatını (dökme ve işleme) gerçekleştirebilme imkan ve kabiliyetine sahiptir.

Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Tersaneler Genel Müdürlüğü (TGM) bünyesinde faaliyet gösteren İstanbul Tersanesi Komutanlığı, yerli ve milli imkânlarla D.z.K.K.lığı Dizayn Proje Ofisi (DPO) Müdürlüğü tarafından tasarlanan MİLGEM İSTİF Sınıfı Fırkateyn Projesi’nin ilk gemisi TCG İstanbul Fırkateyni (F-515)’ni %80 yerlilik oranı ile inşa ederek 19 Ocak 2024 tarihinde Türk Deniz Kuvvetleri’ne teslim etmiştir.

MSB İstanbul Tersanesi Komutanlığı halihazırda bir yandan Dz.K.K.lığı Dizayn Proje Ofisi (DPO) Müdürlüğü imkan ve kabiliyetleri ile TF-2000 Hava Savunma Harbi (HSH) Muhribi ve Milli Uçak Gemisi Projelerini yürütürken, diğer yandan da MSB Askeri Fabrika ve Tersane İşletme A.Ş. (ASFAT) Ana Yükleniciliğinde devam eden HİSAR Sınıfı Açık Deniz Karakol Gemileri (ADKG) Projesi ile yine ASFAT ana yükleniciliğinde hayata geçirilen ve Türkiye’nin tek kalemde gerçekleştirdiği en büyük harp gemisi ihracatı olan PAKİSTAN Deniz Kuvvetleri MİLGEM (PN MİLGEM) Projesi altında gemi inşa faaliyetlerinde görev almaktadır.

Tam boyu 149 m, genişliği 21,3 m, su çekimi 5,75 m ve deplasmanı 8.300 ton olması planlanan TF-2000 HSH Muhribi, 2 LM 2500 Gaz Türbini ve 2 Dizel Makina’dan oluşacak CODOG konfigürasyonunda bir Ana Tahrik Sistemi ile donatılacaktır. Deniz Durumu-5’te kısıtsız olarak görev icra edebilecek ve 26 knot sürat yapabilecek TF-2000 HSH Muhribi’nin Ön Tasarımı tamamlanmıştır. Tasarımda yapılan değişiklikler nedeniyle bu yıl yaz aylarında İTÜ ile birlikte yeniden model deneylerinin yapılması planlanmıştır. Tam boyu 285 m, genişliği 72 m, su çekimi 10,1 m ve deplasmanı 60.000 ton olarak planlanan Milli Uçak Gemisi 4 adet LM 2500 Serisi Gaz Türbininden oluşacak COGAG tipi Ana Tahrik sistemi ile donatılacaktır. STOBAR (Short Take-Off But Arrested Recovery yani Kısa Kalkış Yakalamalı İniş) hava aracı kalkış/iniş sistemine sahip olacak Milli Uçak Gemimiz kısıtsız olarak 25 knot sürate erişebilecek ve yakıt ikmalsiz 10.000 deniz mili seyir siasına sahip olacaktır.

22 Nisan 2024 tarihinde gerçekleştirdiğimiz İstanbul Tersanesi Komutanlığı ziyaretimiz sırasında, ADKG Projesi kapsamında inşa edilen ve o tarihte rıhtımda donatım faaliyetleri devam eden AKHİSAR (P-1220)’a MKE ile İstanbul Tersanesi Komutanlığı iş birliği ile geliştirilen 76/62 mm Milli Deniz Topu entegrasyonunun 17 Nisan 2024 tarihinde başarıyla tamamlandığına şahit olduk. PAKİSTAN MİLGEM Projesi’nin ilk gemisi olan ve 23 Eylül 2023 tarihinde teslim töreni düzenlenen PNS BABUR (280) Korveti ise rıhtım bölgesinde TCG İSTANBUL (F-515)’un sancak tarafında aynı iskelede kıçtankara durumda eğitim faaliyetlerine devam ediyordu. PNS BABUR (280), 15 Nisan 2024 haftası içinde 76/62 mm Super Rapid baş top ile suüstü ve hava savunma atışları ile kara bombardımanı faaliyetlerini başarıyla tamamlamış ve isabetli suüstü ve kara bombardımanının yanı sıra ilk atışta hava hedefini de düşürmüştür.

Kuru Havuzda (Taş Havuz) inşa ve donatım faaliyetleri devam eden ADKG Projesi’nin ikinci gemisi KOÇHİSAR (P-1221) ile PN MİLGEM Projesi altında İstanbul Tersanesi Komutanlığı’nda inşa edilen ikinci gemi olan KHAIBAR (282)’ın yakında denize indirilmeleri planlanmaktadır.

ADKG Projesi’nin barındırdığı ilklerden birisi olarak, gemiler, yeni geliştirilmekte olan milli silah ve sensör sistemlerinin sonradan entegre edilmesine olanak sağlayacak şekilde “Yerinde Hazır” (fitted but not with) tasarım konsepti ile inşa edilmektedir. Donatım, entegrasyon ve test faaliyetlerine yoğun bir şekilde devam edilen AKHİSAR’ın Kasım 2024, KOÇHİSAR’ın ise Şubat 2025’te Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na; 25 Kasım 2022 tarihinde denize indirilen KHAIBAR’ın ise Mayıs 2025’te Pakistan Deniz Kuvvetleri’ne teslim edilmesi planlanmıştır.

PN MİLGEM ve ADKG Projeleri kapsamında 300’den fazla firma ile çalışan Askeri Fabrika ve Tersane İşletme A.Ş. (ASFAT), MSB İstanbul Tersanesi Komutanlığı’na yaklaşık 15 Milyon Euro tutarında yatırım yapmış ve Türkiye’de ilk defa İSTİF Sınıfı Fırkateyn (TCG İSTANBUL) da dahil aynı anda 5 gemiyi farklı aşamalarda inşa edebilen bir tersane yapısına kavuşmasına destek olmuştur.

İstanbul Tersanesi Komutanlığı yerleşkesi içinde yer alan ve aynı zamanda PAKİSTAN MİLGEM Projesi Ofisi’ne de ev sahipliği yapan ASFAT Ofisi’ni ziyaret ettik ve ASFAT’ın devam eden deniz programları hakkında ilk elden bilgi almak üzere ASFAT Deniz Programları Direktörü Serdar Ümit TEZEREN ile özel bir söyleşi gerçekleştirdik.

Defence Turkey: Söyleşimize ASFAT İstanbul Tersanesi Komutanlığı (İTK) Ofisi ve Deniz Programları Direktörlüğü hakkında bilgi alarak başlayabilir miyiz? Kaç personel çalışıyor ve kaç proje yürütülüyor?

Serdar Ümit TEZEREN: ASFAT’ın gerek PN MİLGEM ve ADKG projeleri kapsamında inşa ettiği korvet ve daha büyük tipte gemi inşa projeleri, gerekse Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, BOTAŞ gibi kurumların daha küçük tipteki ihtiyaçlarına yönelik temin projeleri, sorumluluğumda bulunan Deniz Programları Direktörlüğümüzce yürütülmektedir. Nispi olarak daha büyük diyebileceğimiz PN MILGEM ve ADKG Projelerine ilave olarak teslimini gerçekleştirdiğimiz 2 adet Yüzer Havuz projemiz ile yüksek sayıda teslimat gerçekleştirdiğimiz karakol botu projelerimiz var. Direktörlüğümüz içinde, Tasarım, Savaş Sistemleri, Planlama ve Konfigürasyon Yönetimi, Teknik ve Proje Yönetim fonksiyonlarının yönetildiği 5 müdürlük bulunmakta ve toplam 119 personelimiz görev yapmaktadır. Personelimizin büyük kısmı, içinde bulunduğumuz ASFAT İTK Yerleşkesinde, Dizayn Müdürlüğümüz İstanbul teknopark Yerleşkesi’nde, az sayıda personelimiz Ankara’da Genel Müdürlük binamızda görev yapmaktadır.

Defence Turkey: Kaçı mühendis?

Serdar Ümit TEZEREN: Çok büyük bir kısmı mühendis. Tekniker arkadaşlarımız var, uzman yetiştirme programı dahilinde üniversitelerden yeni mezun genç mühendis arkadaşlar var. Ekibimizin bir kısmı inşa, donatım, entegrasyon ve test faaliyetleri kapsamında tüm mesaisini gemilerde geçiriyor. Yaptığımız görev itibariyle, Gemi İnşa, Elektrik, Elektronik, Makine, Endüstri mühendisliklerine ve farklı alanlarda teknisyen/tekniker seviyesinde personele sahibiz. Ayrıca, 15 kişilik bir ekibimiz, inşaları devam eden gemilerimizin takibi için sürekli olarak Karaçi’de görev yapıyor. Biz de sıklıkla gidip geliyoruz.

Defence Turkey: Ekibiniz tam olarak hangi faaliyetlerde görev alıyor?

Serdar Ümit TEZEREN: Biz, kendimizi sadece bir proje yönetimi firması olarak görüp, malzemeyi satın aldım, verdim, tersane yapar demiyoruz. Ziyaretiniz esnasında siz de sahada göreceksiniz arkadaşları üzerlerinde tulumlarla. Yani bu 119 kişinin çok büyük bir kısmı sahada. Dolayısıyla bu arkadaşlar bilfiil üretim içindeler, üretimin kontrolündeler. Aslında normal bir tersane faaliyeti yürütüyor gibiyiz. Neden böyle? Çünkü bir hedef var. Biraz da ihtiyaçlar bunu doğuruyor. PN MİLGEM Projesi özelinde konuşursam, özel bir proje ve bir zaman kısıtı içerisinde bitmesi lazım çünkü önemli bir ihracat projesi. Sadece bizim değil tüm savunma sanayimizin, hatta ülkemizin prestiji olarak görüyor ve bunun sorumluluğunu her an hissediyoruz. ADKG Projesi ise Deniz Kuvvetlerimizin acil ihtiyacı olarak, bu nedenle iddialı bir takvim ile başladı. Alışılmışın dışında yüksek sürat ve hassasiyetle yapılması gereken projeler. Bölge ülkelerde, Doğu Akdeniz’de ve Karadeniz özelinde mevcut konjonktürel duruma baktığınız zaman ihtiyacın aciliyetini daha net görebiliyorsunuz. Ekibimizin bir kısmı TSK’nda, daha büyük bir kısmı ise özel sektörde uzun yıllar görev yapmış tecrübeli insanlardan oluşuyor. 6 yıllık bir firma olmamıza rağmen tecrübe ortalaması bizim direktörlüğümüzde 15 yılın üzerinde.  

Defence Turkey: Bu durumun avantajları yanında zorlukları da olsa gerek?

Serdar Ümit TEZEREN: Bunun tabii avantajları var, dezavantajları var. Çünkü o 15 yıl-20 yıllık tecrübeyi herkes farklı yerlerde almış. Ekip ilk defa bir arada çalışıyor. Ekibin çoğunluğu ilk kez burada tanıdığım arkadaşlardan oluşuyor. Dolayısıyla bu personelin uyumu, entegrasyonu kolay bir iş değil. Dolayısıyla hem sahayı kontrol etmeniz hem de üretimi hızlandırmanız gerektiği için yoğun bir personel kadrosuyla çalışmak ve her alana nüfuz etmeniz gerekiyor.

Defence Turkey: MSB bünyesinde bir anonim şirket olarak ASFAT ile İstanbul Tersanesi Komutanlığı arasındaki mevcut iş birliğinin kapsamı hakkında bilgi alabilir miyiz? Tersaneler için gerek personel gerekse teknolojik altyapının iyileştirilmesi bağlamında ne gibi çalışmalar yürüttünüz ve/veya yürütmektesiniz? Mesela PN MİLGEM Projesi’nde Tersanenin alt yapısı yanında işçilerini de kullanıyor musunuz? Nasıl bir iş birliği, nasıl bir süreç işliyor?

Serdar Ümit TEZEREN: Normalde zaten ASFAT Milli Savunma Bakanlığı’nın bir iştiraki, Anonim Şirket. Yönetim Kurulu Başkanımız, Milli Savunma Bakan Yardımcımız. Tersaneler Genel Müdürlüğü ile aynı organizasyon yapısı altında çalışıyoruz. Dolayısıyla aslında arada komplike bir ilişki var. Amaç, devlet imkanlarının, askeri tersanelerin elindeki, kabiliyeti kullanarak, aldığımız projeleri inşa etmeye çalışıyoruz. Bunu yaparken, tabii ki çok uzun yıllardır faaliyet gösteren ve zaman içinde teknolojisi eskiyen veya yaşam ömrünü tamamlayan altyapının modernize edilmesi gerekiyor. Bunu nasıl yapacaksınız? Ya milli bütçeden kaynak ayrılacak ve buraya yatırım yapılacak ya da bizim yaptığımız gibi. Yani bir proje alacaksınız, bu projeyi gerçekleştirirken tersanelerin hem teknik hem personel altyapısını kullanarak projeyi gerçekleştirecek hem de bunun karşılığı olarak tersane altyapısını modernize etmek için bir miktarını yatırım için ayıracaksınız, ondan sonra tersane kabiliyetlerini kullanacaksınız. 

Bir anonim şirket olarak tabii ki ticari kaygıların bizim her zaman göz önünde tuttuğumuz bir şey olduğunu unutmamak lazım. Bizim çok katı bir bütçe yönetimimiz var. Her alım ciddi onay süreçlerinden geçer, nakit akışlarına sürekli bakarız ne yapılıyor, ne ediliyor, sürekli takip eder, geleceğe yönelik projeksiyonlar yaparız. Çok detaylı bir planlamamız var ve kullandığımız ileriye yönelik tahmin metotları var. Dolayısıyla tersanenin iş yükü kapsamında gerekmesi halinde, dışarıdan bulabileceğimiz bir kaynak varsa onu da azami ölçüde kullanarak buradaki üretimi destekliyor böylelikle süreyi hızlandırmaya çalışıyoruz. Şimdiye kadar ne kadar yatırım yapıldı derseniz yaklaşık 15 Milyon Euro'luk yatırım yapıldı diyebilirim.

Ama bu konudaki sürece baktığımızda, buradaki amaç üretimi, üretim yöntemini geliştirmek. Projelerimize devam ederken, aynı zamanda sürekli olarak, bunu mu yapmak lazım yoksa eldeki sistemi bir analiz edip düzeltebileceğiniz, üretimi arttırabileceğiniz, dolayısıyla kapasiteyi arttırabileceğiniz ya da üretim süresini kısaltarak bunu paraya çevirebileceğiniz bir yöntem var mı gibi süreçleri de değerlendiriyor tersane komutanlığı ile paylaşıyoruz. 

Defence Turkey: Yani bunun için sizin Tersanenin işleyişini de öğrenmiş ya da Tersanenin kapasitesi, sahip olduğu teknik altyapı ve sizin projeler için her yıl ne kadar altyapı ve personel tahsis edilebileceği konusunda size kapsamlı bir sunum yapılmış olmalı?  

Serdar Ümit TEZEREN: Kesinlikle. Bu aslında başarılması çok zor bir işti. Ancak, hem daha önce bu tersanede görev yapmış ve iç süreçleri çok iyi bilen personelimizin olması bize destek sağladı. Bundan da önemlisi, Tersane Komutanımızın, tersanenin planlamasının, tersanede görevli askeri personelin ve atölyelerde görevli sivil arkadaşların bu olayı algılaması, burada yapılanın ne olduğunu anlaması, hedefi iyi özümsemesi ve açık fikirli olması bu başarıya katkı sağladı. Burada amaç, tersane personelini maksimize edip gerekli iş gücünü devlete yük olmayacak şekilde dışarıdan sağlayarak işi yapıp bitirip çıkarmak. Şimdi bu modüler bir yapı. Biz buna ‘Hibrit Çalışma Yöntemi’ diyoruz. Çünkü süre ve bütçe çok kısıtlı, Yani her konuda uzun ve derin tartışmalar olur bizde. Bakın birçok odada bu tahtayı görebilirsiniz. Burası Direktör Odası. Yapıyoruz, tartışıyoruz, burada beyin fırtınası gerçekleştiriyoruz. Bu oda genellikle kalabalık olur, herkes gelir fikrini söyler, buraya yazarız, bakarız. Personelimin tecrübesinden süzerek karar veririm. 

Defence Turkey: Programlar Direktörlüğü olarak 2023 nasıl geçti? 2023’te hangi kilometre taşlarını tamamladınız?

Serdar Ümit TEZEREN:: Ben, her iki projenin de başlangıç aşamasında Savaş Sistemleri Müdürü olarak görev yapıyordum. 2019 yılında PN MİLGEM başladığında işimizin zor olacağını biliyorduk, 2020 yılı sonunda başlayan ADKG Projesi ile birlikte takvimi önümüze koyduğumuzda, 2022’nin zor, 2023’ün daha da zor bir yol olacağını değerlendirmiştik.

2022 yılında İstanbul Tersanesi Komutanlığı, tarihinde ilk defa, hatta Türkiye'de ilk defa bir tersanede, İSTİF Sınıfı da dahil, aynı anda 5 gemiyi farklı aşamalarda yapan bir tersane olacaktı. Biri blok inşasında, diğeri havuzda donatımda, diğeri limanda testlerde bir diğeri ise aynı anda seyir tecrübeleri kapsamında seyirde, farklı seviyelerde devam eden 5 gemiden bahsediyorum. Tersane yönetiminin ve kadrolarının açık fikirliliği sayesinde alnımızın akıyla bu noktaya kadar gelebildik. 2023 zor bir yıldı gerçekten ama hem burada hem Karaçi’de hedefler vardı. Biz bu hedefleri yakaladık! 

Defence Turkey: Biraz önce çok sıkı bir bütçe ve takvim ile yüz yüze olduğunuzdan bahsettiniz. Gerek COVID gerekse Rusya-Ukrayna Savaşı sonrası pazarda hem fiyat istikrarı bozuldu hem de siparişlerin teslimat takvimlerinde ciddi uzamalar gündeme geldi. Siz bunu nasıl aştınız?

Serdar Ümit TEZEREN: Şöyle, bizim bir Risk Yönetim Sistemimiz var. Bu mekanik bir sistem değil aslında, bu kafalarda oturmuş bir şey. Bir iş yaparken değerlendirdiğimiz bazı hususlar var. Mesela Pakistan'daki bir olayın geldiğini biz zaten ön görüyorduk. İzliyoruz ne oluyor diye. Bu konuda bizlere destek veren, şirketimizde farklı organizasyonlar ve tecrübeli personelimiz var. İş Geliştirme Direktörlüğümüz, buraya bağlı Strateji Müdürlüğü, Pakistan’da Ülke Müdürümüz, Karaçi’de Proje Koordinatörümüz, Tedarik Direktörlüğümüzün uzmanları bu tip konuları dikkatle ele alıyor. Sürekli bilgi akışı sağlıyoruz. Bunların bizim projelere ne etkisi olabilir? Tedarik ile ilgili olarak mesela biz öyle bir hamle yaptık ki eldeki bütçeye baktık, almamız gerekenleri inceledik. Ortak çıkarlara yönlendirebileceğimiz herkesi zorladık. Uygun planlama ile bahsettiğiniz durumlardan kaynaklı sorunların büyük kısmını bertaraf ettik. Açıkça söylenmese de uygulanan örtülü ambargolardan da etkilendik. Gerek Dışişleri Bakanlığımız gerekse STM gibi paydaşlarımızın çabaları ile çözdük. Ana Tahrik Sistemi (ATS) tedarikinde yaşadığımız sorunları bu şekilde adaptif planlamalar ile sürekli değerlendirmeler ile çözebildik.

Harp gemileri içinde çok sayıda farklı sistemi barındıran komplike platformlar. Bu nedenle çoklu disiplinlerin uyum içinde çalışması gerekiyor. Gemi inşası bir eniyileme problemi değil, önce onu anlamak lazım. Bir şekilde ortak bir noktada buluşmanız gerekiyor. Yani bir şeyi optimize ederseniz olmuyor. Sistemlerin tamamını optimumda tutabilmeniz gerekiyor. Örneğin ben Deniz Kuvvetleri kökenli bir Savaş Sistemleri uzmanıyım aslında. Savaş sistemleri çok iyi olsun deyip bu kısmı en iyilemeye odaklanırsam başka konuları kaçırabilirim. Dolayısıyla bu bakış açısıyla ilerliyoruz. ADKG Projesi’ne gelirsek, orada ATS için bir seçim yöntemi kullanıldı. Belirlenen kriterlerle hem bilimsel hem de ticari olarak 4 alternatif değerlendirildi ve buna göre makine konfigürasyonuna karar verildi. 

Defence Turkey: Tasarımı yaparken de Ana Tahrik Sistemi (ATS)’nin sığacağı yer önceden ona uygun olarak planlandı değil mi?

Serdar Ümit TEZEREN: Tabi tabi. Dizayn süreci spiral bir süreç. Alternatifleri konsept dizayn sürecimize dahil ettik. Sonrasında, yoğun çalışmalar, uzun süren tartışma ve toplantılar gerçekleştirdik. Süreç içerisinde alınan kararlar ve elimize ulaşan veriler ile dizaynı ilerlettik. PN MİLGEM’de, en baştan itibaren sistem belli olduğundan bu süreç daha hızlı ilerledi, elimizde daha kesin veriler vardı. Ancak, ADKG’deki bilinmezlikler ve takvim sıkışıklığı işimizi daha zor bir duruma getirdi. ADKG’de bu kadar süreye varabilmemiz için bunu yapmak zorundaydık. İlk sac kesiminden denize indirme aşamasına 17 ayda geldik ve sadece çelikle gelmedik. Geminin içerisine giderseniz neredeyse %80 ekipmanın yerinde olduğunu göreceksiniz. Şu ana kadar 40’dan fazla elektrik panosunun testi yapıldı bu kadar kısa sürede. Çünkü elektrik kabloları bağlıydı, etiketleri yerindeydi. Bir sonraki adımı planlıyoruz diyorum ya işte işlerimizi ona göre hareket ederek yapıyoruz.

Bu şekilde çalıştığımız için, ana makinanın ne zaman gelmesi gerektiği bizim için net, bir aralık var yani. Dişli kutusunun ne zaman gelmesi gerektiği bizim için net. Oynayabileceğimiz artı eksi süreler var ama bir yerden sonra diğer tüm süreçleri de etkileyen, geri dönüşü zor, takvimi zora sokan değişikliklere sebep oluyor. Dolayısıyla biz üretim yöntemimizi değiştirerek, dizaynında her şeyi önden yerleştireceğim, önden bitireceğim diyerek ADKG Projesi’ne başladık. Sanırım 60’tan fazla toplantı yapıldı sırf yerleşimler için. Tek tek, bölge bölge yerleşim planlaması yapıldı ve biz blokları üretmeye başladığımızda ‘foundation’ları üretmeye başladık. Bloğu ters çevirip dışarı alıp ara istasyona getirdiğimizde, boya öncesinde sıcak işlemi bitirecek şekilde, perde geçişleri bitirecek şekilde onları o ara istasyonda donattık. Sonra bloğu böyle aldık, boyaya soktuk. Boyadan çıkartıp kızağı almadan önce ekipmanları içeri aldık. Daha detaylı bir ifade ile, titreşim, darbe sönümleyicilerin yerleri belli, delikleri delinmiş, hatta üstüne konmuş şekilde içeri aldık. Ekipman da zarar görmesin diye bezle sarılmış, üzerine kutu geçirilmiş. Birçok bloğumuz bu şekilde kalktı. Dolayısıyla makinanın ne zaman gelmesi gerektiği bizim için belliydi. Dolayısıyla bu da bir parametre olarak belirlendi. Açık bir ifade ile, ilk planlamamız esnasında tüm parçaları aynı firmadan alma kararı verseydik bunların hiçbirini gerçekleştiremezdik. Üretimin olgunluğu, iyi ve detaylı planlamadan geldi.

Ayrıca, zamandan kazanmak için bloklar üçerli şekilde yapıldı. Bu da önemli. Yaşadığımız tecrübelerin hepsini bu projeye aktardık. Müteakip projelerde, bunu daha da fazla yapmak istiyoruz. Mesela bir grup yapılabildi. Ara istasyonun önündeki alanı da boşaltıp orada daha fazla bloğu, üçlü bloğu, altılı blok yapacaktık aslında, Altılı bloğu, üstü altılı komple mahaller çıkacaktı, dolayısıyla mahal mahal yapacaktık ve böyle mesela 4 parçada gemiyi yerine kaldıracaktık. Düşüncemiz oydu aslında. Bir tane üçlü bloğu yapabildik o şekilde. Geri kalanları ikili ve tekli olarak kaldırmak zorunda kaldık. Sonuç olarak Cumhurbaşkanımızın önünde donatılmış, içinde ekipmanları olan, boyanmış, kablo yolları yerinde, belli kısımlar izole edilmiş üçlü bloğu kaldırıp ilk defa donatılmış mega blok olarak kızağa koyduk. O tören öyleydi. Daha da hızlandırabiliriz. Üretimi daha da verimli hale getirebiliriz. Altyapımız buna uygun, dizayn tecrübemiz buna uygun, üretim tecrübemiz buna uygun. 

ADKG Projesinin belki de en büyük başarılarından birisi, 3 – 3,5 ayda bütün satın alma sözleşmelerini bitirmemiz oldu. Yani proje başladı, avans alındığında, kum saati vardı kum saatini çevirdik ve dedik ki miat şu tarih, bu tarihe kadar her şey bitecek, aksi takdirde gecikiriz. Bu süreç, tabii ki topyekûn bir süreç, içinde sözleşmeler, lojistik, satın alma, tedarik gibi fonksiyonları içeren bir süreç. Gemi başına 310 firmayla çalışıyoruz. Onların sağladığı ekipmanları, malzemeleri düşünün, testi, teslimi, depolanması, gemiye sevk edilmesi… Karmaşık bir süreç…

Defence Turkey: 310 tane firma ADKG için mi? 

Serdar Ümit TEZEREN: PN MİLGEM için 310 tane firma var, ADKG için de muhtemelen aynı civardadır. Yani ortalama hep aynı. 300’ün altına düşmez genelde. Özellikle Savaş Sistemleri konusunda, alt sistemleri uygun şekilde gruplayıp vakıf şirketlerimizle çalışmamıza rağmen, alt yüklenici sayımız genellikle bu civarda. 

Defence Turkey: Peki ADKG’lerde Ana Tahrik Sistemi’nin entegrasyonunu da siz mi yapıyorsunuz?

Serdar Ümit TEZEREN: Entegrasyon konusunda, bütün dizaynı MAN ile beraber biz yaptık. Biz akışla ilgili sorunlar, aşırı kaynak gerektiren alanlar, titreşimle ilgili sorunlar yaşanmasın, şaft sarkması, pervane sarkması gibi olumsuzluklar olmasın diye ADA sınıfı korvetlerdeki duruma kıyasla tasarımda bazı değişiklikler yaptık. Mesela tüp açıları farklı, arkada I-braket yerine 2 tane A-braketimiz var. Öğrenilmiş farklı dersler ve o derslerden çıkardığımız, kendi yaptığımız analizlerde çıkan bazı sonuçlar var. Ona göre değişiklikler yaptık. Modellemelerini yaptık, pervanelerin hepsini burada İTÜ’de yaptık hepsini. Örnek pervane getirdik. O pervane yok şu anda Türkiye'de mesela.

Defence Turkey: Kompozit mi metal mi?

Serdar Ümit TEZEREN: Metal malzeme. Biz bunu alıp İTÜ'de kullandık. Bunu diğer firmaların hiçbiri vermiyor. Biz bunları şart koştuk. Onun için ayrı bir sözleşme yaptık ana sözleşmeyi bağlamasın diye. Makinada belirlediğimiz malzemeler için dedik ki biz bunu Türkiye'den alabiliyoruz, dolayısıyla bunları MAN kapsamından çıkarıyoruz. Dolayısıyla ADKG’nin makinaları erken geldi ama biz makinanın her parçasını o firmadan alsak erken gelmeyecekti.

Defence Turkey: ADKG tasarımında başka değişiklikler de gündemde midir? 4 ayrı versiyon için tasarım çalışması yapıldığından bahsedilmişti?

Serdar Ümit TEZEREN: Aslında, geminin değişmesini istediğimiz yerleri olduğundan Deniz Kuvvetlerimiz ile alternatifleri görüştük, MİLGEM kabuğu yerine başka kabuk kullanmayı önerdik, Dış kabuğu değiştirmeme kararı aldık ama içini, perde yerleşimi dahil, her şeyiyle değiştirdik. Ağırlığı, altyapısı, makina sistemi değiştirildi. Yani sistem derken markadan bahsetmiyorum. Bu gemilerde elektrikli tahrik var. Oradaki savımız da şuydu. Yaşanan arızaları, özellikle düşük güçle çalışmaya bağlı makine arızalarını inceleyip geminin operasyonel aralığına göre Deniz Kuvvetleri ile karşılıklı anlaştık. Bu aralığa sığacak elektrik motoru ilerleme teklifinde bulunduk. Bütün alternatiflerin de elimizdeki forma sığıp sığmayacağı konusunda çalışmaları yapıldı.

Bütün makine sistemleri, 4’lü makina, elektrikli tahrik, yakıt harcamalarından, çalışma saatlerine kadar hepsini tek tek çıkartıp, bakım sürelerine, işletme maliyetlerine, ağırlık dağılımları, ağırlığın etiklerine kadar tüm detayları sunduk ve karar vermelerini istedik. Hatta yedek parça fiyatlarına kadar analiz ettik.

Dolayısıyla gerçekten detaylı bir çalışma yapıldı. Sonrasında, ADA Sınıfı boyutundaki bir gemiye hava savunma füzeleri ekleyebileceğimizi gösterdik. Gaz Türbini çıkarttık, arayı açtık. Oraya bir sistem yerleştirdik. Şimdi diyoruz ki biz bunun çok daha fazlasını yapabiliriz. Radar Kesit Alanı hesaplayabiliyoruz, doğrulayabiliyoruz. Teorik yaptığınızı pratikte de kontrol edebilirsiniz, bina ile ilgili belirli bazı değişiklikler yaparak, yerini değiştirerek bu gemiyi çok daha ağır silahlı hale getirebiliriz. Yani korvet boyutundaki bir gemiye fırkateyn silah yükü yükleyebiliriz. 16 tane hava savunma füzesi koyabiliriz. Hatta bir versiyonunda 32 tane hava savunma füzesi var. Tabii çok büyük değişikliğe sebep oluyor. Hatta formu da değiştirsek daha da rahatlayacağız ama sorun değil. Altı aynı tutacağız diyoruz, üst tarafı bozuyoruz.

Defence Turkey: Geminin boyu uzamıyor mu?

Serdar Ümit TEZEREN: Hayır uzatmıyoruz, formu değiştirmeden yapıyoruz. 

Defence Turkey: Boyu artırmadan hava savunma füzesi mi takıyorsunuz?

Serdar Ümit TEZEREN: Evet, koyuyoruz. Sunduğumuz tasarım örneklerinden bir tanesi bu şekilde. Oldukça ağır silahlar. 

Defence Turkey: Ağırlığı arttığı için ATS’de bir değişim planlandı mı?

Serdar Ümit TEZEREN:: Sürate bakılıyor. Stabilite, yük dağılımı ve mukavemet çok önemli. Tamamı, yani ön hesapların tamamı her versiyon için koşuldu. Zaten o yüzden diyorum hani ayaklarımız yere basarak hareket ediyoruz diye.

Defence Turkey: Peki bu tasarımları ihracat pazarı için de sunabiliyor musunuz? 

Serdar Ümit TEZEREN: Tabii ki sunuyoruz. Zaten oradan çıkan 3600 Serisi (AS 3600 Refakat Fırkateyni) var mesela. O daha büyük bir seri. Daha başka ülkelerin ihtiyaçlarına göre hazırlanmış bir tasarım. O bir ülkenin bize gönderdiği bir ihtiyaç tanımından çıkan bir tasarım. Biz dedik ki bu gemiyi bu hale getirebiliriz ve istedikleri silahları koyabiliriz. Onlar tabii yabancı menşeli silah kullanmak istiyorlar. Biz bu silahları öneriyoruz. Hatta tabii bu silahlarla teklifimiz daha ucuz. O silahlarla teklifimiz daha pahalı. Ve bununla ilgili her türlü lojistik desteği sağlayacağımızı da taahhüt ediyoruz. Yani tıpkı Karaçi’ye Pakistan'a sattığımız desteği o sistemler için dahi, bizim yerli firmaların sağladığı sistemler için dahi biz kendimiz özel sözleşmeler yaparak sorumluluğu doğrudan biz alarak, yani aslında baktıkları zaman karşılarında, bir Anonim Şirket olmasına rağmen devlet bağlantısı bulunan dolayısıyla devletten devlete sözleşme yapabilen bir şirket var. Bu durum onlar için de güven veren bir şey oluyor. Biz size bunu doğrudan sağlayabiliriz diyoruz. Tabii ki bir silah ailesi var, ama karşı taraf böyle 6 gemi, 8 gemi alıyorsa birdenbire aile de değişiyor hiç merak etmeyin. Sizin ne verdiğiniz önemli. Bizim de amacımız milli ürünlerimizi de bir şekilde dışarı satabilmek. Dolayısıyla burayı da hedeflemek zorundayız. Kaynaklarımız kısıtlı, o yüzden oyunu düzgün oynamamız lazım.

Defence Turkey: ADKG’ler yeni geliştirilmekte olan milli silah ve sensör sistemlerinin sonradan entegre edilmesine olanak sağlayacak şekilde “Yerinde Hazır” (fitted-for but not with) tasarım konsepti ile inşa edilmekte. Peki yerinde hazır yaklaşımında gemilerin Savaş Harekat Merkezi de gelecekteki büyümeye uygun şekilde hazırlanıyor mu? Yani yeterli sayıda Operatör Konsolu, data link altyapısı planlandı mı?

Serdar Ümit TEZEREN: Hepsi ona göre. Sistemlere ilişkin teknik verilerin tamamı elimizde var. Tüm konsol, kablo yolu, güç, soğutma gibi ihtiyaçlar, sistemler gemideymiş kabul edilerek yapılıyor. Link-11, Link-16 ve Link-22 data link sistemleri olacak. Bu gemi üzerinden korvet, fırkateyn ve benzer tipteki gemilere evrilmek bizim için daha kolay olacak.

Defence Turkey: 2024 yılına ilişkin hedef ve beklentileriniz üzerine neler söylemek istersiniz?

Serdar Ümit TEZEREN: 2024 de bizim için yoğun bir yıl. PN MİLGEM açısından planladığımız faaliyetler devam edecek. Teslim ettiğimiz PNS BABUR’ü takip etmemiz bizim için çok kritik, önemli bir şey. Onu yakından takip ediyor olacağız. ADKG kapsamında AKHİSAR’ın Liman Kabul Testine (HAT) başladık, yakın zamanda deniz testleri de başlayacak ve teslimini sene sonunda yapmayı hedefliyoruz. KOÇHİSAR’da da test faaliyetleri devam edecek. Paralel olarak, ihracat odaklı iş geliştirme faaliyetlerimiz, bunlara bağlı ön dizayn ve teklif hazırlıklarımız yoğun bir şekilde devam ediyor.

Defence Turkey: Pakistan ile Türkiye arasında 6 Eylül 2018 tarihinde imzalanan sözleşme ile ASFAT Ana Yükleniciliğinde hayata geçirilen ve 11 Mart 2019 tarihinde yürürlüğe giren mali boyutu o tarihlerde ABD$1.5 Milyar olarak açıklanan Pakistan Deniz Kuvvetleri MİLGEM Korvet Projesi (PN MİLGEM)’nde gelinen son durum hakkında bilgi alabilir miyiz? 7 yıllık takvime sahip olan ve toplamda 20 kilometre taşından oluşan Proje kapsamında geride kalan 5 yılda hayata geçirilen kilometre taşları ve Pakistan Deniz Kuvvetleri tarafından BABÜR Sınıfı olarak adlandırılan Korvetlerin dördüncüsü 2025 yılında mı teslim edilecek?

Serdar Ümit TEZEREN: 7 yıllık takvime sahip olan PN MİLGEM Projesinde 20 tane kilometre taşı var. 16 kilometre taşı 2023 yılı itibariyle tamamlanmış oldu ve bu 16 taneden 15’i planlanan zamanda tamamlandı. Karaçi’de olan 16’ıncı hedefin ise sadece 4 aylık bir sapması var. O da Pakistan’ın çok ifade etmek istemediğimiz yaşadığı sıkıntılardan kaynaklı. Siyasi değişiklikler ve doğal afetler yaşandı. Ona rağmen beklenenden daha az bir gecikme var, yani 16 kilometre taşı hedeflenen tarihlerde tamamlandı. Bunların tamamı, COVID-19 Pandemisi, global sac tedarik sorunu, CuNiFe boru imalatının durduğu, fabrikanın paslanmaz malzeme üretimine ara verdiği bir ortamda başarıldı. 

PN MİLGEM’in dördüncü gemisi 2026 yılında teslim edilecek. 

Defence Turkey: Atış testlerini orada mı yapacaksınız?

Serdar Ümit TEZEREN: BABUR için top atışını burada yaptık. İsabetli suüstü ve kara bombardımanı atışları gerçekleştirdik. İlk atışta hava hedefini düşürdük. KHAIBAR için de benzer şekilde top atışlarını burada yapacağız. SAM ve SSM atışları ile Pakistan’da inşa edilen gemilerin top atışları ise Pakistan’da yapılacak. 

Defence Turkey: ADKG’lerin ikisi de denize indirildi, ikisinin teslimatı da yine 2024 yılında mı gerçekleşecek?   

Serdar Ümit TEZEREN:: AKHİSAR’ı 2024 sonunda teslim edeceğiz. KOÇHİSAR’ı ise 2025 yılı ilk yarısında teslim etmeyi planlıyoruz.

Defence Turkey: BABÜR Sınıfı Korvetler ile DzKK hizmetindeki ADA Sınıfı Korvetler arasında başlıca ne gibi benzerlik ve farklılıklar söz konusu? 

Serdar Ümit TEZEREN: Öncelikle şunu açıkça ifade etmem gerekir ki MİLGEM Projesi aslında bir devrim. Sadece gemi inşa etmek anlamında değil, savunma sanayisi için kendine güven anlamında bir devrim. Benim gemilerde çalışmaya başladığım 1998 yılı ile bugün geldiğimiz durum karşılaştırılabilir değil. MİLGEM’in tüm sanayimize verdiği güven ile bugün tüm sensör, silah ve platformlarını kendi yapar bir ülke haline geldik. Gemiye dönersek, MİLGEM çok özel bir gemi. Çok olağanüstü şartlarda, olağanüstü emeklerle, olağanüstü çabalarla yapılmış bir gemi. Biz, üzerine bir şey koyabilmeyi ancak kendimize başarı olarak görüyoruz. MİLGEM aslında bir meşale idi, cayır cayır yanan bir meşale idi, biz o meşaleyi aldık başka bir yere taşıdık. Nasıl taşıdık? Kendimize yaptığımız bir gemiyi başkasının kullanacağı şekle çevirdik. Bazen bizi üzecek cümleler duyuyoruz. ADA Sınıfı Korvet olarak başlayan proje, 9 metre uzayarak 108 metrelik bir gemi haline geldi, boyu ve eni değişti geminin. Buradaki dizayn sürecimiz, hiç tanımadığımız, verilerinin çok geç ulaştığı silah sistemlerinin ve yeni sensör sistemlerinin dahil edilmesi sebebiyle çok emek ve gayret gerektiren bir süreçti. Emin olun ADA Sınıfı Korvetlerin çok farklı bir varyantı. Yani bütün analizler, patlama hesapları, model deneyleri, tüm mühendislik hesapları, her şey sıfırdan yapıldı. 

İşin zor yanı ise şuydu. Kendi Kuvvetinizin ihtiyaçlarını anlayabilirsiniz, ama karşı tarafın İngiliz standartlarına göre olan sistemini anlayıp sizin olmayan silahları, ki önce Çin silahlarıydı, sonra MBDA ve Leonardo’ya döndük, bunların kullanım konseptlerini anlamanız zaman alıyor. Onları da alıp buna entegre ediyorsunuz. Böylelikle başka silahları da, başka sistemleri de gemiye entegre edebileceğimizi göstermiş olduk. Sadece biz değil, HAVELSAN, ASELSAN, METEKSAN Savunma gibi birçok firma gösterdi. Buradaki kabiliyet çok büyük. Türkiye’nin aslında taşlar doğru yerlere konulup oyun doğru kurulduğunda, hedefler doğru tariflenip düzgün anlatıldığında iyi bir yönetim ve planlama ile başaramayacağı hiçbir şey yok. Silah ve sensör üreticilerimiz, dizayn firmalarımız, platform sistemlerini temin ettiğimiz firmalar o kadar yetenekli, bilgili ve tecrübeli ki. Bundan da önemlisi istekliler. Bunların sürekliliğini sağlamamız bizim için bir görev olması lazım. Dolayısıyla biz o meşaleyi aldık ve yurt dışına satacak noktaya getirdik. 

Gemiyi sadece teslim etmeyi değil, ellerinde bulunan ABD, Avrupa ve Çin menşeili gemiler içinde parmakla gösterilmesini, operasyonel kalmasını hedefliyoruz. Bu gemi, ASFAT’ın değil Türklerin yaptığı gemi olarak isimlendirileceği için sorumluluğu omuzlarımızda daha ağır hissediyoruz. İşte bu meşalenin yanmaya devam etmesini sağlamak, misyon burada. Her toplantımızda, bunu bu şekilde konuşuyoruz, diyoruz ki kalite ve takvimden feragat edemeyiz. Bu nedenle de her soruna bir çözüm yaratarak ilerlememiz gerekti. Çok yorucu ama sonu çok keyifli. Pakistan bayrağı çekildiği gün gerçekten çok gururlandık. 

Defence Turkey: O zaman şöyle diyebiliriz, ASFAT’ın doğuşuyla başlamış olan PN MİLGEM Projesi aslında bir bakıma ASFAT’ın kurumsal yapısının (Go-Co) rüştünü ispatladığının çelikleşmiş bir ifadesidir. 

Serdar Ümit TEZEREN: Evet, doğru. Şunu düşünün, bunu yaparken ERP’yi kuruyorduk. Şu an bütün sistem ERP’de. Ben ekranı açtığım anda ADKG 2 bu hafta ne durumda diye bastığım anda veriler canlı. Dizayn ne durumda, kaç resim yapmışlar? Veriler canlı. Bugüne kadar ne kadar harcamışım, hangi firmalara ne kadar ödemişim ne kadarı geç gelmiş? Veriler canlı. Bu data burada var ve buradan çekiyoruz. 

Defence Turkey: ERP Sisteminden biraz bahseder misiniz? Yazılımı yerli mi? Ağ altyapınız hakkında neler söyleyebilirsiniz?  

Serdar Ümit TEZEREN: Yerli yazılım. Bizim ihtiyaçlarımıza yönelik olarak süreçle beraber geliştirildi. Kendi içimizde güvenli kırmızı ağımız var. İşleyişi sağlayacak yazılım ve donanım altyapımız sağlam teşkil edildi.

Defence Turkey: Peki PN MİLGEM sonrası ihracat boyutunda bir sonraki hedefiniz nedir?

Serdar Ümit TEZEREN: Belirttiğim gibi, Deniz Kuvvetlerimizin yaktığı meşaleyi MİLGEM’den aldık, PN MİLGEM’e taşıdık. Bizim için hedef buydu. Şimdi bu meşalenin yandığını doğrulamamız lazım. BU kapsamda, iş geliştirme faaliyetlerimiz devam ediyor. Suudi Arabistan Fırkateyn Projesi kapsamında yoğun çalışmalarımız var. Pazar ülkelerin ihtiyaçlarını takip ediyoruz, buna göre ön tasarım çalışmalarımızı gerçekleştiriyor ve hazırlıklarımızı buna göre yapıyoruz. Bugün Pakistan ile stratejik iş birliğinde bulunan ülkeler, dost ve kardeş ülkeler gidip Pakistan’a soruyorlar. Yani bunlar resmi olarak gidiyorlar. Örneğin, Suudlar bizden habersiz projenin yapılıp yapılmadığını görmeye gitmişler. Pakistan Deniz Kuvvetleri Komutanı ile de görüşmüşler. Biz bunu ziyaretten sonra öğrendik. Orada ASFAT’ın hakikaten iş yapıp yapmadığını, malzemelerin bütün ekipmanların vaktinde gelip gelmediğini, Karaçi’de neler yapıldığını gezip görmüşler. Onları gördükten sonra zaten bizim buraya geldiler, burayı da ziyaret ettiler. Yani ülke dışında iş yaptığınız zaman diğer ülkeler de, dost ülkeler de görüyor bunu. Gidip bir de araştırıyor, yerinde bakıyor. Doğrulamışlar, hakikaten yapılıyor mu evet yapılıyor. Hatta işin içinde şu anda dizayn ‘know how’ transferleri de var. Dolayısıyla bu açıdan bakarsanız ürün artık kendi kendini satmaya başlıyor. Ama bunun için gemiyi operasyonel tutmak zorundayız. Bu sayede yeni ihracatlar olabilir. 

Defence Turkey: PN MİLGEM Korvet Projesi kapsamında ASFAT olarak BABÜR Sınıfı Korvetlerin Pakistan’da bakım ve tutumunu yapabilecek altyapının geliştirilmesi, Karaçi Tersanesi ve Mühendislik Fabrikası (Karachi Shipyard & Engineering Works/KSEW) personelinin Türkiye’de eğitilerek yeni ve modern gemi üretimi yapacak eleman yetiştirilmesi ve Karaçi Tersanesi’ne teknoloji transferi çalışmaları hakkında bize neler söyleyebilirsiniz?

Serdar Ümit TEZEREN: Bildiğiniz gibi PN MİLGEM Projesi 2 geminin burada, 2 geminin ise Karaçi’de inşa edilmesini kapsıyor. Pakistanlı kardeşlerimiz buraya eğitime geldiler. Hem teorik eğitim var hem de uygulamalı eğitimler gerçekleştirdik. Yani OJT (on job training) kısaltmasıyla bilinen iş başı eğitimleri aldılar.

Dizayn, sistemlerin kullanıcı ve bakım eğitimlerini de dahil edersek toplamda 3.000’in üzerinde Pakistanlının eğitim için gönderildiğini söyleyebilirim. Ayrıca, oradaki belli bazı işler için buradan bir ekip gitti. Uygulamayı birebir orada görsünler ve orada devam etsinler diye buradaki ekiple oradaki ekip birleştirildi. 

Ayrıca, PN MİLGEM Projesi, kendi içinde ortak bir fırkateyn tasarımını (JİNNAH Sınıfı) da kapsıyor, bu amaçla 2 personel Teknopark’taki ofisimizde sürekli olarak görevli. 

Defence Turkey: JİNNAH Sınıfı Pakistan’ın Türkiye ile birlikte ilk özgün muharip gemisi olacak aynı zamanda.

Serdar Ümit TEZEREN: Doğru. Aslında onun tasarımı buradaki ekibin kontrolünde yapılıyor. Konsept Tasarım Fazı bitti, Ön Tasarım Fazı bitti. Şu an Detay Tasarım Fazı’nın Fonksiyonel Tasarım Aşaması’ndayız, yani üretim tarafına geçmeden bütün fonksiyonel işleri tamamlayacak şekilde çalışmalar devam ediyor. 

JİNNAH Sınıfı Fırkateynin IP hakları ortak. Dolayısıyla biz de birisine satabiliriz, onlarla da yapabiliriz. Bizdeki üretim tecrübesini de proje yönetimi açısından görüp uygulamak istiyorlar. Çünkü burada projeyi biz yönettiğimiz için o tarafa çok fazla girdileri yoktu.  

Sorunuzda da dikkat çektiğiniz BABÜR Sınıfı Korvetlerin Pakistan’da bakım ve tutumunu yapabilecek altyapının geliştirilmesi konusuna gelirsek, PN MİLGEM Projesi altındaki bir diğer offset projemiz de aslında ‘PN Repair Setup’ dediğimiz yani aslında onlara gemilerin oradaki bakım tutumunu yapabilecek, belli bir bakım tutum seviyesi kabiliyeti kazandırmak. Bu kapsamda elektronik sistemlerin bakım tutumu, 76 mm topun bakım tutumu ve overholü, dizel makinaların bakım tutumu, EH sisteminin testleri, geminin kendi tekne boru ve platform sistemlerinin bakım tutumuyla ilgili kabiliyetler kazandırılacak.

Defence Turkey: O zaman bu standart bir gemi satışının çok ötesinde?

Serdar Ümit TEZEREN: Tabii. Çok çok farklı, projenin içinde bir sürü proje var. Aslında bir aşaması daha var, son aşaması. O kontrat dahilinde değil, ayrı bir kontrat olarak yapılacak. Onun için ilk geminin oraya varmasını bekliyoruz. Halihazırda karşılıklı görüşüyoruz. Biz orada bir depo, bir merkez kurmayı düşünüyoruz. Bu depoda gemilerin periyodik bakımlarda değişmesi gereken ömürlü malzemeleri yer alacak. Bunun altyapıları yapıldı. Pakistan ekibimizde 14 arkadaşımız var diyoruz ama 1-2 tane de Pakistan Donanmasından emekli personelimiz var. Bu arkadaşlar oradaki hem garanti işleriyle ilgili hem de bu tür işlerle ilgili olarak altyapının kurulmasıyla ilgili girdi yapıyorlar. Aynı dili konuştukları için ihtiyaçları ve karşı tarafı daha iyi anlıyorlar. Çünkü ilk hedefimiz gemiyi operasyonel tutmak. Bunu sağlayacak altyapının da şimdiden taşlarını diziyoruz.

Defence Turkey: ADA Sınıfında DH36 gemi inşa çelik sacı kullanılıyordu. Yine aynı malzeme mi? 

Serdar Ümit TEZEREN: Evet, yine aynı. 

Defence Turkey: ADKG’de de yine aynı mı?

Serdar Ümit TEZEREN: Tabii, AH ve DH karışık kullanılıyor. Şimdi DH ile ilgili artı yanlar, eksi yanlar var. Ama aynı malzemeler kullanıldı. Tedarik olarak da sac konusunda hem yurt dışı hem de yurt içi tedarik yapıldı. Bunların sevkiyatlarının tamamı ise burada yapılıyor. Yani bayağı bir gemi sevkiyatımız var oraya. Bazı malzemeleri karadan göndermeyi denedik ama her şeyi gönderemiyorsunuz, bazı problemler oluyor.

Defence Turkey: Serdar Bey, bu güzel söyleşiye vakit ayırdığınız için teşekkür eder çalışmalarınızda başarılar dileriz.

Serdar Ümit TEZEREN: Ben teşekkür ederim