TÜBİTAK SAGE`nin Önceliği Türkiye`nin Savunma Sanayi Ürünlerinde Bağımsız Olması

Defence Turkey: Söyleşimize başlarken, TÜBİTAK bünyesindeki Savunma Sanayii Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü (SAGE)’nin kuruluşu, amaç, vizyon ve çalışmaları hakkında bilgi alabilir miyiz?
Gürcan OKUMUŞ: 1960’larda başlayan Kıbrıs olayları, savunma sanayiinde yurt dışına bağımlı olmanın zorluklarını Türkiye’ye derinden hissettirmiştir. Bu bağımlılığı gidermek savunma teknolojilerinde Türkiye’yi bağımsız kılmak ve kendi özgün ürünlerini geliştirmek amacıylaTÜBİTAK’ın bir enstitüsü olarak savunma sanayi alanında AR-GE yapmak üzere 1972 yılında TÜBİTAK SAGE kurulmuştur.
TÜBİTAK SAGE “TSK ve Savunma Sanayiine, küresel ölçekte rekabet gücü ve katma değeri yüksek, milli teknoloji, ürün ve hizmetleri Ar-Ge yoluyla sağlamak” misyonuyla ve “Savunma Sanayiinde yenilikçi teknolojilerle Türkiye’yi tam bağımsız kılmak, küresel ölçekte etkin olmak” vizyonuyla faaliyetlerini sürdürmektedir.
Bu misyon ve vizyon doğrultusunda 2021 yılı itibarıyla TÜBİTAK SAGE’nin geliştirdiği ve Savunma Sanayiimizin ürettiği, TSK envanterine giren özgün ürün sayısı dokuza ulaşmıştır.
Defence Turkey: SAGE’nin tarihçesi hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Gürcan OKUMUŞ: TÜBİTAK Savunma Sanayii Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü (TÜBİTAK SAGE), Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve ulusal savunma sanayi kuruluşlarının ihtiyaçlarını karşılamak üzere, 1972 yılında Güdümlü Araçlar Teknoloji ve Ölçüm Merkezi (GATÖM) adıyla Ankara Beşevler’de kurulmuştur. 19.01.1983 tarihinde adı Balistik Araştırma Enstitüsü (BAE) olarak değiştirilen Enstitü son olarak 29.11.1988 tarihinde TÜBİTAK SAGE adını almış ve bugünkü yapısı ile faaliyet göstermeye başlamıştır.
1993 yılına kadar Ankara Beşevler’de faaliyetlerini sürdüren TÜBİTAK SAGE, 1993’te Ankara şehir merkezine 30 km uzaklıktaki Lalahan kampüsüne taşınmıştır. Enstitü’nün Beşevler’deki yerleşkesi Ankara Rüzgâr Tüneli olarak kullanılmakta olup Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) içinde güdüm kontrol test çalışmalarını yürüttüğü bir yerleşkesi daha bulunmaktadır.
Defence Turkey: SAGE olarak mali kaynaklarınızın tümü TÜBİTAK tarafından mı sağlanıyor? Geçen yıllarda milli imkanlarla tasarlayıp geliştirdiğiniz ve kalifikasyon sürecinin ardından sanayileşme süreci SSB tarafından seçilen Türk Savunma ve Havacılık Sanayi firmalarınca yürütülen ürünler için herhangi bir “royalty” (bir hakkın kullanılması için ödenmesi gereken para) ödemesi alıyor musunuz?
Gürcan OKUMUŞ: TÜBİTAK SAGE bugün yaklaşık 1100 kişilik kadrosu, 70 bin metrekare kapalı alanı ve 3 milyon metrekareye yakın kampüs alanı ile ARGE odaklı büyük bir kurum olarak çok yüksek oranda kendi öz yeterliliği ile yoluna devam etmektedir. Son yıllarda öz yeterlilik oranı %80’lerin üzerine çıkmış durumdadır. Başta personel giderlerinin büyük bir kısmı olmak üzere cari giderlerini de kendi özkaynakları ile karşılamaktadır. Yürütülen projelerin mali kaynağı büyük oranda SSB, MSB, Savunma Sanayii firmaları ile özel sektörle yapılan işlere bağlı olup cari harcamaların çok sınırlı bir kısmı TÜBİTAK tarafından karşılanmaktadır. Tüm bunlara ilave olarak TÜBİTAK SAGE tarafından geliştirilen alt sistemlerin (Isıl Pil, Piroteknik Sistemler, KKS Alıcısı ve Anteni vb.) satışı ve sahip olunan altyapıların endüstriyel hizmetler kapsamında sektörde bulunan firmalara hizmetiyle sağlanan gelirler de TÜBİTAK SAGE’nin mali kaynakları arasında yer almaktadır.
TÜBİTAK SAGE tarafından geliştirilmiş olan ürünler sizin de belirttiğiniz gibi çeşitli savunma sanayii firmaları tarafından üretilmekte, ithalatın önüne geçilerek hatırı sayılır bir mali büyüklük oluşturmaktadır. Tasarım otoritesi olarak bilgi birikimi SAGE’de olan bu ürünlerde, tasarım güncellemelerine ve zaman içinde geliştirmelere ihtiyaç duyulmaktadır. Ürün yaşam döngüsünde vazgeçilmez olan sürekli gelişme ve iyileşme zincirinin sağlanabilmesi ve ihtiyaca yönelik yeni varyantların geliştirilebilmesi için bir mekanizmaya ihtiyaç olduğu aşikardır. Bu mekanizma maalesef henüz tam anlamıyla kurulamamıştır ve ürünlerin gelişim hızını etkilemektedir. TÜBİTAK SAGE tarafından teknoloji transferi yoluyla şu ana kadar herhangi bir royalty geliri elde edilememiştir. Ancak bu konuda çok olumlu yaklaşımlar olduğunu gözlemliyor ve kısa bir süre içinde buna yönelik bir mekanizmanın kurgulanacağını umut ediyoruz. Yakın zamanda çok önemli bazı savunma sanayi firmalarımızla protokoller imzaladık. Protokol kapsamındaki ürünlerin satışının başlaması ile “royalty” modelinin önümüzdeki dönemde hayata geçeceğini göreceğiz.
Defence Turkey: Füze teknolojilerinde geliştirme aşamasında bir fiil işin içinde olduğunuz projelerde, ürünler seri üretim safhasına geçtiğinde, geliştirme süreci de tamamlanmış oluyor ve sonrasında bu projelerde yer almış nitelikli ve kalifiye insan kaynağı da haliyle bünyenizdeki başka Ar-Ge projelerine kaydırılıyor. Tabi gelişen teknolojilerle beraber geliştirme süreci de sürekli bir devinim halinde ve ürün mükemmelleşmesi için özellikle kazanılmış kabiliyetler, mühendislik birikimi, proje yönetimi, ekip çalışması vs. birçok parametrenin bir arada uyum ve belirli bir düzen içinde olması gerekiyor. Özellikle özel projelerde sistemlerin gelişmiş versiyonlarının geliştirme süreçlerinde kadroların sürekli olarak korunması, buraya daimi kaynak ayrılması konusunda SAGE'nin insan kaynakları kullanımı ve proje yönetimi özelinde okuyucularımızla neler paylaşabilir siniz?
Gürcan OKUMUŞ: Bu konu sadece Ar-Ge yapan, seri üretimi olmayan kurumlar için çok kritik bir sorun. Bu sorunu çözmek için organizasyonel anlamda önemli adımlar attık. Matriks organizasyon yapısı ile bir tarafta uzmanlık birimleri oluştururken, projelerimizi de gruplar altında toplayarak sistem ve alt sistem uzmanlık birimleri oluşturduk. Bu uzmanlık birimleri ve program koordinatörlükleri sistem mühendisliği birimleri ile hem mevcut Ar-Ge projelerine hem de envantere girmiş sistemlerin lojistik destek ve konfigürasyon yönetimine destek oluyorlar. Başka bir önemli adım ise bir entegre lojistik destek biriminin kurulması oldu. Söz konusu birim envanterdeki sistemlerin başarımları ve kullanımları ile ilgili bilgileri düzenli olarak ilgili koordinatörlüklere aktarıyor. Bu şekilde Ar-Ge çalışması tamamlanmış sistemler ile ilgili bilgi birikimi devam ediyor ve envanterdeki sistemlerin geliştirilmesi ile ilgili de süreç devam ediyor. İnsan Kaynakları açısından bakıldığında araştırmacılar sürekli yeni konularda çalışmaya devam ederek ihtisaslaşıyorlar ve geçmişe yönelik bilgi birikimi gerektiğinde sistem mühendisliği birimlerinden destek alıyorlar. Bunlar bizim kendi imkanlarımızla alabildiğimiz önlemler ancak ürünlerin bir gelişim yol haritası kapsamında projelerle desteklenmesi, bu önemli bilgi birikimini barındıran insan kaynağının odaklanmış bir şekilde çalışmalarına devam etmesi için vazgeçilmez bir unsurdur.
Defence Turkey: SAGE’nin çalışma sahaları ile kabiliyet birikimleri hakkında neler söyleyebilirsiniz? 9 Şubat 2021 itibarıyla Türkiye’nin Milli Uzay Programı Türk ve Dünya kamuoyu ile paylaşıldı. SAGE olarak Uzay alanında ne gibi roller üstlenebilirsiniz?
Gürcan OKUMUŞ: TÜBİTAK SAGE kuruluşundan bugüne savunma teknolojileri üzerine çalışmaktadır. 2000 li yıllardan itibaren güdümlü mühimmatlar üzerine dünya standartlarında ürünler çıkarmış ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin hizmetine sunmuştur. Bu güdümlü mühimmatlarının teknoloji kırılımına baktığımızda sistem mühendisliği, aerodinamik, uçuş mekaniği, güdüm ve kontrol, yapısal mekanik, ısıl yönetim, yüksek güvenilirlikli elektronik tasarım ve yazılım, katı ve sıvı yakıtlı itki sistemleri, malzeme teknolojileri, harp başlığı tasarım teknojileri başta olmak üzere pek çok disiplinde yetkinlik gerekmektedir. TÜBİTAK SAGE bu alanlarda rüştünü fazlasıyla ispatlamış ve daha fazlasını yapmak için görev bekler durumdadır.
TÜBİTAK SAGE’nin sistem tasarımı, sistemlerin ortaya konulması ve idame ettirilmesine yönelik uyguladığı sistem mühendisliği yaklaşımı uzay sistemlerine de doğrudan uygulanabilecek niteliktedir. TÜBİTAK SAGE, özellikle, uzay araçlarında ve fırlatma sistemlerinde kullanılan roket itki sistemlerinin tasarımı konusunda ilkleri gerçekleştirmiş bir kurumdur. 1990’lı yıllarda Türkiye’nin ilk özgün katı yakıtlı roket motorları TÜBİTAK SAGE bünyesinde tasarlanmış, üretilmiş ve TOROS mühimmat sistemlerinde kullanılmıştır. Ayrıca Türkiye’nin ilk çift yakıtlı sıvı yakıtlı roket motoru ve Türkiye’nin ilk hibrit roket motoru TÜBİTAK SAGE’de tasarlanmış, üretilmiş ve yerde test edilmiştir. Ek olarak TÜBİTAK SAGE’nin fırlatma araçlarının yönelim kontrolünü sağlayan itki vektör kontrol sistemlerinin tasarımı ve üretimi konusunda yaklaşık 15 senelik tecrübesi bulunmaktadır. TÜBİTAK SAGE yetişmiş insan kaynağı ve ilgili sistemlerdeki tecrübesi ile Milli Uzay Programına katkı sağlamak adına verilecek her görevi yerine getirebilecek bir kurumdur. Bu kapsamda TUA koordinatörlüğünde yapılan çalışmalarda aktif rol alarak katkı sunmaya devam etmektedir.

Defence Turkey: Türkiye’nin uzun dönemli stratejik hedefleri nelerdir, neler olmalıdır? ve SAGE bu kapsamda nasıl bir rol oynayabilir?
Gürcan OKUMUŞ: Ülkemizin jeopolitik konumu ve son dönemde içinde bulunduğu konjonktür dikkate alındığında; yerli ve milli sistemler, yetişmiş insan kaynağı, kritik teknoloji ve altyapılara sahip olmak ülkemiz açısından hayati öneme sahiptir.
Bu bağlamda TÜBİTAK SAGE, son yıllarda öncelikle Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyaçları doğrultusunda yüksek teknolojili mühimmatları (SOM, GÖKDOĞAN, BOZDOĞAN, HGK, KGK, NEB, SARB-83 vb.) tasarlayıp üretme yeteneği kazanmıştır. Buna ek olarak birçok alt sistem ve malzeme teknolojilerinde yurt dışına bağımlılığının giderilmesi adına farkındalık oluşmuş ve önemli adımlar atılmaya başlanmıştır. Kendi geliştirdiğimiz reçetelerle yurt dışı muadillerinden daha etkin, ucuz enerjetik malzemelerin ve termobarik patlayıcıların üretilebilirliğini sağladık. Yine uzun yılların birikimi ile dünyada çok az kurumda olan etkin harp başlığı tasarım kabiliyetine sahip olduk. TÜBİTAK SAGE kuruluş amacına uygun olarak, dışa bağımlılığı bitirecek önemli projeleri hayata geçirmiş ve geçirmeye devam etmektedir.
TÜBİTAK SAGE, geliştirdiği ve sanayileşmesine katkı sağladığı mühimmat sistemleri ile savunma sanayisinde yaklaşık 1.500.000.000 USD değerinde ekonomik hacim oluşturmuştur.
TÜBİTAK SAGE tarafından geliştirilen ürünlerin eşdeğerlerinin, dünya pazarındaki ekonomik büyüklükleri 2021 değerleri ile 47,5 milyar USD’den 2025 yılına kadar 52 milyar USD’ye artacağı tahmin edilmektedir. Yani geliştirdiğimiz ürünler ordumuzun dışa bağımlılığının önüne geçerken dünyadaki büyük bir pazara da hitap ederek iyi bir pazarlama çalışması ile önemli ihracat kalemleri olabilecektir.
Ülkemiz savunma sanayii alanında bir marka olmaya doğru hızla ilerlemektedir. Yaşadığımız dünyada harpler artık hassas güdümlü, yenilikçi, güncel teknolojiler ile donatılmış ve giderek ucuzlayan silahlar ile sürdürülmektedir. Türk savunma sanayii taktik silahlarla ilgili bu konumunu giderek kuvvetlendirmekte ve kurumlar kendi ürünlerini çıkarabilmektedir. Savaşlar aklın akıl ile olan mücadelesine dönmüş, cepheden gelen bilgiler büyük önem kazanmıştır. Kullanım tecrübesini tasarım tecrübesi ile daha etkin birleştirebilirsek çok daha iyi taktik silah sistemleri geliştirebileceğimize inanıyoruz. Stratejik sistemlerle ve bu sistemlere olan ihtiyaçlar ile ilgili hepimizin bazı fikirleri var. Bu alanlarda daha hızlı adımlar atılmalı ve zafiyetlerimizi hızla gidermeliyiz. TÜBİTAK SAGE mevcut bilgi birikimiyle inovatif yüksek teknolojili güncel stratejik silahlar geliştirmeyle ilgili her projede yer alabilecek yetkin bir kurum. Bu alanda da verilecek her görevi başarıyla tamamlayabileceğimizi düşünüyoruz.
Defence Turkey: TÜBİTAK SAGE’nin Türkiye’nin ilk ses üstü (trisonic) rüzgâr tüneli yatırımına 2020 yılı içinde başlayacağı ve bu yatırım ile Türkiye’nin ihtiyacını karşılayacak çok önemli bir altyapının kurulmuş olacağı ifade edilmişti. Ses üstü Rüzgar Tüneli Projesi ile ilgili bize neler söyleyebilirsiniz?
Gürcan OKUMUŞ: Türkiye’nin yüksek hızlı rüzgar tüneli ihtiyacının karşılanmasına yönelik çalışmalarda, 2020 yılı içerisinde önemli bir dönemecin geçildiğini değerlendiriyoruz. TÜBİTAK SAGE, Trisonik Rüzgar Tüneline yönelik tasarım çalışmalarını hızlı bir şekilde yürütmektedir. Gelinen aşamada ön tasarım çalışmalarına devam edilmektedir ve önümüzdeki yıl itibarı ile işlevsel tasarım detayları ile ortaya çıkacaktır. Kurulması planlanan üflemeli tipteki TÜBİTAK SAGE Trisonik Tüneli’nin (TSTT), savunma ve havacılık sanayiimizin öncelikli ihtiyacını karşılarken, aynı zamanda uluslararası alanda rekabetçi olabilmesi için gerekli tasarım çalışmaları içinde bütçe ve zaman hedefimizi gözeterek ele almaya devam ediyoruz. TSTT’nin, hizmete girdiğinde dünyadaki en gelişmiş üflemeli tünellerden birisi olmasının yanı sıra benzerleri ile karşılaştırıldığında daha yüksek test verimliliğine sahip olacaktır. TSTT’nin hizmete girmesi ile birlikte ülkemizin trisonik rüzgâr tüneli testlerindeki dışa bağımlılığı da tamamen ortadan kalkacaktır.

Defence Turkey: TÜBİTAK SAGE olarak SOM Havadan Atılan Seyir Füzesi (ALCM, B2 ile suüstü haraketli hedef vurma yeteneğine sahip olacak C1 ve C2 mühimmatları), SOM-J (F-16 entegrasyonu), Nüfuz Edici Bomba (NEB), SARB-83, Kanatlı Güdüm Kiti (KGK), Hassas Güdüm Kiti (HGK, HGK-2, HGK-3 ve HGK-4), LGHK-84 ve Kanatlı Güdüm Kiti gibi birçok önemli hava-yer mühimmat projesinde görev alıyorsunuz. Söz konusu projelerde gelinen son durumu okuyucularımız için kısaca özetler misiniz?
Gürcan OKUMUŞ: Ardışık delici harp başlığına sahip SOM-B2 varyantının atış testleri tamamlanmıştır. TÜBİTAK SAGE’nin, Nüfuz Edici Bomba (NEB) ile geliştirdiği ardışık delicili harp başlığı teknolojisini SOM füzelerinde de uygulayarak geliştirdiği SOM-B2 varyantı ile sığınak ve uçak hangarı gibi korumalı hedefler beton delici harp başlığı ile bertaraf edilebilecektir. SOM-B2 füzelerinin 2021 yılı içerisinde envantere girmesi hedeflenmektedir.
Su üstü hareketli hedef vurma yeteneğine sahip ve milli veribağı çözümü ile atış sonrası pilot tarafından kontrol edilebilen SOM-C1/SOM-C2 varyantlarının geliştirme faaliyetlerine devam edilmektedir. SOM-C1/SOM-C2 varyantlarının envantere dahil edilmesi ile düşman savaş gemileri gibi su üstü tehditlere uzak mesafelerden angaje olunması mümkün olacaktır.
SOM, milli ve yerli imkanlar ile TSK ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilmiş bir seyir füzesi sistemidir. Geliştirme aşamasında yerli imkanlar ile edinilmesi mümkün olmayan kritik alt sistemlerin millileştirilmesine yönelik çalışmalar SSB ve TÜBİTAK desteği ile başlatılmıştır. Milli firmalar tarafından geliştirilen, turbojet motoru başta olmak üzere alt bileşenlerin SOM füzesine entegrasyonuna yönelik faaliyetler de projelendirilmiş olup önemli bir kısmı tamamlanmış, bir kısmı da devam etmektedir.
F-35 uçağı dahili ve harici silah istasyonları ile uyumlu olarak geliştirilen SOM-J füzesinin F-16 uçaklarında operasyonel kullanımına yönelik çalışmalara devam edilmektedir. Dahili silah istasyonu ile uyumlu SOM-J füzesi Milli Muharip Uçak dahili silah istasyonunda da taşınabilecek şekilde geliştirilmiştir. SOM-J füzesinin, AKINCI SİHA’ya entegre edilmesine yönelik çalışmalara da başlanmıştır. Bu sayede, İnsansız Hava Araçlarından atılarak harekât hattının derinliklerine nüfuz edebilecek seyir füzesinin, Yer Kontrol İstasyonunda görevli pilot tarafından kontrol edilerek hedefe yönlendirilmesi mümkün olacaktır. SİHA teknolojileri bakımından dünyada öncü rol oynayan Türkiye, SİHA-Seyir Füzesi konsepti ile yeni bir sayfa açmış olacaktır. SOM-J füzesinin yer testleri tamamlanmış olup F-16 entegrasyonu çalışmaları kapsamında uçuş testlerine devam edilmektedir. Çok yakın bir zamanda F-16 uçağından SOM-J atış testlerinin icra edilmesi planlanmaktadır.
- SARB-83 ilk üretim projesi sözleşmesi SSB ile imzalanmış durumdadır. 2022 yılı içerisinde envanterde yerine alacaktır.
- HGK-1 sistemi üretimleri durdurulmuş olup bir üst versiyon olan HGK-84 üretimleri ve teslimatları ASELSAN tarafından yapılmaktadır. İsteğe bağlı olarak kullanılabilen lazer arayıcı başlık HGK-84’ler ile etkin bir şekilde kullanılmaktadır.
- HGK-82 Geliştirme projesi çoklu taşıma aşaması devam etmektedir. İlk üretimleri TÜBİTAK SAGE tasarından yapılmış olup seri üretimler ASELSAN ve ASFAT tarafından devam etmektedir. Lazer arayıcı başlık entegrasyonu çalışmaları devam etmektedir.
- HGK-83 tekli atılabilir versiyonu geliştirme çalışmaları tamamlanmış ve ilk üretim projesi ASELSAN tarafından yürütülmektedir. Çoklu taşınabilir versiyonu için çalışmalar geliştirme projesi kapsamında devam etmektedir.
- KGK-82 ve KGK-83 üretimleri KALE HAVACILIK tarafından devam etmektedir. Kritik operasyonlarda başarı ile görev icra etmektedir.
Defence Turkey: KGK-83’ün Suriye’de 2020 yılında icra edilen Bahar Kalkanı Harekat sırasında SA-17/BUK-M2 SAM Sisteminin imhasında görev aldığı iddia edilmişti. Bu konuda size gelen bir bilgi oldu mu? Kamuoyu ile paylaşmanız mümkün mü?
Gürcan OKUMUŞ: Konu Türk Silahlı Kuvvetleri sorumluluğunda olduğundan böyle bir bilgi verilememektedir.
.png)
Defence Turkey: Hava-Yer mühimmatları için geliştirilen ve Temmuz 2020’de HGK-82 mühimmatı üzerinde başarıyla test edilen KAŞİF Milli GPS Alıcısı hakkında bilgi alabilir miyiz? Pazardaki rakipleri ile benzer ve onlardan öne çıkan özellikleri hakkında bize neler söyleyebilirsiniz? KAŞİF diğer mühimmat üzerinde de kullanıma girdi mi? KAŞİF askeri standart bir GPS alıcısı mı? Anti-spoofing özelliği veya Selective Availability Anti-Spoofing Module (SAASM)’e sahip mi?
Gürcan OKUMUŞ: KÂŞİF, TÜBİTAK SAGE tarafından geliştirilen, yüksek hız ve yüksek irtifa gerektiren askeri platformlarda kullanıma uygun, hassas Küresel Konumlama Sistemi alıcısıdır. RF, sayısal ve analog elektronik donanımı, mekanik, yazılım ve algoritma tasarımları TÜBİTAK SAGE tarafından gerçekleştirilmiştir.
KÂŞİF alıcısı ile Türk Savunma Sanayii’nde KKS alıcısına ilişkin yurt dışı bağımlılığın kaldırılması ve bu teknolojiye bağlı sahada fark yaratacak ileri teknolojilerin geliştirilmesi için gerekli laboratuvar ve insan kaynağının oluşturulması amaçlanmıştır.
TÜBİTAK SAGE tarafından geliştirilen KÂŞİF alıcısı, HGK-82 MB projesi kapsamında güdüm kitlerine entegre edilmiş ve 10 Temmuz 2020 tarihinde Konya Karapınar’da gerçekleştirilen atış testi ile sahada yüksek hassasiyeti doğrulanmış ilk ve tek, yerli ve milli KKS alıcısıdır.
KÂŞİF alıcısı, yüksek doğruluğa sahip bir KKS alıcısıdır. İleri navigasyon teknolojilerinin geliştirilmesine uygun olarak da tasarlanmıştır.
Diğer projelerimizde de entegrasyon çalışmaları devam etmektedir.
KÂŞİF alıcısı, askeri MIL-STD-810 standardına uygun olarak tasarlanmıştır ve bu standarda göre de kalifikasyonu gerçekleştirilmiştir.
KÂŞİF alıcısı, tek başına anti-spoofing özelliğine sahip değildir. Fakat karıştırma tespit özelliği üzerinde halen çalışıyoruz. Selective Availability Anti-Spoofing Module (SAASM)’e sahip değildir, bu modül ABD onayına tabidir ve satışı yapılmamaktadır. Ancak KAŞİF dünyadaki muadillerinin bir çoğundan daha hassas konumlama bilgisi sağlamaktadır.
Defence Turkey: SAGE olarak aynı zamanda TUALCOM Firması ile birlikte Anti-Jam GPS/GNSS Sistemi üzerinde çalışıyordunuz. Bu ürün KAŞİF ismini mi aldı yoksa iki ayrı ürün mü söz konusu?
Gürcan OKUMUŞ: TÜBİTAK SAGE olarak biz ürünlerimizin harekat ortamında başarımını çok önemsiyoruz. Özellikle HGK lar son yıllarda yapılan pek çok harekatta kullanıldı ve başarımları çok yüksek. Bu başarımı devam ettirebilmek için değişen harekat ortamına uygun ürün gelişiminin sağlanması için çalışmalar yürütüyoruz. Bunlardan birisi de Anti Jam anten geliştirilmesi konusuydu. Anti Jam anten geliştirme fikri TÜBİTAK SAGE de yaklaşık 3 yıllık bir süreç. Harekat ortamındaki GPS karıştırmasının harekatın etkinliğini etkileyeceği öngörülen bir konuydu. Her ne kadar geliştirilen sistemler IMU sistemleri içerse de yüksek hassasiyetli ve fiyat etkin yüksek hassasiyetli vuruş için küresel konumla sistemlerinin kullanılması kaçınılmaz. Burada işte bu jamming etkisini en aza indirecek bir teknoloji olarak bu teknolojinin gerekli olduğuna karar verildi. TÜBİTAK SAGE yaptığı işlere her zaman sektördeki KOBİ olarak tanımladığımız firmaları mümkün olduğunca katma motivasyonuna uygun olarak yetkin teknoloji şirketleri arayışına girmişti. Bu noktoda TUALCOM firması bu teknolojiye ve gelecekteki potansiyeline inanarak kendi öz kaynaklarını da projeye katarak TÜBİTAK SAGE ile çalışmaya başlamıştır. Anten kısmı TÜBİTAK SAGE ve sinyal işleme birimi TUALCOM olmak üzere bir iş modeli kurulmuş ve herkes kendi kısmını üstlenerek çalışmalara başlamış ve kısa bir sürede Anti Jam özellikli anten ailesi başarıyla geliştirilmiştir. KAŞİF geliştirmiş olduğumuz ve geliştireceğimiz silah sistemlerinin alıcı kısmını oluşturmakta, Anti Jam anten sistemi de jamming baskılama için kullanılacak kısımdır. Ürünler birbirini tamamlayan sistemlerdir. Özellikle hazır chip seviyesi sistemler belli bir ölçekte çözüm gibi gözükmekte ise de bu chiplerin kullanılabileceği hızlar limitli. Ayrıca mühimmat için gerekli bazı özellikleri de içermemekte. KAŞİF bu kısımda önemli bir kazanım oluyor çünkü tüm algoritma ve yazılımları ile FPGA seviyesinde kendi ekiplerimizce geliştirildi ve herhangi bir sınırlaması bulunmuyor. Chip seviyesindeki alıcı entegrelerinin hemen hemen hepsi 550 m/s ile limitli. TÜBİTAK SAGE tarafından geliştirilen KAŞİF KKS alıcısının böyle bir limitasyonu yok. Bizim tasarladığımız her sistemde anti jam anten ile birlikte çalışabilmektedir. Her iki ürün de gelişimine devam etmekte. Anti Jam anten serisi küçülmekte ve mühimmatlara uygun hale gelmektedir. Dünyanın en küçük Anti Jam anten sistemi de bu çalışmalardan sonra ortaya çıkmıştır. Hem KAŞİF hem de Anti Jam anten tedarik makamlarından herhangi bir destek alınmadan ürünleşmiş ve dünya standartlarında bir ürüne dönüşmüştür. Burada Tedarik makamlarından beklentimiz bu ürünlerin kullanımı ile ilgili gerekli entegrasyon projelerini başlatmalarıdır. Bizler de ürünlerin gelişimini devam ettireceğiz ve rekabetçi, yenilikçi sistemler çıkararak ülkemize güvenilir yüksek teknolojili ürünler kazandıracağız.
Defence Turkey: SOM ALCM C1 ve C2 versiyonlarında veri bağı olarak KEMENT mi kullanılacak?
Gürcan OKUMUŞ: SOM-C1/SOM-C2 varyantlarında geliştirme faaliyetlerine KEMENT veribağı ile devam edilmektedir. SOM füzeleri milli taktik veribağı ağlarına entegre olacak şekilde geliştirilmektedir.
Defence Turkey: Türk Hava Kuvvetleri’ne Kanatlı Güdüm Kiti teslimatları devam ediyor, itki sistemli KGK için çalışmalara başlandı mı? İtki sistemi ihtiyacı kapsamında TEI ürünü TJ35 veya TJ90 yeterli olur mu? Birkaç yıl önce dış görünüş itibarıyla JSOW mühimmatını andıran KGK-LR isimli bir mock-up’ı sergilenmişti. İtki sistemli KGK’nin üretim modeli KGK-LR adını mı alacak?
Gürcan OKUMUŞ: Söz konusu çalışma SAGE öz kaynakları ile kavramsal tasarım aşamasındadır, resmi bir proje başlatılmamıştır. Konsept olarak uygulanabilir gözükmektedir. Uzun menzilli düşük maliyetli bir silah çözümü olarak özellikle hava savunma tehtidinin olduğu ortamlarda kullanılabileceği değerlendirilmektedir.
Defence Turkey: SAGE tarafından ilk kez IDEF ‘19 Fuarı sırasında sergilenen KUZGUN Minyatür Hassas Güdümlü Mühimmat Ailesi’nde, lazer, IIR ve radar (RF) arayıcı başlıklarla donatılmış, motorlu ve motorsuz versiyonların bulunacağı açıklanmıştı. Geçen süre zarfında Projede gelinen son durumu okuyucularımız için özetler misiniz?
Gürcan OKUMUŞ: Sorunuzda belirtilen kapsamda kavramsal ve ön tasarım aşamaları tamamlanmış olup detaylı tasarım, platform entegrasyon ve test planlama çalışmaları devam etmektedir. KUZGUN müşterek modüler bir mühimmat olarak çok farklı ihtiyaçları maliyet etkin olarak karşılayabilecektir. Öz kaynaklarımızla yürüttüğümüz çalışmalar kapsamında ilk versiyonunun bu yıl içinde atış testleri yapılacaktır. KUZGUN önemsediğimiz bir proje ancak bu tip mühimmatlarda yetenek kadar maliyet etkinlik de çok önemli. Çalışmalarımızda tüm bu parametreleri de gözeterek yol alıyoruz.
Defence Turkey: Dış görünüş olarak SPEAR III Füzesini andıran KUZGUN için herhangi bir resmi sipariş söz konusu mu? KUZGUN’da dahili veri bağı (data link) sistemi sayesinde hedefe vuruş anına kadar rota ve hedef düzeltmesinin de mümkün olabileceği kaydedilmişti. Veri Bağı olarak KEMENT mi düşünülüyor?
Gürcan OKUMUŞ: TÜBİTAK SAGE daha çok SİHA’lar ile kullanımı öngördüğünden kullanım gereklerine uygun farklı bir veri bağı geliştirme çalışması yapmaktadır. KUZGUN Silah Sistemi ailesi, SPEAR III füzesinden farklı olarak, modüler ve maliyet etkin bir sistem olarak kurgulanmıştır. Veri bağı olarak TÜBİTAK SAGE tarafından Akıllı Silah Ağı çalışmalarında geliştirilen milli veri bağı seçilmiştir. Anlık görüntü aktarımı (IIR veya CCD başlık kullanılması durumunda), görüntü üzerinden hedef seçimi, havada serbest uçuş sırasında hedef güncelleme, görev iptali gibi yeteneklerin yanı sıra harekat ortamında tüm uçuş verilerinin de alınması sağlanarak mühimmat algoritmalarının devamlı iyileştirilmesi hedeflenmektedir.
Defence Turkey: Bir TÜBİTAK 1007 Projesi olan Minyatür Bomba ya da diğer adıyla Milli SDB (Küçük Çaplı Bomba) Aselsan- TÜBİTAK SAGE iş birliğiyle yürütülmüştü.11 Ağustos 2020 tarihinde alınan SSİK Kararı ile seri üretimine başlanılan Milli SDB’nin GBU-53 modelinde olduğu gibi çoklu arayıcı başlık (SAGE ürünü CAMGÖZCG-178 benzeri dört dilim lazer algılayıcıya sahip Lazer Arayıcı Başlık + soğutmasız Görüntüleyici Kızılötesi [IIR] başlık gibi) ve veri bağı kabiliyetli yeni bir versiyonu gündemde midir?
Gürcan OKUMUŞ: Minyatür Bomba projesi ASELSAN’ın ana yüklenicisi olduğu bir TÜBİTAK SAVTAG projesi olarak tamamlanmış ve seri üretim siparişi aşamasına geçilmiştir. TÜBİTAK SAGE olarak bahsi geçen projede delici özellikteki harp başlığı tasarımı tarafımızca başarıyla gerçekleştirilmiştir. Projenin bundan sonraki safhaları için ASELSAN ile işbirliliği içerisinde bazı çalışmalar yapıyoruz. Minyatür bomba projesinin yol haritası içerisinde ASELSAN’a destek olmaya devam edeceğiz.
Defence Turkey: GÖKTUĞ Hava Hava Füze Ailesi üyesi GÖKDOĞAN ve BOZDOĞAN Füzeleri ile uçuşlu testlere Kasım 2020 sonlarında başlanılmıştı, testlerde gelinen son durum ve hizmete giriş takvimi hakkında bize neler söyleyebilirsiniz?
Gürcan OKUMUŞ: GÖKDOĞAN ve BOZDOĞAN füzelerinde geliştirme ve test faaliyetleri son hızla devam etmektedir. 2021 yılı içerisinde pek çok test yapılması planlanmaktadır. İlk yapılan testler uçaktan atış öncesi tüm sistemlerin birlikte çalıştığı yerden atış testiydi ve ilk atış olmasına rağmen bizleri çok mutlu eden bir başarımı yakaladı. Şimdi F-16 uçağından atışlı testlere odaklandık. Yakın zamanda F-16’dan her iki füzemizi de atarak aşama aşama füzemizin yeteneklerini doğruluyoruz. BOZDOĞAN uçaktan yapılan ilk test atışında hedefi “HIT TO KILL” yapacak kadar hassasiyetle takip edip imha etti ve bu başarı bildiğiniz gibi Cumhurbaşkanımız tarafından ilk kez duyuruldu. İlk hava füzemizin uçaktan yapılan ilk atışında güvenli ayrılmayı sağlayarak hedefi tam olarak bulması Türk savunma tarihinde çok önemli bir adımdı. Bu başarının yapılan daha ilk atışta elde edilmesinin de TÜBİTAK SAGE ArGe kültürünün güzel bir sonucu olduğunu düşünüyoruz ki benzer başarı yer testlerinde de elde etmiştik. Her iki füzeyle ilgili önümüzdeki dönemde ek işler, millileştirme çalışmaları ve ilk üretim faaliyetinin başlamasını beklemekteyiz. Bu ilk üretimler ile Ar-Ge aşamasından çıkan ürün ile ilgili tasarım iyileştirmelerinin yanında kobilerin ağırlıklı kullanıldığı bir üretim modeli kurmayı düşünüyoruz. Kalifiye alt sistem üreticileri ile son bütünlemenin tarafımızdan yapılacağı, üretimin sanayiye yayıldığı bir sistem kuracağız. Bu daha önce de HGK ve KGK projelerinde de yaptığımız ve başarıya ulaşmış bir yöntem olarak öne çıkmakta.
Defence Turkey: Ramjet motor konusunda sahip olduğunuz altyapı ve imzalanan sözleşme altında yürütülen çalışmalarda gelinen son durum hakkında bilgi alabilir miyiz?
Gürcan OKUMUŞ: Halihazırda kurulu test altyapılarımızı kullanarak sıvı yakıtlı ramjet motor geliştirilmesi konusunda çok yoğun testler devam ediyor ve kısa zamanda çok değerli sonuçlar elde ettik. Yürütmekte olduğumuz projede sıvı yakıtlı ramjet motorları konusunda geldiğimiz nokta bizi sıvı yakıtlı ramjet motoru ve ileriki safhada da scramjet motor teknolojilerinde dünyada sayılı ülkeler arasına girme noktasında cesaretlendiriyor. Bir taraftan eldeki altyapılarda geliştirme çalışmalarına devam ederken diğer taraftan ramjet motor testlerini ve aerodinamik ısınma testlerini gerçekleştirebileceğimiz başka bir altyapıyı kuruyoruz. Büyük oranda tamamlanan bu altyapı tam fonksiyonel hale geldiğinde Avrupa’nın en büyüklerinden biri olacak. Kurmakta olduğumuz bu altyapının ana elemanlarını kullanarak bir hipersonik rüzgâr tünelinin de ülkemize kazandırılması için gerekli planlama çalışmaları yol haritamızda bulunuyor.
Defence Turkey: SAGE bir süredir Soğuk Dikey Atım Projesi üzerinde çalışıyor. GÖKDOĞAN Füzesinin soğuk dikey atış yöntemiyle satıhtan fırlatılan modeli olan ve çalışmalarına 40.000ft irtifa ve 40km menzil hedefiyle devam edilen G-40 Füzesi hakkında bize neler söyleyebilirsiniz?
Gürcan OKUMUŞ: TÜBİTAK SAGE sadece soğuk dikey atış teknolojisini geliştirmiyor, aynı zamanda soft vertical launch denilen bazı farklılıkları olan benzer bir teknolojiyi de geliştiriyor. Ayrıca bunu tamamlayan yönelim değiştirme teknolojisi ile ilgili de çalışmalar yürütülmekte ki bunlar ile ilgili yapılan bazı testleri paylaşmıştık. Buradaki amacımız alternatif atış yöntemlerini geliştirmek. Sektörde sıcak atış teknolojisi zaten mevcut ve biz geliştirilmiş olan bir teknoloji yerine olmayan bir yeteneği geliştirmeye odaklandık. Biz bu konuda özellikle deniz kuvvetlerinin günümüz ve gelecek ihtiyaçlarının neler olabileceği yönünde öngörülerde bulunarak başladık. Deniz kuvvetlerimizin yakın hava savunma ve orta menzil/irtifa hava savunma sistemlerinin alternatif yerli muadilleri neler olabilirden yola çıktık. Neden soğuk atış derseniz, bu sistem gemilerimizi nispeten daha güvenli tutacak bir teknoloji. Motoru geminin içersinde ateşlemiyorsunuz ve olası kazaların önüne geçmiş oluyorsunuz. Ayrıca sistemin daha az yer kaplayacağını ve daha hafif olacağını öngörüyoruz. Bu da gemilerimize daha fazla silah yükü demek. Bizim hayalimiz, GÖKDOĞAN ve BOZDOĞAN ile kazandığımız kendini kanıtlamış sistemler ile çıkarabileceğimiz, soğuk atış ile atılabilen ve yönelim değiştirme sistemiyle hedefe doğru dönen ve motorunu ateşleyerek doğrudan hedefine giden bir hava savunma sistemi geliştirmek. Bu sistem ile deniz kuvvetlerimiz gelişen süpersonik veya görünürlüğü düşük füzelere karşı bir kalkan kazanma yolunda önemli adımlar atacak. Burada da katmanlı bir sisteme ihtiyaç olduğu aşikâr. Bu nedenle GÖKDOĞAN temel alınarak, G-40 füzesi geliştirebileceğimizi öngörüyoruz. Füzelerin birisi 20 km ye kadar etkiliyken diğeri 40 km lere kadar etkin olabilecek. Bunlar teknolojik olarak çok ileri seviye sistemler ve kendi özkaynaklarımızla gerekli teknolojilerin geliştirilmesine yönelik çalışmalar yürütüyoruz. Böylece ön yapılabilirliği ortaya koyuyoruz. Belli bir aşamadan sonra elbette kullanıcının talebi ve tedarik makamının uygun görmesiyle bir vizyon projesine dönüşmesini umuyoruz.
Defence Turkey: Daha önce SSB tarafından paylaşılan Türkiye’nin hava ve savunma füze ailesi görselinde Göktuğ füzeleri entegre edilmiş Hisar-G sistemi yer alıyordu. Bu konuda şu anda yürütülen bir çalışma mevcut mu, neler söyleyebilirsiniz? İsrail’in Demir Kubbe (Iron Dome) hava savunma sistemi gibi roket ve havan mühimmatlarını önleyici bir sistem üzerine çalışmalar yürütüyor musunuz?
Gürcan OKUMUŞ: Dünyada kullanılmakta olan nokta hava savunma sistemlerine bakıldığında, en bilinenleri hava hava füzelerden geliştirilmiş olanlardır. IRIS-T SL, MİCA SL, SPYDER, NASAMS bunlara bazı örneklerdir. Ülkemizde de bir hava hava füzesi geliştiriliyorken tabi ki ilk akla gelen bu sistemlerin nokta hava savunma sistemlerinde kullanılmasıdır. Geçen yıl yapılan atışlarda füzelerin yerden kullanılabilme potansiyeli ortaya konmuş oldu. Böyle bir sistemi geliştirmek için bir radar, komuta kontrol sistemi, veri bağı sistemi ile bir füze atıcı ve füzeye ihtiyaç vardır. Bunların hepsi ülkemizde mevcut ve bazıları da bizim tarafımızdan geliştirilmekte. İstendiği taktirde böyle bir sistemi ortaya çıkarmak için hiçbir engel yok.
IRON DOME sistemindeki füze TAMİR füzesidir. Pyhton ve Derby füzesinin alt sistemlerinden geliştirilmiştir. Aslında bakıldığında BOZDOĞAN füzemiz de çok benzer bir füze. Bu konuda bazı çalışmalar yürütüyoruz. Bu sistemin ne tür gereksinimleri olması gerektiği ve bizim füzemizle olan farkları ile ilgili bazı çalışmalar yapılmakta. TAMİR füzesinin ucuz bir füze olduğu iddia ediliyor. Bizim de bu tür bir füze geliştirdiğimizde maliyetlerle de yarışmamız gerekecek. Bu konuda çalışmalar yürütüyoruz.
Defence Turkey: TCG İstanbul Firkateyninde kullanılacağı açıklanan Milli Dikey Atım Sistemi (MDAS) Projesinde TÜBİTAK SAGE ne gibi bir rol üstlenmiştir? MDAS soğuk dikey atış kabiliyetine sahip olacak mı? G-40 için Mk-41 VLS’de olduğu gibi “quadpack” kabiliyeti planlanıyor mu?
Gürcan OKUMUŞ: Milli Dikey Atım Sistemi projesinde TÜBİTAK SAGE’nin herhangi bir iş paketi bulunmamaktadır. TÜBİTAK SAGE olarak atış teknolojilerinde soğuk dikey atış teknolojilerine odaklandık. Belki de ülkemiz açısından bu daha iyi olmuş olabilir zira bir yandan milli dikey atış sistemi geliştirilirken, TÜBİTAK SAGE’ye destek olunması halinde biz de soğuk atış teknolojilerini geliştirip ileride belki her iki sistemi birleştirebiliriz. G-40 TÜBİTAK SAGE’nin bir iç projesidir. Herhangi bir tedarik makamının desteklemesi ile hızlı bir şekilde tamamlanıp, milli dikey atım sisteminden atılabilir. Ayrıca TÜBİTAK SAGE tarafından geliştirilen Milli Esnek Dikey Atış Sistemine entegre edilecek hücreler de geliştirilebilir. G-40 füzesi ESSM füzesi ile benzer boyutlarda olacaktır ve dikey atışla ilgili benzer hücreli yapıyla dikey atım sistemlerine entegre edilebilir olarak tasarlanabilir.
Defence Turkey: SAGE tarafından yürütülen SAPAN Elektromanyetik Fırlatma Sistemi Projesi’nde gelinen son durum hakkında bize neler söyleyebilirsiniz? 2020 yılında gerçekleştirilen faaliyetler ve 2021 yılı için planlanan testler hakkında bilgi alabilir miyiz?
Gürcan OKUMUŞ: Elektromanyetik Fırlatma Sistemi Geliştirme Projesi, Sapan, Proje değerlendirme jürisi önünde yapılan test atışında sağlanan 2070 metre/saniye ve 1.3 Mega Joule enerji seviyesine çıkılarak proje isteri olan 2000 m/sn ve 1 MJ namlu çıkış enerjisi gereksiniminin üzerine çıkarak başarı ile 2020 yılında tamamlanmıştır.
Bundan sonra 2. faz çalışmalarına başlanacaktır. Bu çalışmalara SSB koordinasyonunda kurulan Elektromanyetik Fırlatma Sistemi Geliştirme (EMFS) Mükemmeliyet Merkezi altında devam edilmektedir. Merkezde ASELSAN ve TÜBİTAK SAGE birlikte görev almaktadır. 2. Faz için ASELSAN ve TÜBİTAK SAGE iş paylaşımlarını yapmıştır. Buradan sonra SSB’nin ve konuyla ilgili TSK’ya bağlı kuvvetlerin proje isterleri belirlemesi ve konuyu projelendirmesi beklenmektedir. SAGE olarak EMF sistemlerinde ana odağımız güdümlü ve güdümsüz mühimmat geliştirilmesi tarafında olacaktır.
Defence Turkey: SAGE olarak 76mm ve 127mm deniz topları için akıllı mühimmat konusunda ne gibi çalışmalar yürütmektesiniz? Bu konuda yerli çözümlerin hizmete girişine ilişkin bir takvim mevcut mu? Kara sistemleri için 155mm akıllı mühimmat çalışmanız bulunuyor mu?
Gürcan OKUMUŞ: Deniz ve Kara Kuvvetlerimizin ihtiyaçlarına çözüm sunabilecek akıllı mühimmatlar konusu TÜBİTAK SAGE’nin yol haritasında yer almaktadır. Bu kapsamda yakın zamanda 155 mm akıllı mühimmat için SSB tarafından çağrıya çıkılan proje için ayrıntılı bir yapılabilirlik çalışması yapılmış ve teklif sunulmuştur. Ancak devam eden resmi bir projemiz yoktur.

Defence Turkey: Daha önce özellikle pil teknolojileri alanında ciddi bir ihracat fırsatı bulunduğunu söylemiştiniz. SAGE'nin son derece stratejik öneme sahip ısıl pil üretim kabiliyeti hakkında neler söyleyebilirsiniz? İhracat alanında görüştüğünüz ülkeler mevcut mu? Pil teknolojileri alanında sürdürdüğünüz ileriye dönük projeler hakkında neler paylaşabilir siniz?
Gürcan OKUMUŞ: TÜBİTAK SAGE, savunma sanayiinde yurt dışına bağımlılığı azaltmak amacıyla Isıl Pil teknolojisine 2002 yılında adım atmıştır. 2021 yılına gelindiğinde 46’sı ürün haline gelmiş 260’dan fazla ısıl pil tasarımıyla, 2002'de laboratuvar ölçeğinde başlayan süreç, günümüzde yurt dışına ısıl pil ihracatı gerçekleştiren bir ülke konumuna gelinmesiyle başarılı bir şekilde devam etmektedir. Türkiye’nin ısıl pil konusunda ithalatı sıfırlanmış ve ihracat yapan bir ülke konumuna geçilmiştir.
Güdüm kitleri, tapalar, füzeler, akustik aldatıcı/yanıltıcılar, güdümlü topçu mühimmatları ve uçak koltuk fırlatma sistemlerinde güç kaynağı olarak kullanılan ısıl pillerin, tüm yurt içi taleplerine TÜBİTAK SAGE cevap verebilmektedir. TÜBİTAK SAGE'nin ısıl pil tasarım ve üretim becerisi yurt dışı pazarında da Almanya, İspanya, Brezilya gibi teknolojik olarak ileri seviyedeki ülkelere gerçekleştirilen ihracat sayesinde kendinden söz ettirmektedir. Milli mühimmatlarda kullanılan ısıl pillerimiz "combat proven"dır.
Hâlihazırda Almanya, İspanya, Tayvan ve Pakistan gibi ülkelerin ilgili askeri kurumlarıyla ısıl pil ihracatı konusunda görüşmelerimiz sürmektedir.
Isıl pil teknolojisinde kullanılan kritik kimyasal malzemelerin tamamen yerlileştirilmesi çalışmasını tamamlamış bulunmaktayız. Ülkemizdeki saf Lityum üretim çalışmalarını da yakından takip ediyoruz. Ayrıca; TÜBİTAK SAGE vizyonuyla da paralel bir şekilde uzun menzilli ve yüksek özgül enerji - güç yoğunluğu gerektiren (örneğin: süpersonik/hipersonik füzeler, vb.) akıllı mühimmat ihtiyaçlarını da karşılayacak pil teknolojileri üzerine çalışmalarımıza devam ediyoruz. Gelecekte yeni nesil pil teknolojisinin, Türkiye'nin uzay yolculuğunda da milli güç kaynaklarından biri olarak görev yapacağını değerlendiriyoruz. Bu konuda iç projeler yürütüyoruz.
Defence Turkey: TÜBİTAK SAGE’nin gelecek 10 yıla ilişkin beklenti ve hedefleri hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Gürcan OKUMUŞ: Türkiye için savunma sanayiinde Ar-Ge Teknolojilerinde öncü kurum olmayı sürdürmek TÜBİTAK SAGE’nin öncelikli hedefidir. Bu hedefle Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik yeni teknolojilere sahip sistem seviyesi projeleri geliştirmeyi sürdürmek, tam bağımsız savunma sanayii için millileştirme faaliyetlerine hız kesmeden devam etmek ve ülkemize en üst düzeyde hizmet etmek TÜBİTAK SAGE için motivasyon kaynağıdır.Gelecek 10 yıllık perspektifte; RAMJET’li süpersonik seyir füzeleri, hipersonik seyir füzeleri, gelişmiş seyir füze varyantları, füze fırlatma teknolojileri, hava savunma füze teknolojileri, zırhlı araç koruma teknolojileri (hard kill), gelişmiş arayıcı teknolojileri, yapay zeka teknojileri, gelişmiş malzeme ve itki teknojileri ile ileri navigasyon çözümleri TÜBİTAK SAGE için cazibesini sürdürecek öncelikli teknolojiler olarak öne çıkmaktadır. Ayrıca tüm bu sistemlerin başta İHA’lar olmak üzere tüm insansız platformalara uygun çözümlerinin geliştirilmesini de planlıyoruz.
Defence Turkey: TÜBİTAK SAGE’nin IDEF ‘21 Fuarına gerçekleştireceği katılım hakkında bize neler söyleyebilirsiniz? Fuarda kaç ürün sergileyeceksiniz aralarında ilk kez görücüye çıkaracağınız araçlar da olacak mı?
İçinde bulunduğumuz pandemi nedeniyle üst düzey önlemler alınarak gerçekleştirilmesi planlanan etkinlikte geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da TÜBİTAK SAGE IDEF’in dikkat çeken kurumu olmaya devam edecektir. Fuarda sergilenecek ürünlere ilişkin planlama çalışmalarımız halihazırda devam etmektedir.
Defence Turkey: Okuyucularımıza bir mesaj olarak eklemek istediğiniz herhangi bir şey var mı?
Gürcan OKUMUŞ: TÜBİTAK SAGE Savunma Teknolojilerinde Türkiye'yi tam bağımsız kılmak vizyonu ile faaliyetlerini sürdürmekte olup yetişmiş insan gücü kaynağı ile zor olanı, Türkiye’de olmayanı ve yapılmayanı gerçekleştirme arzusu ile Türkiye’de ilklere imza atmaya devam edecektir.






