HomeNewsInterviewsAnalysisArticlesIssuesWho We AreEventsContact
Türk Hava Kuvvetlerinin Havadan Ulaştırma Kabiliyeti

Türk Hava Kuvvetlerinin Havadan Ulaştırma Kabiliyeti

Cem Doğut

Cem Doğut

23 May 2021 · 14:57
Issue 106
Article

Türk Hava Kuvvetleri 1946 yılında satın alınan C-47 Dakota’lar ile Hava Ulaştırma kabiliyetine kavuşmuştur. Amerikan yardımı olarak gelen uçaklar ile kısa sürede C-47 filosu genişlemiş, toplamda 110 adet C-47 envantere girmiş ve 1998’e kadar hizmette kalmıştır. Bu uçaklar başta İrtibat ve Nakliye Grubu adıyla hizmet veren birlik tarafından kullanılırken, 1948 yılında “Hava Nakliye Alayı” adıyla bağımsız bir birlik haline gelmiştir. Bu sayede Türk Hava Kuvvetleri’nin ihtiyaç duyduğu Havadan Ulaştırma faaliyetleri tek bir çatı altında toplanmıştır. Kurulan Hava Nakliye Alayları 1951 yılında yapılan isim değişikliği ile 11’inci (Etimesgut/Ankara) ve 12’nci (Erkilet/Kayseri) Hava Ulaştırma Ana Üs Komutanlığı adını almıştır. 1959 yılında iki adet C-54D Skymaster envantere alınmış, uzun menzilli taşıma görevleri için kullanılan uçaklar 1973’te hizmetten çıkmıştır. Altmışlı yıllara gelindiğinde Kıbrıs’taki karışıklıkların da etkisiyle Havadan Ulaştırma ve Havadan İndirme kabiliyetinin arttırılma ihtiyacı doğmuştur. Bu ihtiyacı karşılamak için 1964 yılında beş adet C-130E Hercules alınmış ve bu uçaklar ile “Taktik Hava Ulaştırma Filo Komutanlığı” kurulmuştur. Bu uçaklardan biri 1968 yılında eğitim uçuşunda düşmüş ve 1971-1974 tarihleri arasında üç adet daha C-130E alınmıştır. Yine 1971 yılında Havadan Ulaştırma ve Havadan İndirme kabiliyetin arttırılması maksatlı 20 adet C-160D Transall uçağı Alman Hava Kuvvetleri’nin ihtiyaç fazlası kullanılmış malzemesi statüsünde tedarik edilerek, Türk Hava Kuvvetleri’ne teslim edilmiştir.

C-160D Transall Uçakları ilk teslim edildiklerinde üzerlerinde havadan malzeme atma tesisatı bulunmamaktadır. 12’nci Hava Ulaştırma Ana Üs Komutanlığı kendi imkanlarıyla bu uçaklara atma tesisatı geliştirmiş ve uçaklara entegre etmiştir. Bu uçaklar 221’inci Filo Komutanlığı tarafından halen kullanılmaktadır.

Fotoğraf Ali TİTİZ - C-47 DAKOTA

Kıbrıs Barış Harekatının Başarısının Gizli Kahramanları “Hava Ulaştırma Filosu”

Yıllar içinde kurulan ve gücünü sürekli arttıran Hava Ulaştırma Filosu, 1974 yılında tarihinin en önemli sınavını vermiştir. Kıbrıs Barış Harekâtına 20 adet C-47, 6 adet C-130E ve 12 adet C-160D katılmıştır. Harekatın ilk gününde 20 adet C-47 saat 05:00’de paraşütçü atma görevi ile Erkilet Meydanından kalkmıştır. Bu uçakları gene paraşütçü atmak göreviyle 05:45’te kalkış yapan C-130E ve C-160D’ler takip etmiştir. Malzeme atma kolu olarak görev yapan C-130E ve C-160D’ler de 06:00’da Erkilet Meydanından havalanmıştır. 07:05’te Gönyeli atma sahasına bırakılan paraşütçüleri 07:18’de malzeme atışları takip etmiştir. Gönyeli bölgesindeki ikinci kademe görevde düşman atışı ağırlaşmış ve isabet alan uçaklar olmuştur. Bunun üzerine üçüncü kademe atma faaliyetleri Kırnı atma alanına yapılmıştır. Gönyeli ve Kırnı (Lefkoşe’nin kuzey doğusu) bölgelerine ilk gün yaklaşık 2100 paraşütçü ve 140 ton malzeme atılmıştır. Kıbrıs Barış Harekâtı, çok sayıda personeli ve ihtiyaç duydukları malzemeyi hızla uzun mesafelere aktarma kabiliyeti veren güçlü bir Hava Ulaştırma Filosunun önemini göstermiştir.

221.filo C-160D Transall Uçakları Fil Yürüyüşünde

90’lı Yıllar CN235M-100’ler ve C-130B’ler Envantere Katılıyor

1990 yılında iyice eskiyen C-47 uçaklarını değiştirmek için CASA firması ile 52 adet CN235M-100 uçağı alımına yönelik anlaşma yapılır. Uçakların 2 adeti İspanya’daki CASA tesislerinde kalan 50 adet uçak ise Ankara’daki TUSAŞ tesislerinde üretilmiştir. Haziran 1992’de ilk iki uçak İspanya’dan gelmiş, 1993 yılı itibariyle Türk Hava Kuvvetleri’nin hafif ulaştırma kabiliyetinin belkemiğini oluşturan, CN235M-100’ler Etimesgut’ta konuşlu 11’inci Hava Ulaştırma Ana Üs Komutanlığı bünyesinde görev yapmaya başlamışlardır.

1991-1992 yıllarında Amerikan Ulusal Muhafızları’nda uçmuş 6 adet ikinci el C-130B envantere girmiştir. 2012 yılında Suudi Arabistan Kraliyet Hava Kuvvetleri’nin hizmetten çıkardığı altı adet daha C-130E uçağı satın alınmıştır. Günümüzde toplam 19 adet C-130B/E uçağı 222’nci Filo Komutanlığı bünyesinde uçmaya devam etmektedir.

İlerleyen yıllarda Türk Hava Kuvvetleri, mevcut kabiliyeti arttırmak için kiralama ve satın almayla filosunu güçlendirmeye devam etmiştir. 1995 yılında önce Amerika ordusundan kiralanan iki adet KC-135R uçağını, 1997 yılında satın alınan yedi adet KC-135R Tanker uçağı takip etmiştir. Asli görevi F-4E Phantom II ve F-16C/D Fighting Falcon uçaklarına havada yakıt ikmali olan KC-135R’ler aynı zamanda kargo ve personel taşıma içinde kullanılmıştır. KC-135R’ler kargo bölümünde sökülüp takılabilir koltukları ile 56 (olağanüstü hallerde 250’ye kadar arttırılabilir) personel ve çabuk monte edilebilir roller sistemi ile 6 adet palet ile 16.344 kg yük taşıyabilmektedir. Ayrıca roller sistemi sökülerek zemine yapılacak yükleme ile yük taşıma ağırlığı 37.640 kilograma kadar çıkartılabilmektedir. 90’lı yıllar ve sonrasında 2000’li yıllarda KC-135R uçakları A400M uçakları envantere dahil olana kadar en uzun menzilli ve en fazla yük taşıyabilen uçaklar olarak Hava Ulaştırma Filosunun belkemiğini oluşturmuşlardır.

Fotoğraf: Cem DOĞUT - A400M

A400M Uçakları ile Stratejik Ulaştırma Kabiliyeti Kazanıldı

Önce C-47’ler daha sonra CN235M-100’ler ile hafif nakliye görevleri yapan Hava Ulaştırma Filosu 60’lı ve 70’li yıllarda aldığı C-130E ve C-160D uçakları ile Taktik Ulaştırma kabiliyetine kavuşmuştur. HvKK 1985’ten itibaren ilgilenmeye başladığı ve 1995’te geliştirme sürecine ortak statüsünde dahil olduğu A400M Projesi ile de Stratejik Ulaştırma kabiliyetine de kavuşur. Hava Kuvvetlerinin 10 adet A400M Atlas uçağı tedarikini kapsayan program da 16 Nisan 2014’te ilk A400M teslim alınırken, bugüne kadar dokuz adet A400M envantere girmiştir. Onuncu uçağın ise 2022 yılında teslim alınması beklenmektedir. Proje kapsamında uçakların nihai konfigürasyonlarına ulaşmasını sağlayacak retrofit faaliyetlerine de 2020 yılından itibaren Kayseri 2'nci Hava Bakım Fabrika Müdürlüğü'nde başlanmıştır.

A400M Uçağının envantere girişi ile Türk Hava Kuvvetleri artık tek seferde daha ağır veya daha hacimli malzemeyi taşıyabildiği gibi daha önce hava yolu ile taşınamayan silah sistemleri ve araçlar (Helikopter, Zırhlı Personel Taşıyıcı gibi) da bir yerden başka bir yere intikal ettirilebilmektedir. Hava Kuvvetleri, A400M ile harekât yarıçapını havadan yakıt ikmali olmaksızın 37 ton yük ile 3.000km mesafeye, 10 ton yük ile 9.000km mesafeye çıkarmıştır. Bu sayede Türkiye’den Amerika kıtasına kadar kesintisiz uçabilmektedir. A400M Uçağı, sahip olduğu 37.600 kg taşıma kapasitesi ve 800km/s seyir sürati ile Türk Hava Kuvvetleri’nin güç projeksiyon kabiliyetini ve reaksiyon hızını önemli ölçüde artırmıştır. C-160D uçaklarının kargo görevlerinden alınmaya başlanması ve son yıllarda Türkiye’nin yurtdışı üslerinin kurulmasıyla birlikte daha fazla sayıda A400M ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Başta Libya ve Somali olmak üzere kurulan üslere A400M’ler ile yoğun uçuşlar yapılmaktadır. İki ya da üç kargo uçağının yapacağı görevi tek başına yapabilen A400M Türk Silahlı Kuvvetleri’nin intikal gücünü ciddi olarak arttırmıştır.

C-130 Erciyes Programı Modernizasyon sonrası dijital kokpit görünümü

Mevcut C-130B/E uçaklarını 2005 yılından itibaren Avrupa ve ABD hava sahalarında uygulanmaya başlanan kurallara uygun hale getirerek, bu hava sahalarını kullanmasını sağlamak ve uçak üzerinde ekonomik ömürlerini doldurarak, uçuş emniyetini tehdit etmeye başlayan sistemleri modern sistemler ile değiştirmek maksadıyla C-130 ERCİYES Aviyonik Modernizasyon projesi başlatılmıştır. TUSAŞ ana yükleniciliğinde yürütülen ve sözleşmesi Aralık 2006’da imzalanan Erciyes Projesi kapsamında 13 adet C-130E ve 6 adet C-130B Hercules ulaştırma uçağı modernize edilecektir. Tasarım, entegrasyon, üretim, yer ve uçuş testleri ile kalifikasyon faaliyetleri tamamlanan ilk prototip uçak (188 kuyruk numaralı C-130E) 8 Ağustos 2014’te TUSAŞ tesislerinde düzenlenen bir törenle HvKK’ya teslim edilmiştir. Aralık 2016’da ikinci ve son prototip uçak (634 kuyruk numaralı C-130B) HvKK’ya teslim edilmiştir. Modernizasyon sonrası uçaklar C-130EM ve C-130BM olarak isimlendirilmiştir. Bu modernizasyon ile C-130’lar 2040’lı yıllara kadar güvenle hizmette kalabilecektir. C-130BM/EM Hercules uçaklarına uluslararası seyrüsefer ihtiyaçlarına uyumlu Sayısal Kokpit (Kayan Harita kabiliyetli 4 adet renkli Çok Maksatlı Ekran (MFD), 2 Merkezi Gösterge Birimi (CDU) ve 2 çok amaçlı Merkezi Kontrol Bilgisayarı (MKB), Milli Uçuş Yönetim Sistemi (FMS), HvBS’ne entegre olarak çalışabilen Yer Görev Planlama Birimi ve gece görüş gözlüğü uyumlu gösterge ve aydınlatma sistemleriyle donatılmıştır. Toplamda 19 uçağı kapsayan Erciyes Projesi kapsamında 8 adet uçağın modernizasyonu tamamlanmıştır. C-130 uçaklarına paralel olarak CN235M-100’lerin de sivil hava sahasını kullanabilmesi için daha dar kapsamlı aviyonik modernizasyon faaliyetleri başlamıştır. Kılavuz projesi ile Garmin firmasından alınan hazır aviyonik sistem uçaklara milli imkanlar ile entegre edilecektir.A330 MRTT

Havadan Yakıt İkmal Uçaklarında En Ciddi Aday A330MRTT

Türk Hava Kuvvetleri yaşlanan Havada Yakıt İkmal (HYİ) uçaklarını değiştirmek için yakın gelecekte yeni uçak tedarik etmek zorundadır. Bunun için hali hazırda piyasada Boeing KC-46 ve Airbus A330 MRTT olmak üzere iki alternatif vardır.  KC-46 ile ilgili sorunlar halen devam ettiği ve Türk Hava Yolları’nın mevcut A330 kabiliyetini göz önünde tutarsak yeni HYİ uçakları için en ciddi aday A330 MRTT’dir. A330 MRTT HYİ kabiliyetimizi arttıracağı gibi Stratejik Ulaştırma yeteneğini de arttıracaktır. 45.000 kg kargo kapasitesine sahip olan uçak 300 personel taşıyabilmektedir. Tıbbi tahliye görevleri için 40 sedye, 20 sağlık personeli ve 100 yolcu taşıyabilmektedir. Airbus’tan yeni uçak tedarik edileceği gibi Türk Hava Yolları’nın (THY) elindeki A330-200 modeli uçakların da  A330 MRTT konfigürasyonuna dönüştürülmesi mümkün olabilecektir. Uçağın bakım ve personel eğitimi için de Türk Hava Yollarının mevcut kabiliyetinden yararlanmak mümkün olacaktır.

Türk Hava Kuvvetlerinin 75 yıl önce Hafif Ulaştırma yeteneği ile kurulan Hava Ulaştırma Filosu yıllar içerisinde Stratejik Ulaştırma yeteneğine kavuşmuştur.

Bu kabiliyetin korunması ve daha da arttırılması için yapılması gerekenlerden de kısaca bahsetmek istiyorum.

A400M’lerin personel naklinden, kargo nakline, kurye uçuşlarından V.I.P destek uçuşlarına kadar her görevde yoğun olarak kullanmaktayız. Artan ihtiyaçlar nedeniyle A400M sayısının arttırılması önem kazanmıştır. Yeni uçak siparişi verilebileceği gibi halihazırda vermiş oldukları siparişleri sayıca düşürmek isteyen proje ortaklarının uçakları da alınabilir. Projenin başında HvKK’lığı tarafından ihtiyaç olarak 26 uçak belirlenirken, ekonomik sebepler ile siparişler 10 adete düşürülmüştü. Yeni siparişlerin verilmesi ulaştırma kabiliyetimizin güç çarpanını arttıracaktır. Ancak hem ilk alım maliyeti hem de işletme maliyet yüksek olan A400M alınamaz ise C-130J-30 Super Hercules uçakları da düşünülebilir. C-130B/E için ebatça büyük olan kargoları taşımak için C-130J-30 ideal olabilir. A400M kullanıcısı ve proje partneri olan Almanya ve Fransa’da bu amaçla daha önce ortak C-130J-30 filosu kurmuştu. HvKK’nın Taktik Ulaştırma yeteneği için eldeki 19 adet C-130B/E Erciyes modernizasyonundan sonra yeterli gözükmekle birlikte yapısal olarak zayıf olan C-130B’ler C-130J’ler ile değiştirilebilir. Bu sayede hem Taktik Ulaştırma yeteneğimiz artmış olur hem de yukarıdaki satırlarda da vurguladığım gibi A400M’ler üzerindeki yük hafifletilmiş olur. Günümüz şartlarında düşük performanslı kalan CN-235M-100 uçakları da ileriki yıllarda kapasitesi daha yüksek uçaklar ile değiştirilebilir. Bu değişim mevcut filonun tamamını değiştirmek yerine mevcut filoyu destekleyecek daha kabiliyetli C-295 gibi bir uçak alınarak ya da kiralanarak çözülebilir. Bu tercihte C-295 bakım altyapısının, mevcut CN-235M-100’ler ile benzer olması ve işletme maliyetlerinin düşük olmasının da bu model özelinde önemli bir avantaj olduğunu söyleyebiliriz. HvKK’lığının mevcut Arama-Kurtarma filolarında kullandığı CN-235M-100’ler uzun menzilde ve özellikle deniz üstü görevlerde de maalesef yetersiz kalmaktadır. Deniz üstündeki uçuşlarda uçağın motor kaybı durumunda tek motor ile uçuş performansı özellikle önem kazanmaktadır. Bu nedenle Doğu Akdeniz ve Libya’da yapılan eğitim faaliyetlerinde Arama-Kurtarma görevleri için C-130 uçakları kullanılmıştır.

Türk Hava Kuvvetleri Ulaştırma Filoları diğer Kuvvetlere de ayrıca ulaştırma hizmeti vermekte kimi zaman bazı problemler doğurmaktadır. Farklı Kuvvetlerden birliklerin koordinasyonu ve birlikte çalışmasında zorluklar yaşanabilmektedir. Buna en güzel örnek Kardak Krizi sırasında İstanbul’daki SAT birliğinin bölgeye intikali sırasında yaşanan sıkıntılar gösterilebilir. Kara ve Deniz Kuvvetleri de kendi ulaştırma uçaklarına sahip olmak istemektedir. Deniz Kuvvetleri MELTEM Projesi kapsamında 3 adet ATR-72/600 Genel Maksat uçakları ile kısmen kendi ulaştırma problemlerini çözme yoluna gitmiştir. Savunma Sanayii Başkanlığı’nca (SSB) yürütülen İrtibat ve Genel Maksat Uçağı (GMU) projesiyle Kara Kuvvetlerinin ulaştırma uçağı ihtiyacının karşılanması planlanmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken konu seçilecek uçağın sadece Kara Kuvvetlerinin ihtiyacının karşılayacak bir uçak olmaması gerektiğidir. Hali hazırda Hava Kuvvetlerinin de Deniz Kuvvetlerinin de CN-235M ile C-130B/E arasında görev yapabilecek orta sınıf askeri nakliye uçağına ihtiyacı vardır.

Başta yapılması gereken Deniz Kuvvetleri Deniz Karakol Uçağı (DKU) arayışına girdiğinde diğer iki kuvvetin de ihtiyaçlarını karşılayabilecek ortak bir uçak seçilmesiydi. Örneğin ATR-72/600 yerine C-295 seçilseydi bu uçak üzerinden DKU ihtiyacını karşılarken Hava Kuvvetleri Arama-Kurtarma uçağı ve Kara Kuvvetleri de ulaştırma uçağı ihtiyacını karşılamış olurdu. Ortak bakım ve eğitim altyapısı oluşturulabilirdi. Bu şekilde ilk alım ve işletim maliyetleri düşürülebilirdi. Umarım geçte olsa İrtibat ve Genel Maksat Uçağı (GMU) projesinde bu konuya dikkat edilir. Yazımı 221’inci Hava Ulaştırma Filo Komutanlığının sloganına atıfla bitirmek istiyorum,

Türk Hava Kuvvetleri Ulaştırma Filosu ile “Gidemeyeceğimiz Yer, İnemeyeceğimiz Meydan, Uçamayacağımız Hava Yoktur.”